İyi Kitap

“Bazen bir koşucunun koşmaya devam etmesi gerekir”

Yazan: Özlem Toprak

Çocukken dünyada kendimizden başka insanlar olduğunu, onlarla aramızda bağlar bulunduğunu fark ettiğimiz ilk anları çok iyi hatırlarız. Önce aile, sonra arkadaşlar, derken toplum… Aidiyet hissinin oluşması aslında büyümenin diğer adıdır. Sonrası hep kimi değerleri sahiplenip diğerine karşı gelerek ve hayatı anlamlandırmaya çalışarak geçer. Roger Norman’ın Aydağı (The Moon Mountain) adlı romanı da genç okurlara, hayali bir topluluk eşliğinde işte bu aidiyet ve bireysellik arasındaki ince çizgide ilerleme fırsatı veriyor.

Yapı Kredi Yayınlarının Doğan Kardeş serisi çerçevesinde basılan kitabı Tuvana Gülcan çevirmiş, Eren Caner Polat da resimlemiş. Romanın başkahramanı on üç yaşındaki Patrick. Aydağı halkının bir üyesi olan Patrick’le birlikte bu sıra dışı topluluğun tarihi ve coğrafyasını tanırız öncelikle. Aydağı; kuzeyde Sosuz Kumsal ve En Uzun Nehir ile güneyde Geçitvermez Orman arasında yer alır. Sekiz yaşına kadar doğanın içinde özgürce yetişen çocuklar, sonrasında kendilerini tehlikelerden sakınmak ve hayatta kalmak üzere eğitilirler. Kapalı okul binasının bulunmadığı toplulukta matematik ve yazıya değil, doğa içindeki deneyimlere, astronomiye ve komşularla geçinmek üzere yabancı dillere ağırlık verilir. Kız çocukları ok, oğlanlar mızrak taşır. Halk, seçtikleri totem hayvanlarına göre Leoparlar, Timsahlar, Kobralar ve Arılar olmak üzere dörde ayrılır. “Boyda, güçte ve vahşilikte dördü içinde en sondaki, canla başla ürettiklerinin mucizevi tatlılığı içinde çalışkanlıkta birinci olan Arılardır,” diyen yazar, yine Arı kabilesine ait olan Patrick eşliğinde bize tarafını belirtmiş olur. Seçimle yöneticisini belirleyen halk, yıllardır liderlerini de Arılar arasından seçmektedir çünkü Arılar aslında sağduyunun ifadesidir ve üçkâğıt ve hileyle bir kez seçimi kazanıp halkı hüsrana sürüklemiş olan Kobra Şef, yine ortak kararla köyden sürülmüştür.

Patrick, halkın büyük önem verdiği koşu yarışını, ayağı takılarak takımına kaybettirmenin utancıyla, Arı kabilesini seçmesine sebep olan büyükannesini ziyarete karar verir. Ancak anneannesine götürdüğü muzun içinden çıkan öfkeli yaban arısı yaşlı kadını sokar; kadının haraketsiz yere yığılması üzerine Patrick, dünya üzerinde en sevdiği varlığın ölümüne sebebiyet vermenin suçluluğuyla ormana kaçar. Peşinde arkadaşı Shelley de vardır. İki kafadar, büyüklerin bile adım atmadığı gizemli bir mağaraya doğru yol aldıklarında, intikam yeminli Kobra Şef’in karşısında hayatın anlamı ve gerçeklik konularında çetin bir sınav verecektir.

DEĞERLERLE BELİRLENEN HAYAT
Önde gelen İngiliz sanayicilerden Sir Arthur Norman’ın üç çocuğundan biri olarak 1948’de Londra’da doğan Roger Norman, eğitimini Sherborne Okulu ve Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Yunanistan ’da zeytin çiftçiliğiyle uğraştı, Ankara’da Turkish Daily News’ta editör olarak çalıştı, çeşitli üniversitelerde ders verdi, tarım ve ekonomik gelişme alanında çalışan Birleşmiş Milletler temsilciliklerine danışmanlık yaptı. Türk-Yunan dostluğunu pekiştirmek için İstanbul ve Atina arasında 1200 km’lik bir yürüyüş yapan Roger Norman, artık sadece roman yazmakla uğraşıyor ve hâlen Eskişehir’de yaşıyor. Yazarın Türkçeye çevrilmiş ve yine Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Ağaç Zamanı, Albion’un Rüyası, Kırmızı Zar – Bir Dorset Muamması ve Zincap Bir Dostluk Hikâyesi kitapları bulunuyor.

Norman, bütün romanlarında insanın doğanın bir parçası olduğunu, bu yeşillikler ve diğer canlılar arasında süregiden büyülü hayatı, çocukların ağaçlar ve hayvanlarla bağ kurma gücünü, savaşın yıkıcılığını ve dostluğun kıymetini anımsatıyor. Her seferinde birbirinden ilginç maceralar yaratan yazar, bir yandan da hayatın nasıl gizemli olduğunu ve kaderin önemini vurguluyor.

Nitekim Patrick ve Shelley, neyin gerçek neyin hayal olduğunun birbirine geçtiği bu sınır yerinde okurları derinden etkileyecek bir arayışa çıkıyorlar. Dünyalar arasındaki sınır olarak kabul edilen İki Arada Diyarı için insanı hazırlayan hiçbir eğitim yok. Burası içgüdülerin ve erdemlerinle baş başa kaldığın nokta. “Bazen bir koşucunun koşmaya devam etmesi gerekir,” diyen ve yenilgi ile zaferi kendi içinde yeniden tanımlamayı öğrenen Patrick, cesareti ve mücadeleciliği ile büyülüyor. Shelley ile dostlukları ise ikisinin aşmak zorunda kaldıkları, hepsi sembolik anlatımlı zorluklar eşliğinde dayanışma ve sevginin ne anlama geldiğini anımsatıyor.

Asıl macera da bu büyüme hikâyesinin ta kendisi olsa gerek. Hem de hepimiz için.

Aydağı
Roger Norman
Resimleyen: Eren Caner Polat
Türkçeleştiren: Tuvana Gülcan
Yapı Kredi Yayınları, 112 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz