İyi Kitap

Çetin ceviz hayatlar… Çetin ceviz çocuklar…

Çetin Ceviz’deki toplumsal katman gerçeklikleri, çokça öyküde karşılıklı konuşmalara yaslanan dil, çocuk tiplemeleri yazarın Yaşar Kemal, özellikle Orhan Kemal öykülerinden güçlü bir el aldığına işaret ediyor.

Yazan:Cahit Ökmen

Meriç Renkver, dünyanın giderek soldurulan “anlam dolu ve dokunaklı” çiçeklerinden bal toplayan çetin ceviz arılarla buluşturuyor bizi: İç yıkayan güneşli bir hüznü duyumsatan fedakârlıklarıyla, yaşadıkları hesapsız arkadaşlıkların şiiriyle, çetin ceviz hayatların güçlüklerinden incelikler damıtan çocuklar bunlar…

Yaşamını kıt kanaat sürdüren kesimlerden geliyorlar; kiminin babası ilçede seyyar satıcılık yapıyor, kimininki park ve bahçelere çiçek dikiyor, kızının deyimiyle “çiçek işçisi”; kamyonla eşya, sebze-meyve taşıyor, gece çöplerden kâğıt topluyor kimileri… Çocuklar da su satıyor, yazları kırtasiye dükkânında çalışıyor, kamyon kasasında elma sandıklarının arasında taşımacılık işi öğreniyor, oto tamirhanesinde lastik değiştiriyorlar…

Zaman zaman genel gözlemlere yenik düşüp anlatım gücünü ve özgünlüğünü zedelese de (elbette çocuk edebiyatında da şeytan ayrıntıda gizlidir) Meriç Renkver’in kitabına, çocuk dünyasının, özellikle dostluk ve fedakârlığa yönelik içli aydınlığı damgasını vuruyor. Yaşam koşullarının sınırlılığı karartmıyor bu çocukları; seviyorlar, keşfediyorlar, deneyimliyorlar, hayaller kuruyorlar, arkadaşları için (insan ya da hayvan) onları mutlu etmeye ilişkin bir şeyler yapıyorlar. Bu da okura o kadar iyi geliyor ki!

“Beyaz Karga” öyküsünde, “yoğun kar yağışına, insanın yüzünü çizen soğuğa rağmen” arkadaşının unuttuğu şapkasını ona götürmek için yola çıkan, yolda karşılaştığı donmak üzere olan bir eşeğin kulaklarını, yüzünü, sırtını ovalayarak onu yaşama döndüren Veysel… Veysel arkadaşının evine vardığında öyle bir durumla karşılaşır ki kitap okuru, nefis insanlık kumaşından yapılmış bir şapkanın şefkatle başına yayıldığını hisseder.

“Elmayla doyulmaz ki…” “Doyulur, her şeyle doyulur.” “Buruk Elma” öyküsünde Ömer, babasının kamyonuna gizlice binen Hamza’yla kamyon kasasındaki elma sandıklarının arasında karşılaşır. Bu tanışma ona bazı sözcüklerin anlamını öğreten, derinleştiren bir hayat deneyimi yaşatacaktır.

“Ateş de Susar” öyküsü, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Su Yıkamak kitabına göndermelerle, su satan bir çocukla müşterisi arasındaki konuşmalara dayanıyor: “Sevdim bu kitabı… Su var, sokak var… Benim gibidir…” “Bak bunu yazan şair var ya, senin gibi çocuklar için çok şiir yazdı.” “Öyle mi? Okulda demediler hiç…” Çocuğun, öykünün bitiminde, çöp kutusunun içinde izmaritle tutuşmuş yaprakları birkaç damla suyla söndürürken dilinden dökülenler, şiir söz konusu olduğunda sonsuzca titizlenen Dağlarca’nın yüzünde ilgi dolu geniş bir gülümseme yaratmaz mıydı?

“Hayal Etme Oyunu”, “Üçgen Öykü” adlı öyküler daha ayrıksı kurgularıyla, nesnelere, durum ve yaşantılara farklı bir gözle bakmanın mizahi bir tatla da taçlanmış örnekleri olarak kitaba renk katıyor. “Kırmızı Tükenmez” öyküsündeki Abbas’ın, sınıf arkadaşı Ayşe’nin kendisine özel bir ilgisi olup olmadığını anlama ve kanıtlama çabası… Sınıftaki askıya astığı kırmızı düğmeli siyah montunun yalnızlığı insanın içine işliyor. “Orman Kanunu”ndaki dedeye anlattırılan “devrimci masal” da anlamlı bir düşünme ve sorgulama pratiğini sergilerken, değişimin cesaretini, bu cesaretin doğurduğu iletişimin gücünü gösteriyor. “Zengin Kafiye” ve “Mutlu Bir Cumartesi” öykülerinde, yazar doğrudan bunu amaçlamasa da eğitim uygulamalarına yönelik bir eleştirinin varlığı seziliyor.

Meriç Renkver’in kitabın sonundaki küçük özyaşam öyküsünden Orhan Kemal Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülü kazandığını öğreniyoruz. Bu ilginç bir ayrıntı, çünkü Çetin Ceviz’deki toplumsal katman gerçeklikleri, öyküde karşılıklı konuşmalara çokça yaslanan dil, çocuk tiplemeleri yazarın Yaşar Kemal, özellikle Orhan Kemal öykülerinden güçlü bir el aldığına işaret ediyor.

Çetin Ceviz’deki öykülerin işlenişinde, zaman zaman beliren handikap, çocuk dünyasına ve diline özgü çarpıcı, dokunaklı ayrıntılarla, yaratıcı fikirlerle, yetişkin
duyarlığının sindiği bir bakış açısının iç içe girmiş olması. Sanırım yazarın, çocuklar için de yazmayı sürdürürse en özen göstermesi, en dikkatli olması gereken yer burası olmalı.

Oğuz Demir’in sarı ve siyah rengi buluşturduğu resimleri gerek kapakta gerekse iç sayfalarda, öykülerin gerçekçi dokusuyla örtüşen bir etki yaratıyor.

 

 

 

Çetin Ceviz
Meriç Renkver
Resimleyen: Oğuz Demir
abm Yayınevi, 105 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

1963 yılında doğdu. ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında özellikle öğretmen eğitimine yönelik Türkçe ve Edebiyat dersleri koordinatörlüğü yapıyor. 1998 yılında Öteki Yayınları’ndan yayımlanmış “Melankolik Masal” adlı bir şiir kitabı var; 1990 yılında Varlık Dergisi Şiir Başarı Ödülü’nü, 1995 yılında Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü, 1998 yılında Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı. Pera adında bir kızı var, Ankara’da yaşıyor.

Yorum yaz