İyi Kitap

Haberciliğe özgü koşuşturmalarıyla yüzeyde bir macera romanı gibi okunan bu kitap, yazarın İyi Kitap’taki eski bir söyleşisinde belirttiği gibi “haber alma özgürlüğünün herkes için ne kadar elzem olduğunu” anlatıyor aslında.

Yazan: Sanem Erdem

Gazeteciliğin sadece basılı mecralarda yapıldığı günleri hatırlıyorum. Ben küçükken çok saygın ve ciddi bir işti gazeteci olmak. Bir haber ancak gazetelerde çıktığı zaman doğruydu. Eğer ismin gazetede geçtiyse önemliydin. Şimdiyse haber mecralarının bolluğuna rağmen okuduğumuz ya da izlediğimiz hiçbir şeye güvenemiyoruz. Haberleri ilk ağızdan ya da sosyal medyadan almak istiyor; hatta zaman zaman haberlere bizzat konu olmak zorunda kalıyoruz. Böyle bir dünyada kimileri söylenenleri olduğu gibi kabul ederken kimileri ise tutarsızlıkları fark edip sorgulamayı, meselelere eleştirel bir yaklaşımla bakmayı öğreniyor. Medya okuryazarlığı, çocuklar kadar yetişkinlerin de -hatta belki onlardan daha çok- ihtiyaç duyduğu bir beceri. Bunu bazen tecrübelerle edinmek zorunda kalıyoruz bazense hiç edinemiyoruz.
Dilek Sever, ilk kitabı Büyük Yarış’ın devamı olan Dijital Karınca ile yine gazetecilik mesleği etrafında dönen bir macerayı kaleme almış. Sonton isminde, adeta kent-devlet gibi bir şehirde, çalıştıkları gazeteden ayrılıp kendi haber sitelerini kuran Pırıl ile Fabo, etik açıdan rahat olsalar da ekonomik yönden epey sıkıntı çekmektedir. Bir yandan “Gerçeklerin Peşinde” adını verdikleri İnternet sitelerinin ismini duyurmaya çalışırken bir yandan da işlerini baltalamaya çalışan eski patronları Kun ile uğraşırlar. Bu baltalama girişimlerinden birinde, gökten düşen para dolu bir çantayı görüntülemeleriyle büyük bir haber yakalarlar. Haberi sattıktan sonra, kanal kanal gezip para kazanmak yerine, gazeteci sorumluluğu ile bu olayın iç yüzünü araştırmaya devam ederler. Bu yolda ummadıkları kişilerin gerçek yüzlerini görüp, yine hiç ummadıkları insanlardan bolca teknolojik yardım alırlar.
Gazetecilerin, hakikatin yılmaz temsilcisi olarak işlendiği pek çok anlatıda olduğu gibi sürükleyici ve merak uyandırıcı bir hikâye var karşımızda. Ancak maalesef bu güzel konu yer yer sekteye uğruyor. Mesela, ilk bölümlerde
-hikâyenin gelişimi için önemli bir bilgi olarak- boğucu tasarruf paketi yüzünden pek sevilmeyen Sonton belediye başkanının istifa ettiğini ve yerine geçici olarak yardımcısının geçtiğini öğreniyoruz. Sonlara doğru ortaya çıkan
gerçekler ışığında ise eski başkan daha istifa etmemişken, Mint’in rüşveti henüz hiçbir yetkisi olmayan başkan yardımcısına gönderdiğini öğreniyoruz. Bu durum kurguda dikkat çeken bir tutarsızlık yaratıyor. Ayrıca anlatıda, 52 yaşındaki başkan adayının yaşının, neden kötü karakterler tarafından alay konusu yapıldığını da anlamadım. Anlatıcının “yaşlıydı ama çocuk enerjisiyle doluydu” diye betimlediği adayı ihtiyar diye aşağılayan diğer başkan adayları kaç yaşındadır ki? Bir de gazeteci karakterlerin, 13 yaşındaki çocuğu ekiplerine alması ama bunun için derslerini ihmal etmemesi gerektiği gibi tatlı sert bir şart koşmaları, sıklıkla ne yaparsa yapsın derslerini ihmal etmemesi tembihlenen okura pek cazip gelmeyebilir. Buna rağmen bilgisayarlarla içli dışlı genç okurlar, bu hacker karakterle kolayca özdeşim kuracaktır. Radyo ve televizyon programcılığı alanındaki eğitimi ve deneyimini genç okurlar için romanlaştıran Dilek Sever’in, gazetecilik mesleğin eve meslek etiğine dair verdiği bilgilerin aydınlatıcı olduğunu da eklemek isterim. Sonton kenti ve belediye seçimleri, gizlenen gerçekler, söylenen yalanlar
ve bir avuç insanın bunlara karşı verdiği mücadeleleri okumak sürükleyici olduğu kadar distopyalara yaraşır bir kentte geçtiği için de ümitlendiriciydi. Kurguda yer alan ufak tefek aksaklıklar giderildiği takdirde kitabın daima
sorgulamaya ve asla doğrudan şaşmamaya dair mesajını çok daha iyi ileteceğini düşünüyorum.
Zeynep Özatalay’ın imzasını taşıyan kapak resmi ve metne eşlik eden çizimler, kitabın hızlı ve maceralı ruhuna uygun nitelikteler. Haberciliğe özgü koşuşturmalarıyla yüzeyde bir macera romanı gibi okunan bu kitap, yazarın İyi Kitap’taki eski bir söyleşisinde belirttiği gibi “haber alma özgürlüğünün herkes için ne kadar elzem olduğunu” anlatıyor aslında. Dijital Karınca tek başına da okunabilir, ancak Dilek Sever’in üç kitap olarak tasarladığı “Gerçeklerin Peşinde” serisinin ilk kitabı Büyük Yarış ile başlanması da hikâyenin bütünlüğüne katkıda bulunabilir. Çocuklar ileride bu mesleği seçmeseler bile gazetecilik mesleğinin temel ilkeleriyle tanışmaları, onların daha bilinçli okurlara dönüşmelerinde yardımcı olabilir.

Dijital Karınca
Dilek Sever
Resimleyen: Zeynep Özatalay
Tudem Yayınları, 176 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 yılında Bursa'da doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nden mezun olduktan sonra çeşitli yayınevleri için çeviriler yaptı. Bağımsız olarak çevirmenlik yapmaktadır.

Yorum yaz