İyi Kitap

Çocukken okuduğum kitaplarda kusursuz, adeta kanatsız meleklere benzeyen karakterler, kibarlıktan kırılan çok akıllı çocuklar beni çok gererdi ve onlar kadar mükemmel olamadığım için kendimi kötü hissederdim.

Yazan: Sanem Erdem

“İçindeki çocuğa sarıl / Sana insanı anlatır,” demiş bir ozanımız. Çocukluğun, kirletilmemiş çocukluğun, insanın en yüksek mertebesi olduğunu düşünüyorum. Algıların açık olduğu, öğrenilen her şeyin hayrete düşürdüğü, zamanın ve paranın henüz ele geçirmediği bir bilinç durumu sanki. Yetişkinlere garip gelebilecek küçük mutlulukların ya da önemsiz görünen endişe ve korkuların büyük etki bırakabildiği bir ruh hâlidir belki de. Bunları söyleyerek bir genelleme yaptığımın farkındayım elbette. İnsanlar birbirine benzemediği gibi çocuklar da benzemiyor ama bunun yüzeysel bir farktan ibaret olduğunu yeni yeni fark ediyorum. Edebiyat, sanat, felsefe, psikoloji, bilim, tarih… İnsan her yerde insan işte, güçlü ve zayıf yanları değişkenlik gösteriyor sadece. Bunu görmek için çocuklara ya da çocukluğa bakmak iyi geliyor, çünkü yetişkinlik ve yetişkinler çok daha karmaşık ve yorucu oluyor bazen.

Elif Yonat Toğay’ın, Dinozorun Ayak Sesleri adıyla bir araya getirdiği öykülerin, çocuklukla bağını koparmayan bir kalemden çıktığını belli oluyor. Saf, komik, abartılı, heyecanlı, korkak, kurnaz; bazen de bencil, kıskanç ve şımarık ama her daim eğlenceli ve kafa açıcı karakterlerin ağzından okuduğumuz maceralar, çocuk okurun kolayca benimseyebileceği, kusurları olan arkadaşlarla tanıştırıyor. Yetişkinlere de çocukluklarına dönüp artık normalleştirdikleri korkularla yüzleşme imkânı tanıyor.

Kitaptaki ilk öykü “Su Kaplumbağası Yeşili”, pek çok erkek çocuğunun ruhunda yaralar açmış sünnet deneyiminin söylenenlerle değil söylenmeyenlerle aktarıldığı iyi bir kurguya sahip. Kurgudaki bu yaklaşım, kitabın devamındaki öykülerde de kendini gösteriyor. “Bernardo” öyküsündeki isimsiz kahramanımız düşüncesizliği ve bencilliğiyle ortalığı birbirine kattığı hâlde annesi ona sebepsiz yere kızdı diye isyan ediyor, ama bunu komik ve sevimli bir şekilde yaparken yaşıtları olan okurlara da mizah yoluyla ayna tutuyor.

“Düşün Taşın” öyküsü ise üç hafta sonra doğacak kardeşini uyarmak isteyen pek sorumlu bir abinin mektubu. Biraz büyüyünce Tom Sawyer kadar uyanık olacağa benzeyen bu arkadaş, cici çocuklardan usanan okurlara nefes aldırıyor. “Kötü Haber” adlı öyküdeyse yetişkinlerin sürekli şahit oldukları ya da maruz kaldıkları şiddete karşı duyarsızlaşması, okuyup seyrettikleri her şeye dikkat eden anne babalarına rağmen kâbuslar gören çocuklar üzerinden ele alınmış. Bu öykü küçüklerden çok büyüklere hitap ediyor sanki. Fırtınadan ya da denizden korkan başka başka çocuklarla, hatta kıskanç bir kediyle bile tanışıp kaynaşıyoruz. Ancak son öykünün beklenmedik finalini biraz sarsıcı bulduğumu da eklemem gerek.

Öykülerin yaratıcısı Elif Yonat Toğay, çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanan ve ödüller alan öykülerinden sonra, çocuk edebiyatında da eserler vermiş ve ödül kazanmış bir öykücümüz. Çocukla çocuk olmayı beceren ve onları anlayabilen bir yazar olduğu, kullandığı üsluptan ve öyküleri için seçtiği mükemmellikten uzak anti-kahramanlardan belli oluyor. Ders vermeksizin, parmakla göstermeksizin, hatta tam tersini yaparak yazdıklarıyla
değil yazmadıklarıyla kurduğu bu cin fikirli ve komik öyküleri yazarken kendisinin de eğlendiğini düşünmemek elde değil.

Öykülere eşlik eden resimler Burcu Yılmaz’ın elinden çıkmış. Karışık teknikler kullanarak oluşturduğu kompozisyonlar ve öykülerin başında yer verilen çocuksu desenler kitabın ruhuna çok uygun düşmüş. Kusurları olan karakterleri seviyorum. Çocukken okuduğum kitaplarda kusursuz, adeta kanatsız meleklere benzeyen karakterler, kibarlıktan kırılan çok akıllı çocuklar beni çok gererdi ve onlar kadar mükemmel olamadığım için kendimi kötü hissederdim. Bazen çocuklar şiddetten etkilendiği kadar gerçekleştirmesi imkânsız beklentilerin de altında ezilebiliyor. Kendini kolayca belli eden korku ve şiddet öğelerine kıyasla duygusal baskı yaratan ifadeler ve karakterler satırlar arasına gizlendiği, hatta eğitim amacıyla teşvik edildiği için bunları tespit etmek bazen zor oluyor. Hiçbirimiz kusursuz değiliz, çocuklar niye öyle olsun ki?

Dinozorun Ayak Sesleri
Elif Yonat Toğay
Resimleyen: Burcu Yılmaz
Tudem Yayınları, 56 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 yılında Bursa'da doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nden mezun olduktan sonra çeşitli yayınevleri için çeviriler yaptı. Bağımsız olarak çevirmenlik yapmaktadır.

Yorum yaz