İyi Kitap

Fil’in Sorusu, çok şey söyleyen, zengin bir hikâye. Çizimler, en az hikâyenin kendisi kadar güçlü bir biçimde ve kendi dilinde, kendi anlatım imkânlarıyla aktarıyor aynı hikâyeyi.

Yazan:Sema Aslan

Farklı dilleri konuşan pek çok çocuğun okuma fırsatı bulduğu, yani pek çok dile çevrilmiş Fil’in Sorusu, sadece çizimleriyle bile aynı dilden konuşmamızı ya da zaten aynı dili konuşuyormuşuz gibi birbirimizi, hikâyeyi ve yazarın muradını anlamamızı sağlayabilir! Çünkü anlatılan, bir sevgi hikâyesi. Sözcüklerle de resimlerle de.

Leen van Den Berg, irili ufaklı hayvanları, insanları, doğanın kendisini… yani aslında bu hayatı paylaştığımız herkesi buluşturduğu bu küçücük hikâyesinde epeyce fazla şey söylemiş oluyor. Şöyle ki: Senede bir gün gerçekleştirilen önemli bir toplantının mekânı, filin başının hemen üzerindeki tepeciktir. Bu, basbayağı moderatörü falan olan, ciddi bir toplantıdır. Bu defa toplantıyı alışıldığı üzere kaplumbağa değil, karınca yönetecektir çünkü kaplumbağa, o sırada hasta olan eşinin yanında kalmalıdır. Toplantı ciddi olduğu için, görevi üstlenen karınca belli ki pozisyonuna uygun bir kılık kıyafet arayışına girmiş ve sonunda kendini daha ciddi gösterecek bir gözlükte karar kılmıştır. Aklımıza gelebilecek herkes, flamingosundan şempanzesine, akrobatından sürüngenine, güneşinden çiçeğine böceğine herkes, filin o günkü sorusunu duymak üzere toplanmıştır. Karınca toplantıyı açar, file “sor sorunu” der. Fil, biraz zorlanarak, tam da nasıl soracağını galiba pek bilemeyerek, hatta az biraz kekeleyerek sorusunu sorar. Toplantı ciddi demiştik; ciddi toplantılarda gündem de yazılır, tutanak da tutulur. Bu görev de karıncada. Filin nihayet sormayı başardığı soruyu karınca, elindeki defterin “zor sorular” kısmına kaydeder. Ve sonra söz almak isteyenlere teker teker söz verir. Herkes, soruyu kendince, kendi deneyiminden hareketle yanıtlar. Hiç kimse, ciddi toplantılarda genelde karşılaştığımız “hayır, o iş öyle değil!” itirazıyla araya girmez, toplantı filin başının hemen üzerinde uçuşmaya başlayan bir sürü söze, deneyime ve fikre doyarak biter. Yani, filin kafası açılır, bakışı aydınlanır, sorusu yanıtını bulur. Toplantının tam da onun başının üzerindeki tepecikte yapılıyor olması, elbette anlamlı ve simgesel.

Bir diğer anlamlı ve simgesel ayrıntı da az evvel yukarıda sözünü ettiğim buluşmaya ilişkin. Toplantıya katılan “herkes”, gerçekten de herkes. Hiçbirinin varlığı diğerinden üstün değil, hiçbirinin varlığı şaşırtıcı ya da istisnai değil. Çünkü bizim bir aradalığımız bir istisna değil, hayatın ta kendisi.

Son olarak, yazar, filin başının üstüne yerleştirdiği dünyamızda/yaşamımızda çok temel bir yeri olan ve karışımıza “filin sorusu” olarak çıkan sevgiyi, diyelim ki aklımızla da nasıl kavrayabileceğimize bakıyor. Fakat aynı anda bunun çok akılla da ilgili bir şey olmayabileceğini ima ediyor. Çünkü bütün bu hikâyenin aklı, aslında, başının hemen üzerinde olduğumuz fil değil, toplantıyı da yöneten karıncadır. Karınca için “sevmek” zor konulardan birine benzer. Bir başka sahnede, mesela ölen eşi için hâlâ şiirler yazan büyükanneyi şaşırarak dinler ve onun sözlerini de “kaybettiğimiz biri için şiirler okumak” cümleleriyle aynı deftere kaydeder. Ki bu, karıncaya göre çok saçmadır, hatta hayatında duyduğu en saçma şeydir. Hikâyenin resimleriyle de oldukça güçlü bir biçimde desteklenen hemen sonrasındaki bir sahnede de herkes ama herkes, yanında sevgili ya da sevgilisinin hatırası, sevgilisinin umudu… ile yola çıkar. Toplantı biter. Karınca kendini tuhaf hisseder. Oldukça tuhaf ve belki biraz eksik…

Fil’in Sorusu, çok şey söyleyen, zengin bir hikâye. Çizimler, en az hikâyenin kendisi kadar güçlü bir biçimde ve kendi dilinde, kendi anlatım imkânlarıyla aktarıyor aynı hikâyeyi. Küçük bir farkla. Resimlerde birbirini öpen sevgilileri görüyoruz. Zürafalar, kutup ayıları… Birbirine uzanan eller, birbirine bakan yüzler. Sevgi, aşk, tozpembe hayat duygusu, bir iyimserlik hâli de eşlik ediyor yazarının fikirlerine, düşüncelerine.

 

 

 

Fil’in Sorusu
Leen van Den Berg
Resimleyen: Kaatje Vermeire
Türkçeleştiren: Nurşen Kaya
Final Yayınları, 26 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz