İyi Kitap

Marifet insan olabilmekte!

Nilüfer Türkoğlu 29 Kasım 2018 İlk Okuma Kitaplığı, Nilüfer Türkoğlu, Sayı 109 - Aralık 2018 Marifet insan olabilmekte! için yorumlar kapalı

Çok erken yaşta hayatını kaybeden Macaristan’ın toplumcu şair/yazarlarından Attila Jószef’in bir çocukluk anısını dirilten bu içli hikâye, “insan” olmayı bize yeniden hatırlatıyor.

Yazan: Nilüfer Türkoğlu

İster roman ister hikâye ister şiir ya da deneme olsun, herhangi bir edebi metinde tasvir edilen “zengin olma hâli” için yazarın ille de sefa içinde yaşıyor olması gerekmez. Bolluk ve bereket içinde geçen bir yaşamın anlatımını sağlayabilmek için, bolca hayal gücü ve iyi bir gözlem pekâlâ yeterli olabilir. Oysa açlık, yoksulluk, yoksunluk gibi kavramları, derinliği ve duygusuyla yazabilmede, yazarın tüm bunları gerçekte yaşamış olduğu düşüncesi çok daha güçlü ve gerçektir.
Fakirliğin anlatıldığı küçücük dramatik bir ayrıntıda bile bu hissedilebilir. Okuyucuyu da çarpan hep o küçük detaylar değil midir zaten?

Macaristan’ın dünyaya kazandırdığı en iyi şairlerden Attila József’in yoksul hayatının yürek burkan izlerine de kendi hayatı gibi kısacık olan bu hikâyede rastlandığı söylenir. İhtiyar Kunduracı, 32 yaşında kendini tren raylarına atarak intihar eden yazarın çocukluğuna dair bir anıyı anlatır. Öyle ki József’in biyografisini okuduğunuz zaman bunun doğru olabileceğini kestirirsiniz.

Babasının çok küçük yaşta evi terk ettiği, annesinin temizlik yaparak çocuklarına bakmaya çalıştığı bir dünyaya doğmuştur, o. İhtiyar Kunduracı’da da sinemaya temizlik yapmaya giden bir anne ve iki kardeşli bir çocuk vardır. İsmini bilmeyiz ama saman sarısı saçları üzerinde kasketi olduğunu, sırtındaki ceketin kendisine pek büyük geldiğini ve pantolonunun üzerinden döküldüğünü biliriz. Bir de ayakkabıları, ah o eski, yırtık pırtık ayakkabıları… Onarsın diye götürdüğü ihtiyar kunduracı Çosogi’nin “Dikiş tutmaz” dediği, yamalanacak yeri kalmayan ayakkabıları… O iki pabucun hikâyesidir bu, bir çocuğun çıplak ayaklarından hiç çıkmayan. Ve çok acıdır. İçinde, yoksulluğun ve insanlığın nasıl bir şey olduğunu derinden anlatan cümleler saklıdır.

Yapı Kredi Yayınlarından çıkan kitap, Macar ressam, grafik tasarımcısı Rozi Békés’in hikâyeye uygun duygusallıktaki olağanüstü suluboya desenleriyle, etkiyi daha da artırıyor; sadece küçüklerin değil, büyüklerin de ilgisini çekmeyi başarıyor. İhtiyar Kunduracı’yı orijinal dilinden Türkçeye çeviren Hilmi Ortaç da kitabın “üstü kapalı” hüzünlü finalini ustalıkla veriyor. Tam da Attila József’in anlatmak istediği gibi belki de… Yaşsız ve zamansız bir kitap, İhtiyar Kunduracı. İç burkan, epeyce yürek kanatan. Yoksul hayatlar yaşayan çocuklar hâlâ varken bu dünyada, bu hayatların varlığından haberdar çocuklar da olmalı.

 

 

 

İhtiyar Kunduracı
Attila József
Resimleyen: Rozi Békés
Türkçeleştiren: Hilmi Ortaç
Yapı Kredi Yayınları, 24 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1982 yılında İzmir’de doğdu. İlkokul birinci sınıfta günlük tutmaya başladı ve yazar olmayı kafasına koydu. İngiliz Dili ve Edebiyatı’nı bir iki puanla kaçırmış olup üzülse de çevresinin, “Aman boşver, İngilizcen var, İspanyolcan da olsun” demesiyle Ankara Üniversitesi DTCF İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. 2006 yılından itibaren Milliyet, Esquire, Cosmopolitan, Posta gibi çeşitli gazete, dergi ve web sitelerinde editörlük, yazarlık yaptı. Bugünlerde Kasım ayında kurduğu kültür sanat ajandası Ajandakolik web sitesi için içerik üretiyor ve ayrıca hikayeler yazıyor. Kalemi sol eliyle tutuyor. Zeze ile Frida isimli iki kedisi var.