İyi Kitap

Bazen en iyisi hiçbir şey yapmamaktır!

Balaban’ın içinde öyle çok duygu ve mesaj saklı ki, kitabın her sayfasında balaban yavrusuyla birlikte okur da büyüyor adeta…

Yazan: Gökçe Gökçeer

Yaşamın içinde sürüklenip giderken, etrafımızdaki canlıları ne kadar fark ediyoruz? Kedi ve köpeklerden bahsetmiyorum. Onları bile görmeyenlerden ise hiç… Bir süleymancığın peşine düşen kaç kişi var mesela? Ya da bir saka kuşunun kanatlarını inceleyen? Balaban, çocuklara doğadaki “yoldaş türleri” fark ettirmek için yazılmış nefis bir resimli kitap. Doğayla ve hayvanlarla olan bağını iyi bildiğimiz yazar Şiirsel Taş, bu kitabında bir balaban yavrusu üzerinden yaban hayatın içindeki dostlarımıza nasıl yaklaşmak gerektiğinin de altını çiziyor.

Veteriner olan annesinin de etkisiyle belki, hayvanlarla ve özellikle de kuşlarla güzel bir iletişim kurmayı başaran Bennu’nun en sık gördüğü rüyaya, göç eden kuş sürüleri eşlik ediyor. Bu kez gördüğü rüyada, o sürüde kendisi de var… Uyandıktan sonra yine kuşların peşine düşen Bennu, yolda annesiyle birlikte bir balaban yavrusuna rastlıyor. Elleriyle direkt “dokunmadan”, bir eldivenle yakaladıkları balaban yavrusunun yaralı olmadığını anladıktan sonra yaşam alanına geri bırakıyorlar. Bennu başta annesinin neden böyle yaptığını anlamıyor ama sonra en önemli noktayı kavrıyor. “Bazen en iyisi budur: Hiçbir şey yapmamak!’’

“Görünür Olmak” adlı ikinci bölüm böyle akıyor. “Görünmez Olmak” başlıklı ilk bölüme dönersek, burada balaban yavrusunun büyürken nasıl görünmez olmaya çalıştığını okuyoruz. Annesinin muhteşem bir şekilde “göpgörünmez” olmasına hayranlık duyan ve bunu bir türlü başaramayan balaban yavrusu, kırık yumurta parçalarını birleştirmeye çalışmaktan kafasını kaya oyuklarına gömmeye, hatta gözlerini yummaya kadar her yolu deniyor. Sanıyor ki o başkasını görmezse, başkaları da onu görmeyecek… Ama işler öyle olmuyor tabii. Annesi ona dimdik ve hiç kıpırdamadan durmayı bir kez daha gösteriyor. Balaban bu kez başarıyor. Tam da böyle durduğu günlerden birinde, yolu, yukarıda anlattığım şekilde Bennu ve annesi Sumru’yla kesişiyor. Onu alıp koydukları kutuda özgürlüğünün elinden alındığını ve kaybolduğunu düşünen balabanın, annesine ve yaşadığı sazlıklara duyduğu özlemi okumak, insanın yüreğine usul usul ve derinden işliyor.

Bir canlının hayatına müdahale etmeden önce gerçekten buna ihtiyacı olup olmadığını anlamanın önemi o kadar büyük ki… Farkında olmadan zarar verdiğimiz, doğasından kopardığımız, yaşam alanlarını yok ettiğimiz ve dillerini anlamasak da dertlerine kulak verdiğimizde onları duyacağımızdan emin olduğum yoldaşlarımıza nasıl yaklaşmak gerektiğine dair enfes bir anlatım… Duygu Topçu’nun sazlıkları havalandıran muhteşem çizimlerine değinmeden geçmek ise imkânsız. Balaban’ın annesine bakarak görünmez olmaya çalıştığı çizimi dakikalarca inceledim. Bir çizerin, kendinden bir şeyler katarak metni daha da yukarıya taşıması, tam da böyle bir şey olsa gerek…

Balaban
Şiirsel Taş
Resimleyen: Duygu Topçu
Kuraldışı Yayınları, 56 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1975 doğumlu Gökçe Gökçeer Ankara'da büyüdü, Hacettepe Üniversitesi'nde felsefe eğitimi aldı. Birçok yayınevi ve dergide, redaktör ve editör olarak çalıştı. Çocuk kitapları hakkında tanıtım ve eleştiri yazıları yazıyor, çocuklar için içerik hazırlıyor, seslendirme yapıyor. Birçok basılı ve dijital yayında yazıları yayımlanan Gökçeer, kendi blogu Bitmeyen Kitaplar'da da çocuk kitapları tanıtıyor, önerilerde bulunuyor. İstanbul'da yaşayan yazarın resimli bir çocuk kitabı serisi bulunuyor.

Yorum yaz