İyi Kitap

Bir çocuğa ne gerek? Hayal kurmak, daha dikkatli olmak, belki de âşık olmak, kesin çözüm bulmak ama ille de biraz büyümek gerek. Beş bölümde tatlı tatlı anlatılan hikâyelerle, hayalleri için bir şeyler yapmaları gerektiğinin farkında olan çocukların dünyasına buyuralım.

Yazan: Emel Altay

Çocukların derdi bitmez. Her şey onlar için bir korku filmi olabilir; geceleri odalarına girip onları kaçıracak canavarlar, anne babanın boşanması, daha çok sevilen büyük kardeş, matematik, sınavlar… Neyse ki hayalleri de korkuları kadar sonsuzdur. Peri kızı olduğunu hayal edenler, büyüyünce mutlaka sınıfın en tatlı kızıyla evleneceğini ve aşırı mutlu olacaklarını hayal edenler, kendisini dünyanın en zeki, en güzel, en güçlü, en süper kahraman olduğundan şüphesi olmayanlar… Bir Şeyler Yapmam Gerek, kısa ve esprili bir dille yazılmış hikâyelerle hepsi ilkokul çağındaki çocukların oyuncaklı dünyalarını başarıyla aralıyor.

Çocukken dünya farklı görünür. Boyutlarıyla, olasılıklarıyla, doğruları ve yanlışlarıyla büyüklerinden çok başkadır çocukluğun dünyası. Bir Şeyler Yapmam Gerek de beş başlık altındaki toplam 15 kısa hikâyeyle çocukların mesele edindikleri şeylere eğiliyor. Bu bazen o sabah okula gitmemek için kurulan hayaller (“Belki de öğretmenimi Marslılar kaçırmıştır”), bazen de ablayı kıskandığı için ona bit bulaştırmak gibi hain intikam planları olabiliyor.

Kitapta anne babanın boşanmasına ya da baba kaybına ayrılan birden fazla öykü olması ise dikkat çekici. Yazar muhtemelen çocuklukta baş edilmesi en zor olaylardan olduğunu düşündüğü ebeveynin ayrılması ya da birinin kaybı meselesi üzerinde çokça duruyor. Bir öyküde küçük kahramanımız anne babasının arasının limoni olduğunun farkına varıyor. Fark ettiği bir diğer şeyse yanlarındayken asla kavga etmemeleri. Çocuk bunu sahip olduğu bir süper güç olarak yorumluyor hemen ve hiç yanlarından ayrılmazsa hep bir arada olacaklarına inanıyor. Ama yazın dedesini köyde ziyaret etmek, dışarıda oynamak dururken ebeveyn nöbeti güç iş. Ah bir de kardeşi olsa, nöbetleşe bekleseler anne babalarının yanında diye hayal kurmadan da edemiyor. Çocukların ciddi meselelerle baş etme çözümleri de çocukça ve bu yanıyla oldukça gerçekçi. Bu anlamda öykülerde büyümüş de küçülmüş, hayatı şimdiden çözmüş çocuklar yok. Sınıftaki güzel kızla mutlaka evleneceğini söyleyen sevimli erkek çocukları var örneğin ya da babasının yeni eşine surat yapmak isteyip pişirdiği lezzetli keklere mağlup olan şirin kız çocukları… Büyüyünce peri kızına dönüşeceğine emin olanlar ve yorganı başına kadar çekip canavarların gitmesini bekleyenler de var. Yazarın çocuk karakterleri bu yönleriyle daha çok sokakta oynayan, bilgisayarla tanışmamış, saflığını koruyan çocukları hatırlatsa da günümüzün bilgisayar oyunu meraklısı çocuklarına da bir öyküde yer veriyor.

ARALARI HER ZAMAN IYI OLMUYOR: YAŞLILAR VE ÇOCUKLAR…
15 öyküden ikisi, yaşlı ve çocuk ilişkisini merkeze almış. Ve ilginç bir şekilde iki hikâyedeki çocuğun da sıkıntısı birbirine yakın. Birinde dedesini kaybeden bir çocuk var. Çok hasta olan dedesi sofrada yemek yerken ellerinin aşırı titremesinden ya da aniden gelen öksürük krizleri yüzünden yemekleri etrafa saçıyor. Çocuk karakterimizin de iştahı kaçıyor bu manzara karşısında. Anneannesi bir süredir dedeye odasında yemek yediriyor, torunu rahatsız olmasın diye. Sonra dede ölüyor ve çocuk -ki burada ilginç bir meta kurmaca denemesiyle yetişkin okuyucuya göz kırpıyor yazar- öykü yazarına mektup yazıyor; “Bu öyküyü biraz değiştirseniz… Yani dedem ölmesin…” diye başlıyor; onunla aynı masada yemek yemekten rahatsız olmayacağına dair söz veriyor. Yazara mektup yazan öykü karakteri ilginçliğini bir tarafa bırakırsak yaşlı-çocuk ilişkisini ele alan diğer öyküde de mesele sofradan çıkıyor. Bu kez nene ağzındaki takma dişleri tıkırdatarak, her lokmadan sonra çocuğun deyişiyle “gark”layarak çocuğun iştahını kesiyor. İki öykü arasındaki bu ortaklık ilgi çekici…

İç sayfalarda yer verilen çizimleriyle Gökçe İrten gerçekten başarılı bir iş çıkarmış ortaya. Hikâyelerin ruhuna uygun, renkli ve çocuksu çizimler, anlatılan dünyaya girmemiz için elimizden tutuyor. Kitabın sayfa tasarımı ve baskı kalitesi de gayet iyi. Yazar Elif Yonat Toğay, kitabı bölümlere ayırmış ve her bölüme bölüm başlığıyla ilintili ama birbirinden bağımsız üç öykü koymayı seçmiş. Kitap bir solukta okunduğu gibi canlı çizilmiş karakterlerle 15 sevimli çocuğun dünyalarına kısa bir ziyaret yapmış oluyorsunuz. Kendileri ve çevresindeki her canlı için daha güzel bir hayat hayal eden çocuklar, hayallerinin gerçeğe dönüşmesi için bir şeyler yapmaları gerektiğinin farkında.

 

 

 

Bir Şeyler Yapmam Gerek
Elif Yonat Toğay
Resimleyen: Gökçe İrten
Tudem Yayınları, 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz