İyi Kitap

Okuma güçlüğü kader değildir

İyi Kitap 29 Kasım 2018 Canan Topaloğlu, Röportajlar, Sayı 109 - Aralık 2018, Söyleşi Okuma güçlüğü kader değildir için yorumlar kapalı

Tudem’in okuruyla buluşturduğu Sen de Oku koleksiyonu hakkında, kitapları yayına hazırlayan Canan Topaloğlu ile konuştuk.

İyi Kitap: “SEN de OKU” koleksiyonu ekim ayından bu yana okuruyla buluşuyor. Bu koleksiyonun hedeflediği okurlar arasında kimler var? Bu okur kitlelerinin dinamiklerinden biraz bahsedebilir miyiz?

Canan Topaloğlu: “SEN de OKU” koleksiyonu, okumaya isteksiz olan, okumakta güçlük çeken çocuklara ve disleksik çocuklara hitap ediyor.

Okuma isteksizliği ve yetkin okur olma yolunda yaşanan sıkıntılar, dünyanın birçok ülkesinde yangın alarmlarını çalıştıracak denli akut düzeyde. Her yıl, farklı ülkelerde yayımlanan raporlar, okuma seviyelerindeki düşüklüğün vahametinden dem vuruyor.

Okuma isteksizliği ve okuma güçlüğünün sebepleri, konunun uzmanlarıyla yapılacak başka bir söyleşinin konusu elbette ama hepimize dokunan kısımlarını genel hatlarıyla konuşalım birlikte. Okuma isteksizliğini ve güçlüğünü tetikleyen çevresel faktörler arasında, telefon/bilgisayar ekranlarına bağımlılık; bilgiye ve eğlenceye işitsel/görsel medya aracılığıyla erişme alışkanlığının yükselişi; üst ve orta sınıf çocuklarının günlük programının okul, bale, piyano, basketbol, drama, etüd vs onlarca etkinlikle tepeleme dolu olması ve okuma gibi dinginlik ve zaman talep eden bir faaliyete yer bırakmaması; alt ve alt-orta sınıf çocuklarının maruz kaldığı yoksulluk, zorlu yaşam koşulları, yoksul okul, zayıf eğitim-öğretmen sayılabilir. Ayrıca, evlerde kitap okuyan yetişkin rol modellerin olmaması; okumanın salt bir zorunluluk değil yaşam boyu ödüllendirici, tatmin edici bir faaliyet olduğunun çocuklara hissettirilememesi; yanlış kitap seçimleriyle çocuğun okumaktan uzaklaşmasını da saymak gerekir. Yani, şöyle hepsini bir toparladığımızda, aslında okuma kültürü yoksunluğundan ve okuma öğretiminin hasarlı bölgelerinden bahsedebiliriz.

Disleksi ise ayrıca ele alınması gereken, kendine has bir öğrenme bozukluğu çeşidi.

İ.K.: Kasım ayının ilk haftası (1-7 Kasım), Disleksi Farkındalık Haftası idi. Çeşitli etkinliklerle, disleksiye dair farkındalık pekiştirilmeye çalışıldı bu hafta içinde. “SEN de OKU” koleksiyonunun hedeflediği okurlar arasında disleksikler de var. Bu kapsamda disleksi nedir, diye sorsak size?

C.T.: Disleksi, doğuştan gelen, beyindeki farklı bir yapılanmadan kaynaklanan, okuma ve yazma becerilerini etkileyen, dil temelli bir öğrenme bozukluğu. Temel ve çok genel hatlarıyla, konuşma dilinin sesleri ile yazı dilinin sembollerini ilişkilendirmede yaşanan güçlük olarak tanımlayabiliriz. Okuma eylemi ve disleksi üzerine yapılan araştırmalar birtakım ayrıntılarda farklılık gösterse de okumanın nasıl işlediği ve okuma başarısıyla başarısızlığının temel sebepleri üzerinde kayda değer bir uzlaşı var artık. Psikologlar, psikodilbilimciler, bilişsel sinirbilimciler okuma üstüne yoğun biçimde çalışıyor. Okullaşmanın ilk yıllarında çocukların nasıl, birer okura dönüştüğü biliniyor ve birçoğunun karşısına çıkan engeller tanınıyor. Dolayısıyla, disleksik bireylerin okuma maceralarında onlara eşlik edecek tüm birimlere (ebeveyn, öğretmen, okul yöneticileri, merkezi ve yerel yönetimler, yayıncılar, teknoloji üreticileri…) yol gösterecek çok çeşitli ve derinlikli bir literatür mevcut. Yeter ki herkes konuya eğilsin, öneminin farkına varsın ve adım atmaya başlasın.

