İyi Kitap

Hayatın nimetlerine sıcacık bir övgü

Karin Karakaşlı 30 Mart 2018 Çocuk Kitaplığı, Karin Karakaşlı, Sayı 103 - Nisan 2018 Hayatın nimetlerine sıcacık bir övgü için yorumlar kapalı

Çocuk ve gençlik edebiyatının sevilen yazarlarından Anna Lavatelli, Harika Tarif’te anne babası geçim derdiyle o çok küçükken evden ayrılan Gastón Bisrror Aguirre’le tanıştırıyor bizi.

Yazan: Karin Karakaşlı

Coğrafya derslerinin sıkıcılığının aksine, uzak diyarları, yepyeni kültürleri tanımak, dünyanın en kıymetli keşfidir. Şansımız varsa gidip oraları doğrudan görme fırsatımız olur. Ama çoğu kez sadık dostumuz kitaplar ilk elden yardıma koşar ve bizim daha yola çıkacak kadar büyümediğimiz zamanlarda ya da yetişkin olmuş halimizle görme fırsatı bulamadığımız yerlere bizi bir çırpıda ışınlayıverir. İşte Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan, Nilüfer Uğur Dalay’ın çevirdiği Harika Tarif, (Gastón e La Ricetta Perfetta) böylesi bir keşif ve yolculuk romanı.
Çocuk ve gençlik edebiyatının sevilen yazarlarından Anna Lavatelli, Harika Tarif’te anne babası geçim derdiyle o çok küçükken evden ayrılan Gastón Bisrror Aguirre’le tanıştırıyor bizi. Contamana Yetimhanesi’nde büyüyen Gastón’un tek dayanağı, ortak zevkleri olan leziz yemeklerin tarifini kendisiyle paylaşan, şefkati ve yol göstericiliği ile yalnızlığına ortak olan Peder Obdulio’dur. Göbeğinden ötürü Peder Balkabağı lakabıyla tanınan bu adam, “Yemek, olması gerektiği kadar iyi pişmişse, ruhlar iyileşir,” diyerek aslında sevgi ve tutkuyla yapılan her şeyin şifalandırıcı gücünü öğretmiştir oğlana. Peder Balkabağı öldüğünde Gastón daha fazla yetimhanede kalamaz ve bir umut anne-babasının izini bulabilmek hayaliyle gemilerde çalışmaya başlar. Amazon Nehri’nde sefer yapan Kaptan Rafael Mendoza’nın lüks turist gemisi Amazon Kraliçesi’nde aşçı yamağı olarak işe başlayan Gastón; bir baskın sonrası aşçıları Fidél’in tutuklanmasıyla lezzetli yemeklerinden olan korsanlar tarafından kaçırılır. Kendisi de depremde ailesini kaybetmiş bir yetim olan ve Gastón’a sevgiyle bağlı Kaptan Mendoza bu işin peşini bırakmayacaktır. Teğmen Guzman’la aramaya koyuldukları Gastón’sa korsanlarla birlikte yepyeni maceralara atılmıştır…

