İyi Kitap

“Öteki” ol(ma)mayı ne zaman öğreniriz?

Feyza Hepçilingirler, son kitabı Kara Kargalar ile Ak Martılar’da zihnimizde ne zaman yer ettiğini çoğumuzun anımsayamadığı “öteki” algısını, kargalarla martılar arasında paylaşılamayan bir çam ağacı üzerinden irdeliyor.

Yazan: Nida Dinçtürk

Henüz ilkokula başlamamıştım, çok net anımsıyorum, babama, biz hangi takımı tutuyoruz, diye sorduğumu. Bir süre sonra da biz solcu muyuz yoksa sağcı mı, diye sormuştum. Babamın o zamanki yanıtları hiçbir yönlendirme taşımayan, basit yanıtlardı. Ama büyüdükçe herkesin babasının böyle basit yanıtlar vermekle yetinmediğini anladım. Mesela, ben ilkokula elimde matarımı sallaya sallaya giderken, yaşıtım olan nice arkadaşımın okula Alevi olduklarını kimseye söylememeleri tembihlenerek gönderilmeleri, başka babaların verdiği pek de basit olmayan yanıtlarla alakalıydı. Benim bu hikâyeleri anca üniversiteye geldiğimde dinlemiş olmam ise hayatımdaki büyük bir boşluğa işaretti. Bu yüzden gerçekten bilmiyorum, tam olarak ne zaman “ötekileştirmeyi” bu kadar içselleştirdiğimizi. Ten renklerimizi, dillerimizi, doğduğumuz yeri kaç yaşımızdan itibaren ciddi bir varoluş meselesine çevirip kendimiz gibi olmayana ne zaman savaş başlattığımızı…
Feyza Hepçilingirler, Doğan Egmont’tan çıkan son çocuk kitabı Kara Kargalar ile Ak Martılar’da, kafamızda ne zaman oturduğuna emin olamadığımız bu ötekileştirme algısına kuş cıvıltıları ile erken müdahale etmeyi hedefliyor. “Öteki” meselesine dair başarılı bir özdeşleştirme yakalayan kitap, bir okulun hemen bitişiğindeki koca çamı mesken tutan martılar ile kargaların ağacı bir türlü paylaşamamasını anlatıyor. Martılar her akşam, günü bitirmek için çama tüneyen kargaları püskürtmeye karar verip ağacı işgal etmeye kalkışınca işler çığırından çıkıyor. Yükselen gaklamalara çocuklar da katılıp kara kargacılar ve ak martıcılar diye kendi içlerinde ayrılınca, koca çam meseleye el koyuyor. Önce renkleri ve sesleri yüzünden kuşları ayrıştırmaya kalkışan çocukları azarlıyor, sonra da kuşlara dönüp “Ben tek renk, tek ses istemiyorum ki üstümde. Ben çok ses, çok renk istiyorum,” diyor.
Dile gelen bir ülke gibi konumlandırılan koca ağaç, tam da hepimizin ihtiyacı olan bir bilge gibi konuşuyor. Irma Zmiric Çetinkaya’nın canlı çizimleriyle keyiflenen Kara Kargalar ile Ak Martılar, kelimeler üzerinde yaptığı şekilsel oyunlarla da okurunu metinle bütünleştirmeyi deniyor.
Hepçilingirler, satır aralarında barış çağrısında bulunduğu kitabıyla toplumdaki mutlak barışın tesisi için en doğru kitleye sesleniyor. Biz zehirlenmiş erişkinler için ise geriye, öğrenilmiş tüm ötekilikleri unutabilmeyi dilemekten başka bir şey kalmıyor.

 

 

 

Kara Kargalar ile Ak Martılar
Feyza Hepçilingirler
Resimleyen:
Irma Zmiric Çetinkaya
Doğan Egmont, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz