İyi Kitap

Anlamak için dili kullanırız, anlaşmak için dili kullanırız; yeri gelir anlaşılmamak, farklı anlaşılmak için de dili kullanırız…

Yazan: Adnan Saracoğlu

“Bir aslan miyav dedi, minik fare kükredi,” diye başlayan çocukluğumuzun en sahih şarkılarından biri, yıllar sonra uzak komşularımızdan birinde de anlaşılmış ve kitaba dönüştürülmüş adeta.

Anlamak için dili kullanırız, anlaşmak için dili kullanırız; yeri gelir anlaşılmamak, farklı anlaşılmak için de dili kullanırız. İnsanın muammasına yaraşır garipliktedir dil olgusu. Saussure’den bahsetmeyeceğim ya da Chomsky’den… Martin Baltscheit’ın Cik! adlı cinliğine davet edeceğim sizi.

Resimlerin de yazara ait olduğu kitapta, önceleri “cik”leyen kuşumuz, kurbağalarla vıraklamaya, kedi karşısında can havliyle havlamaya başlar. Hazır alışmışken dilbazlığa, horozdan “üüüüüüürüüü” yü, eşekten “aaaa-iiiii”yi kapar. Zamanla çok dilli, çok yönlü, çok bilgili bir kuş oluverir. Kuş vıraklamayı öğrenirken kurbağalar da ciklemeyi öğrenip canlarını kurtarır leylekten. Dil varlığı dönüştürür; vıraklayan kuş, köpeğin gözünde
kuşbağa olur. Biyolojiyi de etkiler dil; kedi karşısında havlayan kuşun dişleri, çenesi epeyce benzer kendi küçük sesi büyük kanişlere. Sessiz salyangozun içine sinen dilin kadim ilkeleri, yankılanır kuşumuzun zihninde “yaşa ve yaşat”.

Artık eski kuş olmadığından kâh vıraklayıp kâh miyavlayıp dolaşırken ötelerden duyduğu cik sesine kulak kesilir. Kaç dil konuşursa konuşsun anadili varlığının dışa doğru ilk taşması, yoğunluğu ve anlamı açısından eşsizdir. Annesine bir gönül dolusu ciklerken, süsleme niyetine vıraklarla, miyavlarla devam eder.

Ünlemlerin, ses ve sözcük esprilerinin yoğun olduğu kitabın çevirisini yapmak çetin iştir. Çevirinin çoğu yerinde sesin gürül gürül aktığına, bazı yerlerinde ise kesintiye uğrayıp ince yeri kalınlaştırdığına rastlıyoruz. Yansıma sözcükleri seçerken de kolayca kabul edemeyeceğimiz “snıf-snıf” gibi tercihler çevirinin küçük kusurlarına katılıyor.

Resimlemede ise hayvan figürleri başarıyla abartılmışken, arka plandaki doğa yalnızca tekniğin sergilendiği bir alan olarak kalmış ve biz okurlara, dağı, bayırı, gölü taşımayı başka bir “cik”e ertelemiş.

Cik!
Martin Baltscheit
Türkçeleştiren: Aslı Tohumcu
Tekir Kitap, 40 sayfa

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Adnan Saracoğlu , 1979 yılında Bayburt'ta doğdu. On yaşında Ankara'ya on sekiz yaşında da İstanbul'a kondu. Yeditepe Tarih'i değil de İstanbul Eski Yunan Dili'ni bitirmeyi tercih etti. Dinler Tarihi ABD'da yüksek lisans tezini mi yoksa ilk çocuk kitabını mı önce bitireceğini tartışıyor. Arka Kapak , İyi Kitap dergilerinde , felahkitap sitesinde çocukça yazılar yazıyor. Milyarlarca güzel çocuk arasından İsmail'in bahtına çıkmasından mutluluk duyuyor. Sanskritçe ve Japonca öğrenmeden bu dünyadan ayrılmak istemiyor.

Yorum yaz