İyi Kitap

Sarılmanın büyülü anları

Sarıldığımız Gün, cinsiyetçi rollerin dışında, paylaşımcı bir ortak yaşam içinde, birbirleriyle iletişimin kıymetini bilen aile modeliyle dikkat çeken bir kitap.

Yazan: Cahit Ökmen

Yeryüzünün en dokunaklı ve coşkulu, içimizi uçuran, kalbimizdeki gökyüzünü genişleten görüntüleridir sokaklarda, alanlarda, parklarda, evlerde birbirine sarılan insanlar. Ateşten bir nehir akar, iki ruh arasında… Ateşten, şefkatten, özlemden, sevgiden…
Görkem Kantar Arsoy’un kitabında da endişelerin, düş kırıklıklarının, moral bozukluklarının, gerilimli ruh hâllerinin şifası olarak karşımıza çıkıyor sarılma eylemi. Bu duyguların öznesi, günü kötü geçen küçük bir çocuk da olabilir, bir yetişkin de… Herkes için büyülü bir andır, sevilenin bedenindeki sıcaklığı, dirimi, yakınlığın kokusunu hissetmek. Kötülüklerden arınmak, iyiliklere bürünmektir. Dönüşmek, tazelenmektir.
“Ekin ile annesi, sımsıkı sarıldılar. ‘Büyülü bir an’ diye içinden geçirdi Ekin. İçinde sanki tomurcuklar filizlendi, tırtıllar kelebek oldu, uzun zamandır birbirlerini göremeyenler kavuştu…”
Korkulu bir düşle uyanır Ekin, annesinin şefkatli kolları yatıştırır onu… Ama ertesi gün yaşanacak talihsiz durumların bir habercisidir sanki bu düş. Sayılarla arası pekiyi olmayan bir çocuk için beklenmedik bir matematik sınavı kötü bir sürprizdir. -Yazar, gündelik yaşamla pek ilişkisi olmayan mekanik sorulara çocuk dünyasının verdiği tepkileri yansıtarak eğitim uygulamalarına ilginç bir kurguyla eleştirel bir bakış yöneltiyor bu arada.- Matematik öğretmeninden aldığı uyarıyı, Türkçe dersinde yazdığı metindeki noktalama eksikliklerinden dolayı bir başka uyarı izler. Okul bahçesinde de talihsizlikler peşini bırakmaz; “yaşam dolu” bahçede, bu yaşamın küçük bir parçası olduğunu içinde hissederken, acıyla irkilir, sanki biri sırtına kaynar su dökmüştür: Arkadaşının çektiği şut yanlışlıkla sırtında patlar… -Böyle bir olayın nasıl tatlıya bağlanacağının anlamlı bir örneğini sergiler yazar. Sahici incelikler ve eylemler can acısına da birebirdir.- İngilizce dersinde de haklıyken haksız duruma düştüğü bir başka olay yaşar Ekin, öğretmenine yabancı bir dilde derdini anlatmakta zorlanır. “Ekin yer yarılıp içine girmek istedi. Düştüğü duruma inanamadı.” İçinde egemen olan duygu yorgunluk ve bezginliktir.
Bu olumsuz duygular insanı içine kapatır, dış dünyadan yalıtır, iletişim olanaklarını sıfırlar, zengin ve incelikli yaşam ayrıntılarıyla insan ruhu arasına bir duvar örer. Çocuklar için de böyledir bu elbette… Servisle eve geldiğinde, onun mutsuz aceleciliğinin farkında olan servis ablasının seslenmesini yanıtlamaz Ekin. Bir günde defalarca penceresinden bakkala sepet sallayan Necla teyzenin “Nasılsın bakalım?” sorusuna oralı olmaz. Eve girdiğinde, kızgınlığın ve öfkenin dikenli tasması çocuk ruhuna kilitlenmiştir artık: “Patlamaya yakın bir yanardağ, kırmızı pelerine saldırmaya hazır kızgın bir boğa gibi hissetti kendisini. Sonra birden, yastığını yorganın altından çekip odanın diğer köşesine fırlattı. Kitaplığın üstündeki saati, kalemliği, haritası, kumbarası gürültüyle yere düştü.” Ama evde şahane bir anne vardır karşısında, annenin o dikenli tasmayı hangi tutum ve davranışlarla kır çiçeği demetine dönüştürdüğü, kızının kalbine dolanmış karanlık örtüyü nasıl usulca çekip çıkardığı kitabın adında ve kapak fotoğrafında da ipuçlarını sergiliyor. Ki aynı örtüyü, edindiği duygusal farkındalıkla, Ekin de babasının üstünden çekip çıkarmayı deneyimleyecektir.
Sarıldığımız Gün, cinsiyetçi rollerin dışında, paylaşımcı bir ortak yaşam içinde, birbirleriyle iletişimin kıymetini bilen aile modeli ve kızının duygusal ve düşünsel özerkliğinin bilincinde anne tiplemesiyle dikkat çeken bir kitap. “Ekin ise ödev yapmak yerine resim çizmek istedi. Annesi, ‘Sen bilirsin. Ne de olsa senin ödevin!’ dedi.” Yine de şu saptamayı yapmak gerekiyor: Görkem Kantar Arsoy, çocuk edebiyatı alanı içinde değerlendirilebilecek bir kitaptan çok, kişisel gelişim alanında çocuklara ve yetişkinlere anlamlı iletiler ulaştıran bir kitap yazmış. Yukarıda ayrıntısını verdiğim amaçlara hizmet eden çeşitli “durumlar” birbirine eklemlenmiş; bu “durumların” dilin edebi niteliğiyle zenginleşen, özgün bir anlatı kurgusu yarattığını söylemek pek olanaklı değil.
Mert Tugen’in resimleri anlatıyı sahicileştirmede, yaşanan çatışmaları, duyguları görselleştirmekte dokunaklı ve derinlikli, çok değerli bir katkı sunuyor.

 

 

 

Sarıldığımız Gün
Görkem Kantar Arsoy
Resimleyen: Mert Tugen
Yapı Kredi Yayınları, 56 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1963 yılında doğdu. ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında özellikle öğretmen eğitimine yönelik Türkçe ve Edebiyat dersleri koordinatörlüğü yapıyor. 1998 yılında Öteki Yayınları’ndan yayımlanmış “Melankolik Masal” adlı bir şiir kitabı var; 1990 yılında Varlık Dergisi Şiir Başarı Ödülü’nü, 1995 yılında Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü, 1998 yılında Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı. Pera adında bir kızı var, Ankara’da yaşıyor.

Yorum yaz