İyi Kitap

Zulüm ile abad olunmaz

Miyase Sertbarut, son romanı Ortak Ruh’ ta zulüm görenin adalet arayışı, isyan ve intikamını, okurunun ıslık çalarak başka yerlere bakmasına izin vermeden hikâye ediyor.

Yazan: Alev Karakartal

“Dünya iyi bir gezegen olsun istiyorum. Bu da üzerinde yaşayanların iyi olmasıyla mümkün. İyi olmak, başkalarını tanımak ve anlamaktan geçiyor. Başkalarını ve kendimizi tanımanın en iyi yolu da okumak…. Romanlar, öyküler, masallar okuyan her çocuk kendini başkalarının yerine koyabilmeyi öğrenir. Doğuştan var olan bencilliği kitaplarla azalır. Bencil, kıskanç, hırçın, doyumsuz insanların çoğalmasını istemiyorum.”
Böyle diyor bir röportajında, çok kitaplı, çok ödüllü yazar Miyase Sertbarut. Çocuk kitaplarıyla haşır neşir olmanın nereden baktığınıza bağlı olarak iyi ve/veya kötü yanı çocukluğunuza, anayurdunuza zamansız, zeminsiz ve hazırlıksız dönüvermenizi sağlaması galiba. İşte, beni büyüten, yetiştiren babaannemin sesi yine kulaklarımda: “İyi bir insan ol çocuğum, e mi? Hiçbir şey yapmayarak iyi olunmaz,
unutma, ama önce zarar verme. En çok da hayvanlara. Onlar Allahın kuyruklu melekleridir!” Küçük bir insan yavrusu olarak en güçsüz, en
savunmasız hâlimle, ayaklarımı dayadığım boş duvarlara bakarak, benden ne tür bir iyilik hâli istendiğini, ne yapar, ne düşünür, nasıl olursam iyi bir insan olup onu memnun edeceğimi düşünüp durduğumu hatırlamam için yine birinin içinde kaybolmam gerekiyormuş.
İyi bir insan olmak ne demek bilmez çocuklar aslında. Tıpkı yemeyi, yürümeyi, okumayı öğrendikleri gibi merhamet, empati, şefkat, zayıf olanı korumak, kollamanın da kibir, benmerkezcilik, açgözlülük ve hırs gibi hikâyeye dair olduğunu yol aldıkça öğrenirler. Ham geldikleri dünyada pişmeleri için rehber arayan ruhları; ebeveynlerin, okulun, bir bütün olarak sistemin talim terbiyesinin köşeli kalıbında şekil alırken; bir hikâye anlatıcısının çıkıp mümkün olan başka dünyalara kazılacak tüneller için en elverişli alet edavatı, sesini de sözünü de sakınmadan ellerine tutuşturuverdiğinde misal. Çünkü çocuklar bilir, en çok kollanmadığınızda öğrenirsiniz.
Miyase Sertbarut, Tudem Yayınlarından çıkan son romanı Ortak Ruh’ta, zulüm görenin adalet arayışı, isyan ve intikamını, okurunun ıslık çalarak başka yerlere bakmasına izin vermeden hikâye ederken, tam da bunu yapıyor. Kollamıyor. Aç, susuz, ağırlığının onlarca katı yükü bir an dinlenmeden bir aşağı bir yukarı taşırken yığılan fayton atlarının, bir heves satın alındıktan sonra bıkılan ya da sırf şehir
sokaklarında görmek istemediklerinden ormana bırakılan, dövüştürülen köpeklerin, vurulan yunusların, deney hayvanlarının, spor olsun diye avlanan tavşanların ve daha bir çoğunun gökyüzüne yükselen son nefeslerindeki öfke dolu moleküllerin birleşerek intikam almak üzere bulutlaştığına tanık oluyoruz önce. Sonra bu ruh bulutunun, ölümlerine neden olanların “sebebi” oluşuna. Roman, pek muhtemeldir
ki “oh olsun”lar eşliğinde, mutlu “sayılabilecek” bir sona doğru ilerlerken, yazarın “like” ve “dislike”lar arasında, ormana bırakılan üç beş paket mamanın temizlemeye yettiği vicdanlarının derinlerde uğuldayan sesini, üzgün surat emojileriyle bastıranlara yönelik kehaneti buna izin vermiyor:
“Salondaki samimi tören sürerken gökyüzündeki ruh moleküllerinin oluşturduğu sis, bir yağmur bulutuna dönüştü. Geçici bir dönüşümdü bu, damlalara tutunup aşağıya inen moleküller bir süre sonra topraktan, ağaçlardan, hayvanların tüylerinden, burunlarındaki
ılık nefesten göğe yeniden yükselecekti.
Adaleti hatırlatmak için, suçun cezasız kalmayacağını insanların aklına kazımak için hazırda bekleyeceklerdi. İnsan, dünyada ruh taşıyan tek varlık değil, diyeceklerdi; acıyı, ölümü, anneliği, sevgiyi, sarılmayı, okşamayı bilen yalnızca insan değil, başkaları da var ve olmaya devam etmeliler, diyecekti…”
Yazdığı 30’u aşkın çocuk ve genç romanında hep yaptığı gibi Ortak Ruh’ta da hikâyesini sürükleyici bir polisiye macerası formatında anlatmış Sertbarut. Böylece çocukların hikâyeye daha kolay dâhil olduğunu söylüyor başka bir yerde. Haklı. Şu cümleleriyse çocuklar için yazmaya soyunanların kulağına kıymetli bir küpe gibi: “Çocuklar neden suya sabuna dokunan kitapları da okumasın ki? Bunları okuyunca
anarşist mi olacaklar, melankolik mi olacaklar, depresyona mı girecekler? Hayır, yalnızca farkında olacaklar ve bir kitap okumuş olacaklar.” İyisi mi sevgili aileler ve öğretmenler, Ortak Ruh’u evlatlarınızla birlikte kendiniz için de okuyun. Sıkı bir ruh temizliğine
girişmek size de iyi gelecek, göreceksiniz.

 

 

 

Ortak Ruh
Miyase Sertbarut
Tudem Yayınları, 200 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz