İyi Kitap

Baktı ve merak etti… Baktı ve merak etti…

Yazan: Melek Özlem Sezer

“Meaaaav!”
Her ne kadar yayınevinin adı tek a’lı Meav olsa da bu isim nağmeli bir kedi gibi sesleniyor insana; ruhuna karşı merak uyandıran acar bir kedi… Meav Yayınlarından çıkan Işık Demetinde adındaki kitapsa açıldığı gibi, sizi bu kedinin huzurla sepetine kıvrıldığı anın duygusuyla karşılıyor. Nefis bir kâğıtta, fıstık yeşilinin tonları sistematik ama çocuksu bir eğri büğrülükle pötikareler çiziyor. Bir yanında yazarın ve ressamın ithafları, bir yanında Einstein imzalı bir söz: “Önemli olan soru sormayı bırakmamak. Merakın kendine özgü bir varoluş sebebi var.” Ki bu söz, kitabın yörüngesini çiziyor. Einstein’ın hayatı, dehanın soru sorma ve merakla gelişimi açısından ele alınıyor. Sevimli, dinamik ve yer yer oldukça esprili ifadeleri olan resimlerle kitap masal havasında başlıyor: “100 yıldan fazla zaman önce, yıldızlar gökyüzünde kayarken, dünya güneşin etrafında dönerken ve nehir kenarındaki küçük bir kasabada mart ayı rüzgârları eserken bir bebek dünyaya geldi. Ailesi ona Albert ismini koydu.”

Bundan sonra da koskoca Einstein’i bir çocuk olarak hayal etmemizi sağlayan ve ferah bir sayfa tasarımına eşlik eden şu cümleler geliyor: “Albert bir yaşına girdi. Tek kelime konuşmadı. Albert iki yaşına girdi. Tek kelime konuşmadı. Albert üç yaşına girdi. Zar zor birkaç kelime konuşabildi. Sadece büyük meraklı gözleriyle etrafa bakındı. Baktı ve merak etti. Baktı ve merak etti.” Kitaba göre Albert’teki merak duygusunu doğanın sırlarını aramaya kışkırtan ilk şey, babasının hediye ettiği pusula. Ki bu meraklı çocuk her zaman, her yerde sorular sormaya ve ortalamaya uymadığı için de okulda tepki çekmeye başlıyor hâliyle. Öğretmeni sınıfın işleyişini bozduğunu ve diğerleri gibi davranmazsa bir baltaya sap olamayacağını söylüyor. Sıra dışının istismarı, öğretmenin kendini aşan öğrenciye uyguladığı duygusal şiddet ve onu sıradanlaştırmaya dönük baskısı; ajiastayona kaçmadan, ayrıntıya girmeden, satır aralarında işleniyor.

Kitaba ismini veren hikâye ise şöyle: Albert kırda bisiklet sürerken güneşten süzülen ışık demetlerine bakıp ışık demetinde bisiklet sürmenin nasıl bir şey olacağını merak ediyor. Ve sayıların nasıl gizli bir dil oluşturduğundan şekerin çayın içinde nasıl eridiğine, piposundan çıkan dumanın havada nasıl kaybolduğuna kadar her şeyi sormaya devam ediyor. Soruları onu atomu keşfetmeye, ışık hızının bilmecesine ve adını bir deha olarak fizik tarihine yazdıracağı teorilere ulaştırıyor.

Böyle bir hayatı, üstelik fizik kuramlarıyla birlikte anlatmak fazlasıyla zor. Bu nedenle yazarın başarısını değerlendirirken haksızlık etme kaygısıyla kitabın başında günlerce çakılı kaldım. Ki ne zaman metni tekrar okumaya girişsem, daha çok resimleri okudum ve ressamın anlatılanları formüle edişindeki ince zekaya hayran kaldım.

Bir iş doğru ve alabildiğine yalın yapılınca, bakana kolay geliyor. Ressamın uçuşan, ferah çizgileri, cıvıltılı hareketliliği de en zor şeyin, yani resimlerin bir çırpıda yapıldığı hissini yaratıyor. Ancak metin, “Evet bu netametli iş ancak bu kadar iyi yapılabilirdi!” dedirtmiyor. Bir resimli kitap hacminin ve seslenilen yaş grubunun sınırlarının zorlayıcılığını elbette unutmamalı. Ama yine de şunların üzerine gidilseydi, acaba daha iyi olabilir miydi diye düşünüyorum: Yaşam evrelerine vurulan spotlarda denge gözetilmemiş. Kimi geçişler, ani sıçramalara dönüşüyor ve bir nehir gibi bütünlük hissi vererek değil de parça parça akıyor. Genelde yalın, samimi bir dil ama bazen de E=mc2 formülünü açıklarken olduğu gibi hızlı ama anlaşılması zor ve akılda kalıcı olmayan cümleler kuruluyor. Yerçekimini tanımlayan cümle şöyle: “Bizi gezegenimize doğru aşağıya çeken ve ayın uzay boşluğuna doğru sürüklenmesini engelleyen o görünmez güç.” Bu, bilen birine hatırlatma işlevinde bir cümle, yoksa çocuğun yer çekimini anlayabileceği ve bu bilgiye yakınlaşabileceği değil. Ki aksamalar daha çok işin içine fizik girince başlıyor. Öte yandan kitap; Albert’in yeteneğinin karşısına konulan engelleri aşmasını anlatışındaki sakinlikle, çocuk okura özgüven aşılayıcı tavrıyla ve samimi, iletişime giren yapısıyla hayat bilgisi açısından çok değerli bir yer kazanıyor.

 

 

 

Işık Demetinde
Jennifer Berne
Resimleyen: Vladimir Radunsky
Türkçeleştiren: Erinç Karakan
Meav Yayıncılık, 36 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

21 Aralık 1971’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi okudu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. TRT radyolarına masal programları hazırlayıp sundu. Şiir, öykü ve masal alanlarında uğraş veriyor. Yaşamını senaryo yazarlığı ve seslendirme yaparak kazanıyor. 1998 Cemal Süreya, 2000 Behçet Aysan ve 2011 Nüzhet Erman Şiir, 2001 Arıburnu En İyi Uzun Metrajlı Film Öyküsü, 2010 Oğuz Tansel Halk Bilimi ödülleri var. Kitapları: Şiir: Derin, Söğüt Sefareti, Söğüt Sefası Meyhanesi, Yusuf ile Zeliha, Sözcük Dülgeri Ali (Azerbaycan), Nefser Araştırma-İnceleme: Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Masal Masal Matitas (Yetişkinler için masal antolojisi) Çocuk Kitapları: Sakız Çiğneyen Kedi, Eldivenlerimi Kim Çalıyor? Büyüklere Mektuplar, Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri, Karagöz’ün Gölgesini Kim Çaldı? Eyvah Gölgeler Değişiyor, Ejderhamın Sevdiği Oyunlar, Dolapta Kim Var, Benim adım On üç, Uuuu, Yokoko, Sordum Durdum, Şiir Yazdım Masal Sandım

Yorum yaz