İyi Kitap

Belçikalı yazar ve çizer Claude K. Dubois’nın yirmiyi aşkın dile çevrilen kitabı Akim Koşuyor, patlayan savaş nedeniyle köyünden kaçmak zorunda kalan, bu sırada ailesinden ayrı düşen bir çocuğun hikâyesini anlatıyor.

Yazan: Mehmet Erkurt

Savaşın gelişini gözünüzde canlandırdınız mı hiç? Hep konuşulan, anlatılan ya da gösterilen şeyin o meşum başlangıç noktasını? Canavarın, “İşte geldi,” dediğiniz ânını? Savaşın “patladığını” size kesinkes bildiren olayı, geçişi, hissi?..

Bazen kâbuslarımızı besleyen imgeleri, gündüz uyanıklığında, kendimize işkence edercesine tekrar tekrar tahayyül ederiz. Bir binanın arkasında yükselen kesif bir duman, gökyüzünü lekeleyen ürkütücü uçaklar, yan
sokağa düşüp zemini delicesine sarsan bir bomba, her gün gördüğümüz yerlerin harabeye dönüşmüş hâlleri gürültü, kaos ve çığlıklar gündüz düşlerimize saplanıp kalabilir. Yalnızca belgesellerde ve filmlerde gördüğü atom bombasının patlayışına rüyasında tüm canlılığıyla tanık olanlar, kaç kişiyizdir acaba? O ölümcül ışık kaçımızın yüzüne vurmuştur?..

Savaş, sıcağı sıcağına yaşamış olsak da olmasak da içimizdeki ortak travma. Varlığı, bir gün bizi de vurabileceği korkusunu sürekli besler. Çocuklar da bunun farkında. Dinliyor, gözlemliyor, biz yetişkinlerin önceki nesillerden devraldığımız korkuları emiyorlar. Savaşı onlarla bir aşamada konuşmamız, yarattığımız canavarın hep birlikte farkında olmamız kaçınılmaz.

AKİM KOŞUYOR ŞİMDİ… O KOŞARKEN, BİZ ONU VE YAŞADIKLARINI KONUŞACAĞIZ.
Belçikalı yazar ve çizer Claude K. Dubois’nın yirmiyi aşkın dile çevrilen kitabı Akim Koşuyor, patlayan savaş nedeniyle köyünden kaçmak zorunda kalan, bu sırada ailesinden ayrı düşen bir çocuğun hikâyesini anlatıyor.
Akim, uçaklardan atılan bombalar nedeniyle viraneye dönmüş köyünde, ailesini bulamıyor. Günlerce, bir harabede, köyün insanlarıyla birlikte kalıyor. Ta ki askerlere esir düşene kadar… İkinci bir kaçışın ardından, savaş mağduru kafileyle birlikte yollara düşüyor ve bu zorlu yolculuk, mülteci kampında sona eriyor. Kitabı, okuru gülümsetecek, umutlu bir son “koşu”yla kapatsak da savaş orada. Ve orası, buradan hiç de uzak değil.

Yaşanan acıların ülkesizliği de kitapta son derece berrak verilmiş. Başlangıçta adı geçen Kuma Nehri, akla önce Rusya’yı ve Hazar denizini, bir ihtimal de Japonya’yı getiriyor. Buna başkahramanın İbranice kökenli ismi Akim eklenince, bildiğimiz sınırlar yok oluyor. Çünkü coğrafyanın hiçbir önemi yok. Arka kapakta da ifade edildiği üzere, “Dünyada milyonlarca insan savaştan, açlıktan, baskı ve şiddetten kurtulmak için kaçıyor. İçlerinde çocuklar da var. Tıpkı köyde, nehir kıyısında oynarken birden savaşın ortasında kalıp koşmaya başlayan Akim gibi.”

Yüzü aşkın kitap yazmış ve resimlemiş, aynı zamanda bir heykeltıraş olan Dubois, bu öyküyü savaş kurbanı çocuklar kadar annesine de ithaf etmiş. Çünkü annesi de daha beş yaşındayken, savaş nedeniyle ailesinden kopmak zorunda kalmış ve yaşadığı bu “kırılmayı” hayatı boyunca taşımış. Dolayısıyla, Dubois’nın bir ödül konuşmasında da ifade ettiği üzere, bireysel, ailevi, yakın bir öyküyle başlamış Akim’in koşusu. Dubois, bu
öyküyü evrenselliğe taşımak istemiş. Resimleri ön planda, metinleri ise epey geride tutmasının nedeni bu.

Akim Koşuyor, neredeyse sessiz bir kitap. Az miktardaki metin, bir yazarın kaleminden çıkmış gibi değil; daha çok anonim bir sesin, bilmediğimiz bir tanığın durum tasviri niteliğinde. Sözcükler ve cümleler, özellikle
resimlerin gücü ve şiirselliği yanında, basit oldukları kadar sahipsizler de. Bu, duygulanımı karakalem resimlere, soluk monokrom tonlara, bedenlerin duruşuna, yüzlerdeki ifadelere bırakmak isteyen Dubois’nın bilinçli
tercihi. Amacı, bütün halklarda ve çağlarda ortak olanı yakalamak. İnsanı kendi hakikati ve kırılganlığı içinde verirken, mutsuzluğun içine sevgiyi, vahşetin içine merhameti, karanlığın içine umudu katmak…

İlk olarak 2012’de basılan Akim Koşuyor, Uluslararası Af Örgütü tarafından da desteklenmiş bir kitap. Okurda iz bırakacak her nitelikli çocuk kitabını olduğu gibi, bu kitabı da önce biz yetişkinler okuyalım. Hepimize
zor gelen bir konu üzerine çocuklarla nasıl konuşacağımızın ipuçlarını bize sağlayacak en iyi kaynaklardan biri, kuşkusuz nitelikli çocuk kitapları. Bir şeyi basite indirgemeden basitleştirmenin, sofistike olmayacağım
derken hakikati de elden kaçırmamanın inceliklerini çocuk edebiyatının yetkin örneklerinde bulabiliriz.

Alman Gençlik Edebiyat Ödülü jürisinin kitap için yaptığı gerekçeli açıklama, bu anlamda dikkate değer: “Kitap, şok etkisi yaratmaktansa, küçük okuyucuya, sarsıcı içeriğe yavaş yavaş yaklaşma olanağı tanıyor.” Savaş bir kurgunun, öykünün unsuru olarak da gelse, şok elbette kaçınılmaz. Ama yetişkinin okuma sürecinde çocuğa eşlik etmesi, yaşanabilecek şoku konuşabilmek ve onu sorularla açmak, yaşanan duyguyu bir kavrayışla temellendirmek için atılacak sağlıklı bir adım.

Akim Koşuyor
Claude K. Dubois
Türkçeleştiren: Ferhat Sarı
Ginko Çocuk Yayınları, 96 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1983’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ardından, Günışığı Kitaplığı’nda, basınla ilişkiler, sosyal medya ve tanıtım içerikleri üzerine yoğunlaştıktan sonra, yayınevinin gençlik kitapları markası ON8’in editörlüğünü üstlendi. Fransızca’dan roman çevirileri yaptı. Bugün, yayıncılığa Can Çocuk’ta editör olarak devam ediyor ve Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde yıllardır geciktirdiği yüksek lisans tezini yazıyor. Çevirmenliği sürdürürken, sivil toplum çalışmalarından da kopmamaya çalışıyor. Kitaplar üzerine yazsa da, en çok okumayı tercih ediyor.

1 Comment

Yorum yaz