Disleksi, uzmanlarca teşhis edilmesi gereken bir öğrenme bozukluğu. Ne kadar erken teşhis edilirse, yerinde müdahalelerle (bireye özgü öğrenim programları, teknolojik destek, sınıf içi ve dışı düzenlemeler gibi) bireyin okuma ve günbegün gelişme yolculuğunda yaşıtlarının gerisinde kalma riski o kadar azalıyor. Ancak ne yazık ki tüm dünya çapında disleksi teşhisi genelde 3. sınıf civarında oluyor. İlk iki sınıf boyunca okumakta çok zorlanan çocuklar, maalesef, çevreleri tarafından sürekli “çalışmıyor, tembellik ediyor, çaba göstermiyor, kafası basmıyor” ifadeleriyle zedeleniyor. 3. sınıfa gelindiğindeyse, işin aslının tembellik ya da zekâ kusuru değil disleksi olduğu ortaya çıkabiliyor. O da öğretmen ve ebeveyn bir şeylerin farkına varıp konunun üstüne gider ve uzmanlarla görüşürse. Aksi takdirde, hiç disleksi teşhisi konmadan, eğitim sisteminin dışına düşen ve sahip olduğu potansiyeli kullanamadan yaşayan şehirler dolusu insan mevcut.

Çok uzatmadan, son olarak şunun altını kalın çizgilerle çizmek gerek: Disleksinin genel zekâ düzeyiyle hiçbir bağlantısı yok. Disleksikler, yaşıtlarından daha az zeki ya da daha az yetenekli değiller. Sadece, beyinlerindeki okumayla ilintili otobanların biçimi farklı ve okuma eylemini farklı yoldan gerçekleştiriyorlar. Bu yolda kendilerine eşlik edecek yoldaşlara ihtiyaçları var. Günümüzde yaşayan ve geçmişte yaşamış yüzlerce disleksik biliminsanı, sanatçı, girişimci, ekonomist, hukukçu, cerrah ve daha niceleri, içlerindeki potansiyeli gerçekleştirme fırsatına erişebilmiştir.

İ.K.: Peki bu koleksiyonu oluşturan kitapların özellikleri nelerdir? Okuma güçlüğü yaşayan çocuklara ve disleksiklere nasıl yardımcı oluyorlar?

C.T.: “SEN de OKU” kitapları, içerikleri ve fiziksel özellikleriyle, okura birtakım kolaylıklar sunuyor. Fiziksel özellikleriyle ilgili şunlar söylenebilir: Öncelikle, görsel stresi ve göz yorgunluğunu azaltmak için hafif renklendirilmiş kâğıt kullanılıyor. Kitaptaki metinlerin ve görsellerin arka sayfada iz yaparak kafa karıştırmasını önlemek adına kalın kâğıt kullanılıyor. Bu koleksiyonu diğer çocuk kitaplarından ayıran en önemli özelliklerden biri de harflerin biçimlerinin birbirinden kolayca ayırt edilmesine yönelik olarak tasarlanmış özel font (yazı tipi) kullanımı. Ayrıca harfler, kelimeler, satırlar ve paragraflar arasında ferah boşluklar yaratarak, okurun yazıyı rahatça görmesi, algılaması, cümleleri ve kelimeleri daha küçük unsurlarına rahatça ayrıştırabilmesi ve sonra bunları rahatça birleştirebilmesi hedefleniyor.

İçerikleriyle ilgili olarak ise öncelikle sade ve kolay anlaşılabilir bir dil kullanımından bahsedebiliriz. Kısa ve basit cümleler sayesinde, okumakta zorlanan bir çocuğun cümlenin sonuna erişmek için ağır mücadele verip yorulmasındansa, kısa cümleleri ardı ardına sıralayarak okumaktan zevk alması amaçlanıyor. Cazip, eğlenceli, ilgi çekici ve yaşa uygun konuları sayesinde de okurun kitabı terk etmek yerine kitapta ilerleme isteği duymasına yardımcı oluyor bu koleksiyon. Ayrıca, koleksiyonun her seviyesindeki tüm kitaplar resimli olacak. Disleksik bireyler, okumaya çalışırken bağlamdan kelime çıkarmaya ve görsellerden yardım almaya yöneldikleri için, görseller onlara destek olmak üzere her zaman orada olacak.

İ.K.: Koleksiyon kitaplarını, “Okuma Seviyesi” ve “İlgi Yaşı” kriterleri açısından sınıflandırmışsınız. Bu tercihin sebebi neydi? Ebeveynler, öğretmenler bu kriterler üzerinden seçim yaparken zorlanırlarsa, nasıl bir yöntem izlemeliler?

