İyi Kitap

Hiçbir Yer Dükkânı’na muhakkak uğrayın. Kendinizi sihrin sonsuz imkânına bırakın; bir hayal seçin ve arkanıza yaslanıp o hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü seyredin!

Yazan: Deniz Poyraz

Mavi gezegenimizle beraber tüm evren sıra dışı şeylerle doludur. Buna rağmen insanlar nedense sadece görmek istediklerini görürler. Bilimsel formüllerle açıklanamayan, sıkıcı ders kitaplarında yazmayan her şeyden korkma eğilimindedirler. Bilinmeyeni yok saymak, kolay gelir çoğu zaman. Fakat “gözlerini açabilenler” ve merak etmeye cesaret edenler için kâinat aslında kocaman bir define haritasıdır…

Domingo Yayıncılık tarafından dilimize kazandırılan ve geçtiğimiz aylarda okuruyla buluşan Sihirci Çırağı adlı eser, sıra dışı bir hikâyeye davet ediyor bizi. Yazar Ross Mackenzie, İskoç Çocuk Kitabı Ödülü’nü kazanmış bu romanında, kimsesiz bir çocuğun düşün evreninden hareketle, onun büyülü yolculuğuna eşlik etmeye çağırıyor okurunu.

Kitabın başkişisi, Daniel Holmes adında bir çocuk. Babası balıkçıymış bir vakit, açık denizlerde kaybolmuş. Annesiyse bu acı üzerine ancak iki sene dayanabilmiş. Eğer kimsesiz bir çocuksanız -size arka çıkan öğretmenleriniz filan da yoksa- okul yolları dikenli ve sarptır. Sistematik olarak maruz kaldığınız akran zorbalığı, küçümser bakışlar ve aşağılayıcı tavırlar sizden başka kimsenin umurunda olmaz. Bir mucizenin gelip sizi bu karanlıktan çıkarmasını, yaşamınızı değiştirmesini bekler durursunuz. Söz konusu kaygıların günlük rutinin bir parçası hâline geldiği böyle bir zamanda, bir mucize gerçekleşir Daniel’ın hayatında. Tesadüfi bir biçimde karşısında beliren bir dükkân, tüm yaşamını değiştirmek üzeredir artık.

Bu dükkânı ağaç gibi bir canlıya benzetebilirsiniz. Dükkânın uzun basamaklardan oluşan holü, ağacın gövdesidir. Bu holden dört bir yana uzanan karmaşık geçitlerse ağacın dallarını teşkil eder. Bunlardan yüzlercesi vardır ve harikalar, bu koridorların ucunda yatmaktadır. Dükkânın sahibi Bay Silver nereyi ziyaret etse, müşteriler oraya çekilir. Küçük bir bedel karşılığında perdenin arkasına geçmelerine, uçsuz bucaksız yıldızların arasında uçmanın, gün batımının rengini tatmanın ve hayal gücünün gerçek sınırlarını keşfetmenin nasıl bir şey olduğunu deneyimlemelerine izin verilir burada. Tabii müşterilerin dükkânda gördüklerini hatırlamalarına asla izin verilmez; yoksa tüm sihir kaybolur! Müşteriler kafalarındaki neşe parıltısıyla ve belki de hayatlarının sonsuza kadar değiştiği duygusuyla buradan ayrılırlarken ne dükkânı ne de burada gördükleri, şahit oldukları ve deneyimledikleri harikaları hatırlayamazlar. İnsanlardan alınan bir parça hayal gücü de dükkânın yeni harikalar yaratmasını ve Bay Silver’ın bir sonraki seyahat noktasına ulaşmasını sağlar. Venedik, Glasgow, New York… Bazen on sekizinci yüzyıldayızdır bazen de günümüzde sürer hikâye. Tabii tüm bu gizlilik süreci yeni seyahat noktasında en başından başlar.

Daniel ile Bay Silver’ı birbirine çeken ortak bir yan vardır: Bir kabadayının ve onun zorbalıklarının gölgesinde bir hayat sürmenin ne demek olduğu çok iyi bilmektedir ikisi de. Ayrıca Bay Silver göründüğünden de yaşlıdır ve dükkânın yükünün omuzlarına çöktüğünü hissetmeye başlamıştır. İşte bu yüzden bir yardımcı almaya karar verir. Bu yardımcı da Daniel’dan başkası değildir elbette. Bay Silver, Daniel’a belki de hayatının fırsatını sunmaktadır. Hatta yüzlerce, binlerce hayat yaşasa bile belki de karşısına çıkmayacak bir fırsat: “Dükkânı öğren!” der Bay Silver, Daniel’a, “…karşılığında, burayı hak etmek için çalışacaksın. Sunulan şey bir tatil değil. Uzun soluklu bir seyahat değil. Bir fırsat. Belki de bir sınav! Burayı hak edecek özel bir çocuk olduğunu ispat edebilirsen, burası senin evin olacak.”

“Dükkânı öğrenmek” nedir peki? Bay Silver huşu ve hayret ile uğraşmaktadır. İnsanlara kaçış sunar, hayal satar. Müşterilerine bu dünyada mümkün olan her şeye dair büyüleyici anlar göstermektedir. Çıktıklarında dükkânı hatırlayamasalar da yüreklerinin hafiflediğini fark ederler ve dünya onlara daha canlı, yeni ve parlak görünür. Onlara hayret satmaktadır Bay Silver, harikalar taciridir bir nevi. Onun müşterileri, dükkânında yaşadıkları deneyim için kâğıt veya madeni parayla ödeme yapmazlar. Bu dükkânın bedeli, bir parça hayal gücüdür. Dükkân, müşterilerin dolup taşan hayretlerinden, hayal güçlerinden bir parça alır ama asla eksikliğini hissedecekleri kadarını değil. Dükkândaki her şeye hayat veren de işte bu hayret ve hayal gücüdür. Hayal gücü, tüm sihrin kaynağıdır.

Bunca hayalli, hülyalı, sihirli ve görsel yanı yüksek sahneyi kelimelerle ifade etmek yoğun bir çaba gerektiriyor olsa gerek. Yazar Mackenzie, bu anlamda zoru denemiş diyebiliriz. Yüzü geçmişe dönük çok katmanlı kurgusunda okura da alanlar açarken, herhangi bir soru işaretine yer bırakmamak adına çaba sarf etmiş. Fakat yan karakterlerin yeterince derinleşemediğini, hikâyenin akışı içerisinde gölgede kaldıklarını belirtmek gerekiyor.

Neticede her an her yerde karşınıza çıkabilecek bir dükkân: Hiçbir Yer Dükkânı. Kimsenin hiçbir şey satın almadığı, hiçbir şeyin satılık olmadığı bir dükkân. Bu dükkâna muhakkak uğrayın. Kendinizi sihrin sonsuz imkânına bırakın; bir hayal seçin ve arkanıza yaslanıp o hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü seyredin! Sihirci Çırağı, akıcı anlatımı ve etkileyici finaliyle son yıllarda dilimize çevrilen iyi eserlerden biri. İyi okumalar…

Sihirci Çırağı
Ross Mackenzie
Türkçeleştiren: Cenk Pamay
Domingo Yayınları, 276 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1991 yılında Lüleburgaz’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetimi alanında yüksek lisans yapıyor. Edebiyat ve güzel sanatlar alanlarında yazdığı eleştiri, makale ve röportaj türündeki çalışmalar Ayrıntı, Duvar, Evrensel Kültür gibi dergilerde, BirGün gazetesinde ve kitap ekinde, ayrıca Bianet gibi çeşitli internet sitelerinde yayımlandı.

Yorum yaz