İyi Kitap

Turgut Uyar’la Elele Okuyalım

“-Yerli çocuk edebiyatı, yabancı aynı tür edebiyatın dolduramadığı ‘yerel’ boşluğu doldurmuş mudur? Amaç, elbette ülkenin yazarlarının, çizerlerinin elinden çıkmış “yerli” bir çocuk edebiyatını geliştirmek. Ama yerli çocuk edebiyatımızın iyi örnekleri o kadar az ki. Çocuk kitapları furyasının sürdüğü yıllarda, her önüne gelen çocuklar için yazdı, birtakım yayınevleri de ‘ilericilik’, ‘hızlılık’ kisvesi altında, önüne çıkan her şeyi çocuk kitabı diye bastı. Ne oldu? Bunca yerli çocuk kitabı basıldı da ne oldu? Çocuk edebiyatımız aynı cılızlığı içinde tökezleyip duruyor…”

Yazan: Doğan Gündüz

Soruyu yönelten şair Turgut Uyar, yanıtlayan ise yayınevi yönetmeni Erdal Öz. 1982 yılında yapılan bu söyleşi bir edebiyat dergisinde değil “Daha iyi, daha sağlıklı, daha güzel bir yaşam” mottosuyla çıkan, çoğunlukla “kadın, aile ve cinsel” yaşam üzerine yazıların bulunduğu Elele Dergisi’nde yayımlanmış.

İlk sayısı 1976 yılının Aralık ayında çıkan dergide Turgut Uyar, 1978 yılında “Elele Okuyalım” köşesiyle, kitap tanıtım yazıları yazmaya başlamış.

Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında Elele’de yazdığı yazılar ile yaptığı söyleşiler, Özge Şahin’in çabalarıyla bir araya toplanıp Elele Okuyalım başlığı altında kitap olarak yayımlandı. İyi ki de yayımlandı. Çünkü dergi okuyucularına kitap seçimlerinde yardımcı olmak için yazılan bu yazıların birçoğu o dönemin çocuk kitapları üzerine. Uyar’ın köşesinde çocuk kitaplarına yer vermesi, Erdal Öz ile çocuk edebiyatı üzerine söyleşi yapması derginin okuyucu kitlesinin öncelikle kadınlar ve anneler olması ile yakından ilgili. Bu yazılar dönemin edebiyat anlayışını, çocuk kitaplarına bakışını, çocuk kitaplarından beklentilerini anlamamız açısından ayrı bir önem taşıyor.

Uyar’ın kısa değerlendirme yazıları okuyucuya daracık bir alanda, sınırlı sayıda sözcükle ne kadar zengin ve yerinde yorumlar yapılabileceğinin güzel örneklerini veriyor. Heidi hakkındaki yorumu bunlardan sadece biri:

“Heidi de birçok çocuk klasiği gibi, insanları sevmeyi öğretiyor. Belki biraz ‘marazi’. Ama öyle bile olsa, bir çeşit düşleme yolu açıyor çocuklara, zenginleştiriyor duygu dünyalarını… (s.25)”

Uyar, sıkı bir edebiyat okuru olmasının yanı sıra döneminin tartışmalarını da yakından takip ediyor. 1950’li yıllarda Almanya’dan başlayıp 1960’lı yıllarda Türkiye’ye de sirayet eden “çizgi romanların insanları aptallaştırdığı gerekçesiyle yasaklanması” tartışmasına, “Resimli Çocuk Kitapları Üzerine Bir Genelleme, Asteriks, Ret Kit” yazısıyla ara bir çözüm sunuyor:

“… Bilerek-bilmeyerek nasıl yapılıyorsa, çocuklara en azından bir espri tadı veriliyor bu romanlarda. Çocuk, budalaca bir kahramanlığın, olanaksız serüvenler düşüne itilmiyor. Toplumdaki birtakım çaprazlıklarla eğlenmesi, bu çaprazlıklara dikkati çekilmesi sağlanıyor. Tek sakınca yabancı bir kültürün şaka düzeninin, şaka anlayışının –ne kadar yerelleştirilmeye çalışılsa da- çocuklarımızın beyninin oluşmasına yön verişi.

