İyi Kitap

Bir kitabın hikâyesi…

“Ölüm haberim bir abartıydı.”

Yazan: Safter Korkmaz

Pek az kitap vardır ki yaratılış macerası, anlattığı hikâyenin önüne geçsin. İşte Prens Oleomargarin’in Aşırılması da o kitaplardan biri. Dilerseniz, kitabın sonuna eklenmiş editör notunda verilen bilgilerden başlayarak, bu ilginç maceranın peşine düşelim.

Olaylar 2011 yılında, Mark Twain uzmanı Dr. John Bird’ün, “Mark Twain Belgeleri” arşivinde, ünlü yazarın hiç yayımlanmamış bir hikâyesine ait el yazısı notlar bulmasıyla başlar. İşin ilginç yanı, 100 yılı aşkın süredir kimsenin farkına varmadığı notları bulan Dr. Bird’ün, bir yemek kitabı hazırlamak için araştırma yapıyor oluşudur.

Söz konusu notlar, Twain’in küçük kızlarına anlattığı bir uyku öncesi hikâyesine aittir. Twain, bir dergideki resimden yola çıkarak, Johnny isimli fakir bir çocuğun başından geçenleri hikâyeleştirir. Yazarın, kızlarına anlattığı onca uyku öncesi hikâyesinden, sadece buna dair yazılı notlar tutması da dikkat çekici başka bir ayrıntıdır.

Dr. Bird, bütünlüklü bir yapı olmaktan çok uzak durumdaki bu 16 sayfayı, “Mark Twain Evi ve Müzesi” müdürü Dr. Cindy Lowell ile paylaşır. 2014 yılına gelindiğinde, Twain’e dair çalışmalar yürüten bu iki kurum, Doubleday Books for Young Readers’ın da katılımıyla notlardan yola çıkan bir kitap yayımlamaya karar verir. Caldecott Madalyası ödüllü yazar Philip Stead ve çizer Erin Stead, bu noktada maceraya dahil olurlar. Bu bölük pörçük el yazısı notlardan kitap yaratma görevi onlara verilmiştir.

JOHNNY’NİN HİKÂYESİ
Kitabın konusuna gelince… Kahramanımız Johnny, enikonu kötü bir adam olan büyükbabası ile yaşamaktadır. Tek dostu ise bir tavuktur. Üstelik adı “Salgın ve Kıtlık” olan bir tavuk! Tekdüze, yalnız ve fakir bir yaşamı olan Johnny için macera, büyükbabasının ona verdiği bir görevle başlar. Sevgili dostu “Salgın ve Kıtlık”ı pazara götürüp satması ve yiyecek bir şeyler alması gerekmektedir. Kahramanımız, tavuğu pazarda satmaz ama sadaka isteyen yaşlı bir kadına verir. Kadın da büyülü güçleri ile açlığını ve içindeki boşluğu gidereceğini iddia ettiği bir avuç tohumu Johnny’ye hediye eder. Tahmin edeceğiniz gibi büyükbaba bu değiş tokuşa oldukça öfkelenir, tohumları yemeye kalkar ancak oracıkta ölüverir. Johnny, cebinde tek tohum tanesiyle yapayalnız kalmıştır. Büyükbabasını gömdükten sonra, kalan son tohumu yaşlı kadının tarif ettiği gibi toprağa diker. Sabırla çiçek vermesini bekler. Nihayet “altın rengi kenarları ve açık mavi göbeği olan, narin, pembe bir çiçek” açar. Açlıktan ne yapacağını bilmez hâldeki Johnny, büyük bir umutla çiçeği yer. Sonuç, hüsrandır; Johnny hâlâ aç ve içindeki boşluk daha da büyüktür. Pes eder, yere uzanıp sonun gelişini bekler. Ta ki konuşan bir kokarcayla tanışana dek… Anlaşılan o ki tohumlar, açlığını ve içindeki boşluğu, onun hayal ettiğinden farklı bir yolla dolduracaktır. Kahramanımız artık tüm hayvanlarla konuşup anlaşabilmektedir. Kısa sürede tüm orman hayvanlarıyla dost olur. Onların sayesinde hem karnı doyar hem yalnızlıktan kurtulur. Dahası yine hayvanların sayesinde kralın kendini beğenmiş, kötücül oğlu Prens Oleomargarin’i de “kurtararak(!)” büyük bir ödüle hak kazanır. Ancak asıl zenginliğin ne olduğunu da bu maceranın sonunda kavrayacaktır.

KİTABIN YAZARI KİM?
Yukarıda kabaca özetlediğim kurgu, Philip Stead tarafından eğlenceli bir dille, akıcı şekilde kaleme alınmış. Öte yandan çizer Erin Stead’in esere katkısı çok büyük. Kaliteli kâğıda, kalın kapaklı ve büyük boy basılmış bu albenili eserin çizimleri muhteşem. İki anlatıcılı ve yer yer (zorunlu) kopuşlar yaşayan hikâyeyi, büyülü bir atmosfer içinde toparlayan ve okurun zihninde canlandıran bu çizimler desem, abartmış olmam.

Bahsettiğim kopuşların kaynağı, Philip Stead’in, notları kitaba dönüştürme tercihinde yatıyor. Stead’in, bir takım kısa cümlelerden oluşan Twain’in notlarını, fantastik bir hikâyeye dönüştürürken izlediği yol, aslında oldukça akılcı. Twain’i mezarından kaldırıp yanına, kitabı yazmak için inzivaya çekildiği Kunduz Adası’na getiriveriyor. Böylece hikâye, iki anlatıcıya kavuşuyor. Notların ham hâline uygun bir anlatıyı Mark Twain’in ağzından okura aktaran Stead, notların bittiği yerde görevi devralıyor. Gerek görev devir tesliminde gerek Stead’le Twain’in sohbetlerinde, okur ister istemez ana hikâye dışı bir atmosfere taşınıyor. Dahası Stead, bir yandan orijinal notları aktarırken diğer yandan kurguda Twain’den farklı tercihlerde bulunma cesaretini de gösteriyor. Örneğin Twain’in, notlarında öldürdüğü yaşlı kadını canlı bırakmak gibi…

Twain’in notlarının, sonu olan bir hikâye kurgusuna sahip olmadığı gibi edebi bir metin niteliği de taşımadığı (orijinal el yazmalarına internet üzerinden ulaşılabiliyor) gerçeği bir yana, Stead’in kendine has tercihleri ister istemez kitabın gerçekte kime ait olduğu sorusunu getiriyor insanın aklına. Yayıncıların hakkaniyet adına çift yazar ismi kullanmayı tercih etmeleri anlaşılabilir ama meraklı okur için üzerine kafa yorulabilecek bir konu olduğu da açık. Bütün bunlar bir yana yetişkinlerin de en az çocuklar kadar (hatta belki daha çok) zevk alarak okuyacaklarını düşündüğüm bir eser Prens Oleomargarin’in Aşırılması.

Prens Oleomargarin’in Aşırılması
Mark Twain ve Philip Stead
Resimleyen: Erin Stead
Türkçeleştiren: Kutlukhan Kutlu
Can Çocuk Yayınları, 154 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1994 yılından bu yana yayıncılık alanında çalışıyor. Pek çok yayınevinde farklı görevlerde bulundu. “Cankurtaran Şövalyeleri İstanbul Dehlizlerinde” adında, Günışığı Kitaplığı’ndan yayınlanmış bir çocuk romanı var. İyi Kitap’ın sorumlu yazı işleri müdürü ve editörü olarak çalışma yaşamına devam ediyor.

Yorum yaz