İyi Kitap

Ejderhanın teselli için bir şarkı, biraz oyun ya da yiyecek taleplerini hep öfkeyle reddeden kız bir gece kararını değiştirir. Bacadan çatıya çıkar, ejderhaya şarkı söyler…

Yazan: Melek Özlem Sezer

Sıkıntılarımız sabrımızı tükettiğinde ve sabır haznemizi genişletmek de içimizden gelmediğinde, başlarız bir suçlu aramaya. Öyle güneş gibi, rüzgar gibi değil de oklarımıza hedef olabilecek bir bedeni, haykırabileceğimiz kulakları ve af dileyecek bir ağzı olan, somut bir suçlu. Andersen kışın zulmünü üstlenecek bir “Karlar Kraliçesi” yaratmıştı. Kutup ayılarının bir Andersen’i olsaydı, muhtemelen onlar da zalim bir “Güneş Tanrısı” yaratacaktı. Troon Harrison ve Andrea Offerman ise “Buz Ejderhaları” yaratmış. Onların kitabında, küçük bir kızın yaşadığı vadide Buz Ejderhaları kanatlarını açıyor ve beyazın atmosferinde karanlık bir hikâye yazıyor.

Buz ejderhaları çığlıklarla kuzey rüzgarlarının gerisine çekilirken ilkbaharın geleceğini düşünen kız sevinir. Ama sabah evi karlar altındadır. Ormana yiyecek aramaya giden baba ise eli boş ve hasta döner. Anne kıza şöyle der: “Yarın ormana yiyecek aramaya sen gideceksin. Kardeşin daha çok küçük, benim de bebeğe bakmam lazım.” Koskoca babanın başaramadığı, kızın üzerine yıkılmıştır. Ki o da eli boş dönecek ve çatıda, fırtınada arkadaşlarını kaybetmiş, yaralı bir ejderha görecektir. Böylece kızın ejderhayı sürekli terslediği, ejderhanın ise ezik duruşuyla yalvar yakar yardım istediği ilişkileri başlar. Çok geçmeden yakacağı gibi yiyeceği de tükenen ailenin açlığı şiddetlenir. Ejderhanın teselli için bir şarkı, biraz oyun ya da yiyecek taleplerini hep öfkeyle reddeden kız bir gece kararını değiştirir. Bacadan çatıya çıkar, ejderhaya şarkı söyler. Yarısını ejderhaya verdiği reçelli ekmek dilimini uçurtmaya bağlayıp göğe salar ve böylece başka bir ejderhayı kendine çeker. Onun yardımıyla bizim ejderha iyileşirken, kız da sonunda lütfettiği iyilikle kalbindeki buzları eritir. Artık ilkbahar gelecektir.

Hikâyenin atmosferine uyumlu olsa da soğuk diliyle pek haz almadığım metin, özellikle şu soruyla beni ikircikte bıraktı: Masal gerçeği olarak, Buz Ejderhaları var mı ve kışın fazla uzun sürmesi onların suçu mu, yoksa Buz Ejderhaları yalnızca kızın zihninde mi?

Eğer mantık ve tutarlılıktan muaf tutulamayacak olan bir masal gerçeğiyse, ormandan dönen babanın çatıdaki ejderhayı görmemesi mümkün mü? Peki ya, ailenin çatıda devasa bir ejderhanın ağırlığını ya da onun ağlamalarını fark etmemesi? Ejderhalar vadide sürekli uçuyorsa bir çatının üzerindeki koca ejderhayı nasıl görmediler, onun çığlıklarını nasıl işitmediler? Yarım dilim ekmek, koca bir ejderhadan daha mı görünür?

Yok eğer Buz Ejderhaları kızın zihnindeyse yine sorular uyandırıyor: Her ne kadar kızın tavrını değiştirmesinin bir çözüm yaratması hoş olsa da bir doğa olayı iyi bir zemin mi? Tıpkı bebekken çarptığımız masaları döven annelerimiz gibi bir doğa olayına katlanamayışı hayali bir suçlu yaratarak dindirmek doğru bir duygu öğrenimi verir mi?

Resimlerde de tutarsızlık sorunu var. Anne kızı ormana gönderirken, kardeşinin daha çok küçük olduğunu söylemişti. Ama ailenin şömine başında olduğu resimde ortanca kardeş, kızdan büyük görünüyor. Sonraki resimlerde küçülüyor. Annenin bebeği ona da emanet edebilecekken küçük kızı o korkunç kışta ormana göndermesi, bu resimdeki hâliyle ortanca kardeşi de neden yanına katmadığını sorduruyor bana. Annenin tavrı sorgulanmalı mı?

Kitap bende pek çok kararsızlık noktası yaratırken imdada Brigitte Labbe yetişiyor. Notos’un Şubat- Mart 2019 sayısında Mehmet Erkurt’a verdiği nefis röportajda bizde kaygı yaratan kitaplar için basit bir cevabı olduğunu söylüyor Labbe: “Biz yetişkinler, ancak çocuğu böyle bir durumda o kitapla yapayalnız, bizzat ‘şoke edici’ bulduğumuz şeyle bir başına bırakırsak o korktuğumuz, son derece olumsuz etkiye yol açarız. Ama bunun yerine çocuğa okuma serüveninde eşlik eder, kitabı onunla birlikte okur,(…) gerçekten çocuğun okuduğu şey karşısında dengesinin bozulup bozulmadığına emin olursak kitap bir aracıya dönüşür…”

Bana öyle geliyor ki bu kitapta Labbe’yle okunacak çok şey var…

Buz Ejderhası
Troon Harrison
Resimleyen: Andrea Offerman
Türkçeleştiren: Genç Osman Yavaş
Can Çocuk Yayınları, 56 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

21 Aralık 1971’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi okudu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. TRT radyolarına masal programları hazırlayıp sundu. Şiir, öykü ve masal alanlarında uğraş veriyor. Yaşamını senaryo yazarlığı ve seslendirme yaparak kazanıyor. 1998 Cemal Süreya, 2000 Behçet Aysan ve 2011 Nüzhet Erman Şiir, 2001 Arıburnu En İyi Uzun Metrajlı Film Öyküsü, 2010 Oğuz Tansel Halk Bilimi ödülleri var. Kitapları: Şiir: Derin, Söğüt Sefareti, Söğüt Sefası Meyhanesi, Yusuf ile Zeliha, Sözcük Dülgeri Ali (Azerbaycan), Nefser Araştırma-İnceleme: Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Masal Masal Matitas (Yetişkinler için masal antolojisi) Çocuk Kitapları: Sakız Çiğneyen Kedi, Eldivenlerimi Kim Çalıyor? Büyüklere Mektuplar, Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri, Karagöz’ün Gölgesini Kim Çaldı? Eyvah Gölgeler Değişiyor, Ejderhamın Sevdiği Oyunlar, Dolapta Kim Var, Benim adım On üç, Uuuu, Yokoko, Sordum Durdum, Şiir Yazdım Masal Sandım

Yorum yaz