Yine de çocuğa yasaklamadan, seçmesine yardımcı olmak gereğini düşünerek…(s.29)”

Uyar yazılarında, edebiyatın yerelden evrenselliğe ulaşması gerektiği düşüncesini sıklıkla dillendiriyor. Daha ilk yazısından, Vasconcelos’un Güneşi Uyandıralım kitabıyla ilgili değerlendirmesinden başlayarak bu bakış karşımıza çıkıyor: “… Miguel Angel Asturias, Juan Rulfo, Gabriel Garcia Marquez. Bu yazarların hepsi yaşadıkları toprağa ve topluma son derece bağlı, onların gerçekleriyle biçimlenmiş anlatımda, konularda tamamiyle yerel ulusal kültüre bağlı ama hepsinde de ta(v)izsiz bir evrensellik var…(s.13)”

Ellinci yaşının son demlerinde Uyar, Ivo Andriç’in Ver Elini Çocukluk adlı kitabını fırsat bilerek, yaşlanınca insanın kendini çocukluğunu yazmasıyla ilgili çarpıcı yorumlar yapıyor:

“… Yaşlı bir insan nasıl yeniden duyabilir, hatta düşünebilir çocukluğunu, duygularını nasıl yeniden yaşayabilir? Artık onun yazdığı çocukluk hele kötü geçmişse, ilendiği, yakındığı, daha doğrusu yeniden yarattığı bir çocukluktur. Çoğu kendisinin çocukluğu değildir. Yazarak kurtulmak istediği bir yaşam dilimidir sanki… (s.36)”

William Saroyan’ın “dilinin yalınlığı ve sadelik, hikayelerin çocuklar için mi, büyükler için mi yazıldığı konusunda düşündürten” Özel Ulak adlı hikâye kitabı; “Türkiye gerçeklerini daha iyi kavramak için okuyun bu kitabı çocuklar,” diye önerdiği Fikret Otyam’ın Ceylanlar Suya İndi’si; bir dönemin çocuk eğitimiyle ilgili Dr. Benjamin Spock’un Çocuk Bakımı adlı kült kitabı; “Çocuklar için mutlu, savaşsız yarınlar düşünmüş, özlemiş” Neşe Yaşın’ın çocuklar için yazdığı şiirlerden oluşan Sümbül ile Nerkis’i; Marcel Ayme’nin Nuh’un Gemisi kitabı; Hermann Kesten’in Gernikalı Çocuklar’ı; Muzaffer İzgü’nün Güldüren Uçurtma’sı; Rıfat Ilgaz’ın Apartman Çocukları romanı Uyar’ın tanıtımını yaptığı kitaplardan bazıları.

Turgut Uyar’ın yazılarında okuyucusuna içtenlikle yaklaşımı, dilinin yalınlığı ve anlatımının akıcılığı, düşüncelerini laf kalabalığına boğmadan aktarması sayesinde Elele Okuyalım kitabı, Uyar’ın beğendiği kitaplar için söylediği gibi “edebi bir tadla kendini okutturuyor.”

Turgut Uyar
Elele Okuyalım, Yazılar ve Söyleşiler
1978-1984
Hazırlayan: Özge Şahin
Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, Temmuz 2018

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Doğan Gündüz 1966’da İstanbul’da doğdu. Kitapları: Kaçan Uykuların Peşinden (Can Çocuk, 2013), Sahi Benim Annem Hangisi? (Can Çocuk, 2014), Kayıp Çocuklar Bahçesi (YKY, 2015), Unutma Oyunu (YKY, 2015), Alaturkadan Alafrangaya Zaman Osmanlı’da Mekanik Saatler (Ege Yayınları, 2015), Acayip Bir Hediye (Can Çocuk, 2015), En Sevdiğim Oyuncak (YKY, 2016), Fare Adlı Kedi (Can Çocuk, 2016), Bisküvi Kutusundaki Martı (Can Çocuk, 2016), Denize Mektuplar Atan Çocuk (YKY, 2018), Ailenin En Yaramazı (Can Çocuk, 2018)

Yorum yaz