İyi Kitap

Virgil’in başı, şamatacı ailesi, okulun zorba çocuğu ve yalnızlıkla dertte. Valencia da anlaşılmamaktan, farklı bir çocuk olmaktan mustarip. İkisini bir araya getirecek “tesadüf” evrenin doğal işleyişinde gizli aslında, kabuklarından çıkıp ses çıkarmaları ve duymaları yeterli…

Yazan: Emel Altay

Çocuklukta canımızı sıkan birçok şey vardır. Okulumuzdaki kaba çocuğun bize kafayı takması, derslerimizde başarılı olamamak, fazla kısa ya da fazla uzun, fazla zayıf ya da fazla kilolu olmak… Dalga geçilecek ya da bizi utangaç birine dönüştürecek mutlaka bir kusurumuz vardır. Dış dünya canımızı sıkacak böyle tuzaklarla doluyken evin içinde de rahatımız her an tehdit altındadır. Ablamız ya da abimiz mutlaka bizden daha başarılıdır, anne babamızın beklentilerini karşılayan o mükemmel evlat değilizdir falan filan… Merhaba Evren’in başkarakterlerinden Virgil de derdi başından aşkın çocuklardan biri. Sporcu abileri, şakacı ve geveze anne babasıyla bol kahkahalı gürültülü ailenin ayrık otu adeta. Öyle sessiz ve içe kapalı ki ailesi onu kaplumbağa diye çağırıyor. O da kendisini “büyük fiyasko” olarak tanımlıyor zaten. Neyse ki ninesi Lola, ne olursa olsun hep yanında.

Esas kızımız Valencia’nın hayatı da Virgil’den aşağı kalır zorlukta değil. Duyma yetisini çok küçük yaşta kaybetmiş olan Valencia aslında oldukça zeki ve meraklı bir çocuk. Yine de ailesiyle ve yaşıtlarıyla ilişki kurmakta zorlanıyor.

Virgil de Valencia da yalnız, inanması zor ama hiç arkadaşları yok. Kitap, yaz tatiline girildiği gün başlıyor. İkisinin de kafasında bu upuzun tatil tek başına nasıl geçecek sorusu var. Oysa bu soruyu birbirlerine sorabilseler ortada soru falan kalmayacak ama aynı okulda olmalarına rağmen tanışmıyorlar. En azından resmen. Haftada bir gün aynı sınıfta ders görmeye başladıkları andan beri Virgil, Valencia’yı fark ediyor ve ondan hoşlanıyor. Ama işte, o bir kaplumbağa ve henüz kabuğundan çıkmaya niyeti yok.

VİRGİL’İN DOSTLARI: FİLİPİNLİ BİLGE LOLA VE JAPON MEDYUM KAORİ
Lola, Filipinli yaşlı ve bilge bir kadın. Torunu Virgil’e çok ilginç hikâyeler anlatıyor ama biraz acımasız. Çünkü hikâyelerin sonunda genelde bir kuyu ya da ağaç ya da onun gibi bir şey çocukları yiyor. Virgil, nenesine çok düşkün. Anne babasının onu anlamadığını düşünüyor, abileriyle de herhangi bir iletişimi yok. Bu yalnızlığı içinde onu hayata bağlayan bir kişi daha var aslında; o da kendisini bilge bir medyum sanan 12 yaşındaki Japon-Amerikalı Kaori. Tabii Virgil’in evcil hayvanı kobay Gulliver’i de unutmamalı. Virgil, Kaori’den günün birinde Valencia’yla yollarının kesişip kesişmeyeceğini öğrenmek istiyor. Her şeyi bildiğini iddia eden Kaori için bu sorunun yanıtı çok net; bu arkadaşlık kaderlerinde var.

SADECE SESİNİ ÇIKAR…
Merhaba Evren, çok garip tesadüflerle, yolların beklenmeyen şekilde birleşmesiyle ilerliyor ama kitapta defalarca tekrarlandığı gibi tesadüf diye bir şey yoktur. İki yalnız çocuk, Valencia ve Virgil, aslında evrene merhaba dedikleri anda, tesadüf gibi görünen ipuçlarını takip ettiklerinde yalnızlıklarından kurtuluyorlar. Arka kapakta yazan “Hayatı değiştirmek için çok fazla kelimeye ihtiyacın yok,” cümlesinin işaret ettiği anlam, kitabı okuyan herkes için farklı olabilir. Muhtemelen kitabın karakterleri için de bambaşka anlamlara geliyor. Merhaba Evren dünyada bir yerde, muhtemelen de çok yakınımızda bizim gibi düşünen, hisseden birilerinin olduğunu anlatıyor. Bunun için sadece umutsuzluğa kapılmamak, pes etmiş ve kabukların arkasına saklanmış olmamak yeterli. Belki çok bağırmamıza, şamata yapmamıza gerek yok ama birilerinin sesimizi duymasına izin vermeliyiz.

Hikâyede Virgil karakterini yazar ağzından dinlerken, Valencia hikâyesini kendi ağzından anlatıyor. Bu iki başkarakterin yanında Virgil’e zorbalık yapan Chet karakterinin tek başına anlatıldığı bölümler de mevcut. Bu seçim ilginç ama bir o kadar da yerinde bir karar. Hikâye boyunca iyi karakterlerimiz önemli sınavlar verip dönüşürken Chet karakteri kendi başına atıldığı macerayı kötü sonlandırıyor ve karakterinde iyiye doğru bir gelişim olduğunu da göremiyoruz. Bu yaklaşım, gerçekçilik dozuyla bende iyi bir etki bıraktı. Keşke aksi olsa ama kötüler başlarına gelenlerden öyle hemencecik ders almıyor.

BİRAZ MİSTİK BİRAZ DA MASALSI BİR TAT
Merhaba Evren, adından başlayarak kendini Uzakdoğu bilgelerinin reenkarnesi sanan ve medyumluk yapma iddiasındaki Kaori karakteri ve yarı mitolojik yarı masalsı hikâyeler anlatan Lola neneyle hep mistik bir yere kayacakmış gibi hissettiriyor. Bu yan motifler, 2018 Newberry Madalyası sahibi kitaba hoş bir derinlik katmış. Yazar Erin Entrada Kelly’nin üslubunun da oldukça başarılı olduğunu belirtelim. Sadece çocukları değil yer yer yetişkinleri de tatmin edecek düzeye çıkan bir anlatım dili kurmuş. Amerika’da her yıl çıkan çocuk kitapları arasında en iyisine verilen Newberry Madalyası gayet saygın bir ödül, 1922 yılından beri verilen ödül dünyadaki ilk çocuk kitapları ödülü olarak biliniyor. Doğan Egmont’tan çıkan kitabın çevirmeni Eda Açanal özenli bir Türkçeyle eseri dilimize kazandırmış. Kitabın mavi-lacivert tonlarındaki, gece ormanda yürüyüşe çıkmış dört çocuk ve bir köpeği gösteren kapağı da merak uyandırıcı bir hava yaratmakta başarılı. Kitap uygulamasında imzası olan Serkan Yolcu’nun hikâyenin ruhunu yakaladığını söyleyebiliriz.

Merhaba Evren
Erin Entrada Kelly
Türkçeleştiren: Eda Açanal
Doğan Egmont Yayınları, 212 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz