İyi Kitap

Mira, küçük bir kasabada ailesiyle birlikte yaşayan 12 yaşında bir kız çocuğu. “Mesleklerini” sır tutucu, manzara anlatıcı ve mutluluk gösterici olarak tanımlıyor; oyun bulucu, masal anlatıcı ve hayal kurucu olarak da hiç fena değil.

Yazan: Alev Karakartal

İyi Kitap’ın iyi ve dikkatli okurları için Hanzade Servi adı tanıdık olmalı. Bir kısmınız genç yaşına rağmen çok verimli, epey ödüllü, çalışkan ve yetenekli bir yazar olduğunu biliyor olabilir. Hemen çıkaramayanlarsa kahramanlarının, çevresindekilere taktığı yaratıcı lakaplar yoluyla attığı imzayı gördüklerinde hatırlayacaktır. Şimdi elimizde yazarın son hikâyesi, Mira var. Doğan Egmont’tan yayımlanmış.

Hikâyeye adını veren Mira, yazarın pek çok kitabında mekân olarak seçtiği küçük bir kasabada, ailesiyle birlikte yaşayan 12 yaşında bir kız çocuğu. “Mesleklerini” sır tutucu, manzara anlatıcı ve mutluluk gösterici olarak tanımlıyor; oyun bulucu, masal anlatıcı ve hayal kurucu olarak da hiç fena değil. Hikâyenin bir yerinde, insanlara yardım etmeyi çok sevdiğini anlatıyor Mira: “Körebe’nin, bulutların neye benzediğini öğrenmek için, Cadımelek’in çiçeklerinin solmaması, kedisinin aç kalmaması için, Makasçı’nın sadece birileriyle konuşmak, Gizemli Yorumcu’nun öğüt almak, Görünmez’in çamurda zıplamanın harika bir şey olduğunu görmek, Komikadım’ın hayallerini paylaşmak için bana ihtiyacı vardı. Annemle babamı saymıyorum bile. Onların her şeyi bendim. Bulut’u tek gören ben olduğuma göre, hayalse var olmak, gerçekse sevilmek için, o da bana ihtiyaç duyuyordu.” Küçük kızın abarttığını, kendine gereğinden fazla önem vehmettiğini düşünebilirsiniz ama değil. Yaşadığı Gölgelik kasabasında, çevresindeki herkese ve herşeye vakfedeceği dikkat ve zamanı, vereceği bir ders, saçacağı bir ışık, söyleyeceği bir sözü var. Çoğu kez, hatta neredeyse her zaman kendini unutarak üstelik, başkalarının mutluluğundan mutluluk çıkararak. Bir tür Küçük Prens’le Polyanna karışımı diyebilirdik, ancak onu da kitabın kahramanları söylüyor zaten: “Polyanna’ya benziyorsun ama Eleanor H.Porter’in Polyanna’sına değil. O hep daha kötüsünü düşünüp mutlu olmaya çalışıyor. Polyanna senin gibi olmalıydı.” Ya da “O benim Küçük Prens’im. Öğütleri, masalları ve acılar karşısındaki gücü, bana ilham veriyor. Eee, Küçük Prens ne demiş? ‘Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir zaten’.”

Exupery’nin Küçük Prens’i bir çocuk kitabı olarak değil, kendi hayatındaki izleklerin peşine düşerek yetişkinler için yazdığını Servi biliyor olmalı. Kitabın temel motifinin “büyümek” olduğunu, insanların yaş aldıkça en temel değerlerinden nasıl uzaklaştıklarını hatta yozlaştıklarını anlatırken, bir yandan da bir çocuk saflığıyla “kendinize bunun yapmayın” dediğini de. Yine de kitabın “gizli kahramanı” Küçük Prens’i bir masal atmosferinin içine yerleştirmeyi uygun gördüğü anlaşılıyor.

12 yaşına rağmen “ne büyük ne de küçük olan”, hatta arkadaşının, filmlerdeki bilmiş bilmiş konuşan çocuklara benzediklerini, hemen normale dönmeleri gerektiği uyarısına bakılırsa, elinde “mutluluk sopası” çevresindeki herkesi hizaya getiren Mira’nın, bir türlü çocuk olamama hâli yazarın da kafasını meşgul etmiş olmalı. Böylesi ender anlarda, diyelim çamurda nedensizce zıpladığında bile, gelecek için “anı biriktirmeyi” düşünmesi; zorunluluklardan dolayı uzakta olan annesinin, bir kaza yüzünden tedavi gören ve belki bir daha mesleğini yapamayacak olan babasının ya da yakınlarda kaybettiği dedesinin verdiği “acı”yla başa çıkmak için mi acaba
diye düşünüyorsunuz bazen. Yok değil; çabucak anlıyorsunuz. Ezcümle, bir hikâyenin, okurun yaşı kaç olursa olsun, algı dünyasında da olsa bir “karşılığa” denk gelmesi; didaktik cümleler yerine, bir dış (ya da iç) gözün olanı biteni hikâye etmesi gibi bir beklentiniz varsa, işiniz biraz zor olabilir, uyarmadı demeyin.

Yine de hak yememek adına, Servi’nin özellikle Körebe, serebrial palsi hastası Komikadam, Şemsiye Tamircisi ve yanında olmayan eşinin hırkasıyla özlemini gideren Yarımelma karakterlerini zaman zaman içe dokunan, renkli ve başarılı bir şekilde resmettiğini kayda geçirmek gerek. Su gibi akan dilini de… Mira’nın kaç yaş grubuna hitap ettiği belirtilmemiş. O yüzden, eğer şeker pembesi renginde, belki biraz fazla ‘şerbetli’ bir masala ya da yüreklendirici cümlelere ihtiyaç duyan, küçük (Mira’dan daha küçük) bir çocuğunuz varsa, iyi bir seçim olabilir.

Mira
Hanzade Servi
Resimleyen: Ali Benice
Doğan Egmont Yayınları
156 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz