İyi Kitap

Pencereden içeri süzülen arkadaş

Esra Okutan, kaybedip-bulma üzerine kurulu bu umut ve dostluk hikâyesine fon olarak eski İstanbul’u seçmiş.

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Evvel zaman içinde, ben henüz çocukken, İstanbul tamamen taşa-betona bulanmamışken; mahalledeki çocuklar toplanır, evimizin yanında yöresinde boş arsalarda oyun oynardık. Henüz bilgisayarlar, tabletler çocukları esir almamıştı. Oyun hamurundan değil, topraktan çanak çömlek ve minik heykelcikler yapardık. Ayağımız toprağa bastığı gibi, türlü çeşit böcekle de yarenlik ederdik. Azimle yuvalarına yiyecek taşıyan karıncaları merakla izler, yağmur yağdığında toprağın dört bir yanından yüzeye çıkan solucanlara basmamak için seke seke yürür, ağır aksak yol alan salyangozları evcilik oyunumuza buyur eder, rengârenk kelebeklerin peşine takılıp koşardık. Bu arada unutmadan şunu da hemen söyleyeyim; biz sokakta koşup oynarken anne-babamız başımızı beklemezdi. Hava kararmaya başlayınca, pencereden “Hadi artık eve!” diye seslenmekle yetinirlerdi. Sokak güvenliydi, insanlar güvenilirdi ve anne-babaların içi rahattı. Üstelik sokakta hayat vardı.

Seyyar satıcılar, hurdacılar, fileleri ellerinde mahalle bakkalının yolunu tutan teyzeler sokağı şenlendirirdi. Sokağa çıkma iznimizin olmadığı, çok soğuk ya da çok sıcak günlerde, sadece pencere önünde veya balkonda oturup sokağı seyretmek bile yeterdi. Bu arada açık pencereyi fırsat bilen bir karasineği ya da kelebeği “evcil hayvan” ilan eder, ona bir isim koyardık.

Esra Okutan’ın kaleme aldığı, Zeynep Özatalay’ın resimlediği Kelebek, beni, işte bu “evvel zaman”a götürdü. Okutan, kaybedip-bulma üzerine kurulu bu umut ve dostluk hikâyesine fon olarak eski İstanbul’u seçmiş. Özatalay’ın sevimli çizgileriyle inşa ettiği şehrin sokakları, tıpkı yukarıda anlattığım gibi. Renk renk çiçeklerle dolu ufacık balkona koca bir dünya sığdıran küçük kız, buradan şenlikli sokağı seyreyliyor. Bir kış günü, oda havalansın diye açılan pencereden içeri giren kelebek, küçük kızın en iyi arkadaşı oluyor. Kız, ona Eric Carle’ın Aç Tırtıl’ını okuyor, dans etmesi için “kasetçalar”- dan müzik dinletiyor. Ama gelin görün ki bir gün küçük kız okuldan eve döndüğünde kelebeğin gittiğini fark ediyor; arıyor ama bir türlü bulamıyor, çok üzülüyor. Şans bu ya hiç ummadığı bir yerde, ansızın karşısına çıkıyor kelebeği. Evvel zaman önceki İstanbul’da, içinde hayvanat bahçesi de bulunan bir yerde… Neresi olduğunu söylemeyeceğim; cevabı kitapta.

Kelebek
Esra Okutan
Resimleyen: Zeynep Özatalay
Sarıgaga Yayınları, 32 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi bölümünden ve 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Aydınlık Kitap Eki, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com gibi farklı mecralarda yayınlandı. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Eylül 2015’te Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’na kaydoldu. Ve şimdilerde tezini bitirmeye uğraşıyor. Öte yandan aynı üniversitede, İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde Uzman olarak görev yapıyor. Elbette okuyup yazma işini de bıkmadan usanmadan hala sürdürüyor.

Yorum yaz