C.T.: Okuma seviyesi ve ilgi yaşı kriterleri, çocuklarını bu kitaplarla buluşturmak isteyen tüm öğretmenlere ve ebeveynlere rehberlik edebilecek bir sistem. Şöyle açıklayalım: Okuma düzeyi olarak, ilk temel becerileri edinip birinci ve ikinci seviyeler civarında kalan ama 10 yaşına gelmiş bir çocuk, 6-7 yaşındaki çocuğun ilgilendiği konularla ilgilenmez artık, duygusal dünyası ve merak ettiği konular değişmiştir. Dolayısıyla, yetkin okur olma yolunda ilerleyen yaşıtlarının okuduğu kitaplar yerine, eline çocukların deyişiyle “bebe kitabı” verdiğinizde hem utanır hem de kitap ilgisini çekmez ve okumak istemez. İşte okuma seviyesi ve ilgi yaşı, çocukların hem okuma becerilerini hem de ilgilendikleri konuları uzlaştıran bir sistem.

Koleksiyonda, ilk okuma seviyesinden başlayıp cümle yapıları ve kelime dağarcığı bağlamında zora doğru ilerleyen 5 aşama yer alıyor. Kitap seçimi yapmanın en güzel yolu, çocuklara bu kitaplardan birkaç sayfayı kitabevlerinde ya da koleksiyonun internet sayfasındaki tadımlıklarından okutmak ve gözlemlemek (www.sendeoku.org sayfasındaki kitaplara tıklayarak her bir kitabın tadımlığına erişilebilir). Çocuğun bir sayfada okuyamadığı kelime sayısı 5 ve üstündeyse o seviye onun için zordur. Bir alt seviyeyle denemeye devam edilebilir.

İ.K.: Disleksinin ilköğretim çağında oldukça yaygın olduğunu biliyoruz. Oransal olarak %10’ları geçtiği tahmin ediliyor. Özetle onbinlerce çocuğun yaşadığı bir güçlükten söz ediyoruz. Bu anlamda bir sosyal sorumluluktan da söz edilebilir. Çocuk ve gençlik yayıncılarımız bu alanda yeterince üretkenler mi? Neler yapılabilir, yapılmalı?

C.T.: Farklı kurumların, üniversitelerin, okuma merkezlerinin hazırladığı ve kamuyla paylaştığı istatistiklerde ufak tefek farklılıklar olsa da ortalamalara baktığımızda dünya nüfusunun yüzde 15 ila 20’sinin, yani yaklaşık her 5 öğrenciden 1’inin disleksik olduğunu biliyoruz. Bu gerçekten büyük bir rakam. Ne kadar çok bireyin okumayla mücadele ettiğini gösteriyor ve bunların büyük bir kısmı hiçbir özel eğitim ya da destek alamıyor. Neler yapılmalı konusuna gelirsek, tek cevap, devasa bir işbirliği. Herkesin elini taşın altına koyarak sorumluluk alması gerekiyor. Öncelikle, bu özel öğrenme bozukluğunda uzman olan kişilerin kamusal alanda daha çok varlık göstermesi, farkındalığı artırmak için birikimlerini kamuyla paylaşması gerekiyor. Okullara, öğretmenlere konuyla ilgili durmaksızın bilgi, birikim, güncelleme akıtmak gerekiyor. Eğitimcilerin antenlerini sürekli açık tutması, uzmanlarla işbirliği içinde özel eğitim programları tasarlaması ve yürürlüğe sokması gerekiyor. Tabii ki devletin tüm bu çalışmalar için büyük fonlar ayırması gerekiyor. Yayıncıların, gerek eğitim materyali gerekse okuma materyali anlamında, konunun uzmanlarıyla birlikte içerik üretmesi ve topluma sunması gerekiyor. Yani kısaca, hep birlikte, çok çalışmamız gerekiyor. Bizim, Tudem olarak yaptığımız şey, küçük bir adım atarak herkesi eyleme davet etmek.

İ.K.: “SEN de OKU” koleksiyonu kaç kitaptan oluşacak? Şu ana dek hangi kitaplar yayımlandı?

C.T.: “SEN de OKU” koleksiyonunu sonlu bir koleksiyon olarak değil, topluma hizmet ettiği sürece güçlenerek, büyüyerek, zenginleşerek, öğrenmeye çalışıp öğrendiklerini topluma geri vererek ilerleyecek bir koleksiyon olarak tasarladık. O yüzden, umuyoruz ki, çok çeşitli yazarlarla, çizerlerle, binbir çeşit farklı öyküyle okurlarımızla buluşmaya devam edeceğiz. Şimdiye dek, Yıldız Adam, Mutluluk Şarkısı, Bitmeyen Gün, Havuzda Tek Başına ve Telefon Bilmecesi adlarındaki beş kitabımız yayımlandı. Koleksiyona her ay yeni bir kitap ekleyeceğiz. Sıradaki kitapları incelemek isteyenler, www.sendeoku.org sayfasından koleksiyonun kitapçığını inceleyebilir. Bu yeni okuma macerasında çocuklarla birlikte yol alabildiğimiz için çok mutluyuz ve daha iyisini yapabilmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Comments are closed.