Dolunay ve Amazon Nehri
Antonio Machado’nun “Yaşam, geniş bir ırmak gibi akar,” alıntısıyla başlayan roman bir nehir akışkanlığına sahip. Güney Amerika’da Amazon Nehri’nin Peru topraklarından geçen en büyük kollarından biri olan Ucayali Nehri boyunca ilerleyen roman; okuru Peru, Kolombiya ve Brezilya coğrafyalarında etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Güney Amerika mutfağı, coğrafyası ve yaşayışına dair sayısız renkli ayrıntı barındıran kitap için yayınevi tarafından hazırlanan yabancı adları okunuşu, yiyecek ve coğrafya adları listesi ile çevirmenin notu olarak yer alan dipnotlar, bu yabancı dünyanın içine girebilmek için kılavuz işlevi görüyor. Huban Korman’ın resimlediği harika kapaksa hayal gücünü tetikliyor.
Dolunayın büyüsü ve nehrin bilgeliği yazarın sıkça gönderme yaptığı iki temel ayrıntı. Kaptan Mendoza genç arkadaşına ne yapacağını bilemediğini söylediğinde “En iyisi, kendine sor. Daha da iyisi, Amazon’a sor. Bu gece dolunay var evlat; konuşmaya en gönüllü olduğu zaman. Bazı şeyleri, yalnızca nehir bilir,” şeklinde bir tavsiyede bulunuyor. Gastón da yetimhane günlerinden beri dolunaylı gecelerde nehre yoğunlaşma alışkanlığına sahip: “Geceleri dolunay, sevdiğimizin yüzü gibi insanın içini ısıtan tanıdık çehresiyle, o koca nehrin sularından doğduğunda, her şey değişirdi… Bütün gözyaşlarını, Peder Balkabağı’nın dolunayla ona eşlik ettiği verandanda, uzun süre, tek başına ve yavaş yavaş akıtmıştı. O gözyaşları, hiç ses çıkarmadan nehre dökülmüş, sulara karışmıştı. Şimdi de, dünyanın bütün tuzlarının biriktiği Atlas Okyanusu’na doğru seyrediyorlardı. Gastón, günün birinde annesinin, balık kızartırken tat vermesi için kullanacağı tuzda, kendi gözyaşlarının olacağını düşünerek teselli buluyordu.”

Deneyimli bir yazar
1953 yılında İtalya’nın Cameri kentinde doğan Anna Lavatelli, Milano Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra edebiyat öğretmenliği yapmış. Otuz yılı aşkın süredir, çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatı alanında eserler veren yazar, hem İtalyancadaki hem de İspanyolcadaki ustalığı nedeniyle “iki dünya arasında bir yazar” olarak değerlendiriliyor. Lavatelli, 2005 yılında Yılın En İyi Yazarı dalında İtalyan Andersen Ödülü’ne değer görüldü. Valeria sei ritardo (Geç Kalan Valeria), L’enigma della Torre (Kalenin Gizemi), Gatti al volante (Direksiyon Başındaki Kediler), Tito stordito (Sersem Tito), Il sasso sul cuore (Taş Kalpli), Il giallo del sorriso scomparso (Sarı Gülümseme Kayboldu) ve Superpapà (Süper Baba) yazarın en bilinen kitaplarından bazıları.

Belleğin acı-tatlı oyunları
Anna Lavatelli, tat ve koku duyumuzun belleğe kayıtlı anıları canlandırmadaki işlevine özel bir vurguda bulunmuş. Annesini nane kokan nefesinden, babasını da gazoz yaptığı çerimoya meyvesinin kokusundan tanıyacağını bilen Gastón, çocukluk hatırası chupe de camarones, yani karides çorbasının kokusuyla anında zamanda ışınlanıyor.
Yoksulluk ve şansızlık nedeniyle korsan olduklarını düşünen insanları da dönüştüren sevginin gücü, doğanın emsalsiz cömertliği, çevreye saygı bilinci yazarın altının çizdiği konulardan bazıları. Bir yanda lezzetlerden lezzet beğenen turistler, diğer yanda tokluk hissetmek için kil ve toprak yemek zorunda kalan kabilelerse dünyadaki gelir ve kaynak dağılımı eşitsizliğini gözler önüne seriyor.
Kitabın sonunu biraz fazla hızlandırılmış ve ayrıntılandırılmamış bulsam da yaşadığı acılarla küçük yaşta olgunlaşan ama sevgi ve umuttan hiç vazgeçmeyen Gastón, kalpleri fethedecek bir kahraman. Harika Tarif ise hayatı her şeyiyle armağan olarak görmeyi sağlayan bir kılavuz…

 

 

 

Harika Tarif
Anna Lavatelli
Resimleyen: Huban Korman
Türkçeleştien: Nilüfer Uğur Dalay
Günışığı Kitaplığı, 208 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author