İyi Kitap

Cin gibi çocuklara Şerlok mesaisi

Ignazio Fulghesu’nun, şemayı, krokiyi içeren geometrik karakterdeki işlevsel çizerliği, kitabın çok yönlülüğünü cilalıyor.

Yazan: Adnan Saracoğlu

Bir iki yıl önce yazdığım bir yazıya, “Ders kitabımız neşelidir abiler” başlığını yakıştırmıştım. Naftalinin bile astarını – yüzünü, zarfını – mazrufunu kurtaramadığı ders kitaplarını, çocuklara uygun görenleri kendimce taşlamıştım. O günden bugüne başka neşe imkânları, çocuğa yaraşır fiyakalı matbuat hamleleri geldi. Muhteşem resimli, hünerli editörlü, mütevazı bilim insanı danışmanlı kitaplar, kendilerine hayrı yok ders kitaplarından rol çalıp onları ıskartaya çıkardılar.
Şimdi de çocuklar için Şerlok (Sherlock Holmes) vakti! Çizgi diziler bile polisiye edebiyatın bu efsanevi çehresini, delişmen zekâsını selamlamışken; İtalyan üç güzel insan, melez mi melez içeriğe sahip, bin parçalı bilmece bulmaca, zihin çalıştırmaca, zekâ uçurmaca bir kitapla bugünün çocuklarının ele avuca gelmez dikkatini çekmeyi öyle bir başarıyor ki…
“Yazarı mı kahramandan, kahramanı mı yazardan…” sorusuyla başlıyor Carlo Carzan ve ekürisi Sonia Scalco. Klişevari soru bir yanıyla turnayı gözünden öpüyor. Çocukluğumun ilk on yılında Şerlok’un kanlı canlı müthiş bir dedektif olduğunu sanırdım. Evde Agatha Christie ciltleri cirit atarken, Arthur Conan Doyle’dan yana yoksunluğumuzun da rolü vardı sevimli cehaletimde. Dedektif, ajan, bilim insanı olmayı düşlemekle geçen günlerde, kahramana susamamak ne mümkün.
Gerçekten öte gerçek hâle gelen karakterden dolayı, gene yazar hanesine yazılıyor puanlar. Tıpkı Şerlok karakteriyle çocuk zihninin orasını burası çalıştıran ve âdeta post-modern pedagoji ile edebiyatı, görsel sanatlar ile alternatif eğitimi (eğlen öğren okulu) harmanlayan İtalyan yazarların üzerlerine yağmur yerine puan yağması gibi. Kurmacadaki merak unsurları burada da korunuyor; yer yer Şerlok külliyatının önemli kitapları, öyküleri aralara serpiştiriliyor. Zihin idmanları bahanesiyle okurlar, Şerlok evreninde derin derin nefesleniyor, dopamin depolarken polisiye görgüsünü geliştiriyor. Tümevarım sihirbazı dedektifin çalışma tarzını iyiden iyiye ezber ediyor. Şerlok da tüm dehalar gibi birçok ortodoksiye karşı yürütüyor mücadelesini: Scotland Yard’ın fiyakalı dedektiflerini budala bulup sık sık madara ediyor, dumura uğratıyor zihinlerini. Tıpkı akademiden firar eden büyük sanatçılar, tapınaklardan kovulan saf ermişler, tezleri kraldan, kardinalden, sultandan dönen bilginler gibi.
Baker Caddesi 221B’ye gönderilen mektupların titizlikle cevaplanmasından tutun da adli bilimlerin temelinin atılmasına kadar Şerlok’un hayırlı sürprizleri yakamızı bırakmıyor.
“Şimdi sıra sende” köşeciği kitabın alıştırma yükünü sırtlıyor. Beş yaşındaki çocuğun başa çıkabileceği, “iki resim” farklılıklarından tutun da alçıyla ayak izi alma gibi erken dedektiflik temrinlerine, ALES sınavlarındaki mantık örgüsü sorularına ve benim gibi mimari zekâ yoksununun tökezleyeceği Piet Hein’ın Soma Küpü alıştırmasına kadar geniş yelpazede türlü türlü sınanıyor okur. Ignazio Fulghesu’nun, şemayı, krokiyi içeren geometrik karakterdeki işlevsel çizerliği, kitabın çok yönlülüğünü cilalıyor.
Polisiye edebiyat dendiğinde ülkemizde akla ilk gelenlerden Algan Sezgintüredi’nin editöryal katkısı, Kemal Atakay gibi Pavese’yi, Calvino’yu, Eco’yu zihnimize kakmış usta dilmaçın, tavsamaya asla gelmeyecek metni diri ve dinamik tutuşu gün gibi ortada olsa da ciddi bir uyarlama mesaisine ihtiyaç duyan kitabın, sembollerin muğlak kaldığı anagram bulmacada okurun ayaklarını tek pabuca sürüklediği kısımlar yok değil. Altıgen bulmacada; hecenin doğru ayrılmasıyla ilerleyen bulmacadaki hatayı ise kime yıkacağımı bir türlü bilemedim. En küçük şeyin en önemli şey olduğu düsturundan vazgeçmeyen Şerlok’un yanıbaşında olmasam görmezden gelirdim ama Şerlok affetse okuyan güzelim çocuk affetmez!
İtalyan sıcaklığıyla Britanya soğukluğunu başarıyla sentezleyen yazarlar, siyaset ve hukukun buluştuğu destansı mücadeleyi sayfalara taşımışlar. Şerlok’un mantık yürütme ve çıkarımlarını örnek alan Anti Mafya Ekibi üyeleri Falcone ve Borsellino’nun mafyayı çökertmesiyle coşup, suikaste uğramalarıyla hüzne gömülüyoruz. Galilei selamlanırken bilimsel yöntemin ve optik biliminin kurucusu İbnu’l Heysem’in görmezden gelinmesi ise benim açımdan hafif dozda kültürel bağnazlık.
Bütünlükten uzak broşür ve dokümanlarla çocuk eğitilir sananların şapkadan özgünlük ve Şerlok çıkaran muhterem İtalyanlardan öğreneceği çok şey var. Ne çocuk küçümsemeye gelir, ne de çocuk zihni. Aman duymasın sizi Profesör Moriarty.

Sherlock Holmes Gibi Düşün
Carlo Carzan – Sonia Scalco
Resimleyen: Ignazio Fulghesu
Türkçeleştiren: Kemal Atakay
Domingo Yayınları, 96 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Adnan Saracoğlu , 1979 yılında Bayburt'ta doğdu. On yaşında Ankara'ya on sekiz yaşında da İstanbul'a kondu. Yeditepe Tarih'i değil de İstanbul Eski Yunan Dili'ni bitirmeyi tercih etti. Dinler Tarihi ABD'da yüksek lisans tezini mi yoksa ilk çocuk kitabını mı önce bitireceğini tartışıyor. Arka Kapak , İyi Kitap dergilerinde , felahkitap sitesinde çocukça yazılar yazıyor. Milyarlarca güzel çocuk arasından İsmail'in bahtına çıkmasından mutluluk duyuyor. Sanskritçe ve Japonca öğrenmeden bu dünyadan ayrılmak istemiyor.

Yorum yaz