İyi Kitap

Dünyayı değiştiren merak

Merakla yaratıcılık birleştiğinde, bunlara sabır ve kararlılıkla çalışma isteği eklendiğinde insanlığa bırakılan şahane izleri, geleceğin filizleri çocuklara göstermek, anlatmak öylesine önem taşıyor ki…

Yazan: Cahit Ökmen

Leonardo Da Vinci ve Marie Curie… Biri, belki de ilk olarak ahşap kalkana çizdiği ürpertici resimlerle sanatın insanları etkileme gücünü fark eden ve sonrasında çağının çok ötesinde fikirleriyle kağıtları, tuvalleri, kilise duvarlarını, madenleri eşsiz bir yaratıcılıkla tutuşturan bir deha.
Diğeri, maddenin gizemlerini “peri masalındaymışçasına mutlu bir çocuk” duygusuyla anlamaya ve çözmeye çalışan, bilime adadığı hayatını dünyayı değiştiren buluşlarla taçlandıran bir bilim insanı. Merakla yaratıcılık birleştiğinde, bunlara sabır ve kararlılıkla çalışma isteği eklendiğinde insanlığa bırakılan şahane izleri, geleceğin filizleri çocuklara göstermek, anlatmak öylesine önem taşıyor ki… O izler, genç kuşakları “anlamlı hayatlara heveslendirmenin”, onlara sahici ilgilerinin nelere yönelik olabileceğini keşfettirmenin en somut ve heyecan verici olanaklarını sunuyor.

Kırmızı Kedi Çocuk Yayınlarının “Dünyayı Değiştirenler” dizisinden çıkan Leonardo Da Vinci ve Marie Curie kitapları da bu amaca yönelik olarak tasarlanmış; bilimi ve sanatı harmanlayarak yaratıcı atölye çalışmaları düzenleyen, STEM temsilcisi ve çocuk bilim dergisi yazarı Isabel Thomas tarafından yazılmış. Leonardo da Vinci’yi Katja Spitzer, Marie Curie’yi Anke Weckmann resimlemiş; metnin anlamını genişleten, canlı renklerin kullanıldığı, yalın, esprili çizimler bunlar.
Her iki kitapta da sanatçı-bilim insanı öznelere yönelik kronolojik bir sıra izlenmiş; “dünyayı değiştiren” iki insan da çocukluklarından yaşamlarının bitimine dek; yaşamlarının ve uğraşlarının yönünü belirleyen ayrıntılarla, kişisel yaşantıları ve bilim-sanat alanlarındaki belirleyici özellikleriyle ele alınmış. Isabel Thomas, gerçek kişilerinin, kişisel yaşamlarındaki zorluklarını, çatışmalarını, duygusal ve düşünsel evrimlerini metnine başarıyla yedirmiş, dünyaya böylesine güçlü iz bırakma serüveninin gerisindeki “insan yanları” es geçmemiş. Merak duygusu, araştırmacı kişilik, yaratıcılık, gözlem gücü… Da Vinci ve Curie’nin temel ortak bileşenleri.
“Sanatçı, mühendis, mimar, bilim insanı, heykeltıraş, kaşif…” Leonardo Da Vinci, doğayı anlamak için sanattan yararlanıyor. Çizmek, düşünmenin, doğayı ve canlı cansız varlıkları kavramanın en büyük olanağı onun için. Resim sanatındaki dehasıyla yarattığı “İsa’nın Son Akşam Yemeği”, “Mona Lisa” gibi başyapıtların yanı sıra, yaşadığı çağın “fikir ve içgörü“ olarak yüzlerce yıl ilerisinde olan Da Vinci’nin
“bilimsel alandaki destansı arayışıyla” yaptığı çizimlerden bazıları da Katja Spitzer’in yorumuyla kitapta yer alıyor. Da Vinci’yle Marie Curie’nin ortak yanlarından biri de çalışmaları sırasında tuttukları defterler. “Leonardo’nun içi karalamalar, çizimler, deneyler, buluşlar hatıralar ve alışveriş listeleriyle dolu not defterleri vardı.” Curie de karmaşık bilimsel denklemlerin hemen yanına küçük kızıyla ilgili notlar aldığı defterler tutuyor. Bu defterler bize gündelik yaşamla, bilim ve sanatın iç içeliğini gösterdiği gibi bilim ve sanat disiplinlerinde yazarak ve çizerek notlar alma alışkanlığının önemini de sergiliyor. Günümüzde, okullarda, farklı disiplinleri kapsayan proje tabanlı çalışmalarda, “proje günlükleri” tutmanın rolünü öğrencilere göstermek için dört dörtlük bir fırsat. “(Leonardo’nun) 7 bin sayfadan oluşan notları nı okumak bir dâhinin zekâsını keşfetmek gibiydi.”
Marie Curie, kitapta yer alan cümleyle söylersek, “Harika bir bilim insanı olmak için tüm özelliklere sahipti.” Nedir bunlar? Soru sormaktan asla vazgeçmeyen bir merak duygusu, araştırmaları sürecinde özgün bağlantılar kuran yaratıcı bir zekâ ve zorluklar karşısında devam etme becerisi, dayanıklılık. Kitapta yeşil ve pembe renklerin çok yakıştığı resimler eşliğinde, Marie Curie’nin engellerin üstesinden büyük bir özveriyle ve bilime adanmış yoğun bir emekle nasıl geldiğinin soluk kesen serüvenine tanıklık ediyoruz. Birbirini izleyen başarılar ve insanlığa katkı da bu emek oranında görkemli oluyor: Avrupa’da doktor unvanını alan ilk kadın ve Sorbenne Üniversitsi’nin ilk kadın profesörü. 1903 yılında fizik, 1911 yılında da kimya alanında alınan Nobel Ödülü. Dünya tarihinde hiç kimse bu ödülü iki kez almamış.
Marie Curie’nin eşiyle birlikte radyoaktif kimyasal bir element olan uranyum üzerinde yaptıkları müthiş keşiflerin etkileri, yalın bir anlatım ve bu anlatımı destekleyen çizimlerle kitapta yer alıyor. Isabel Thomas’ın kitabında “bilim etiği”ne yönelik özenle vurguladığı bir ayrıntı da şu: Curieler, çalışmaları sonucunda, zengin olma yolunu değil de bilgilerini parasız paylaşmayı seçiyor, bu sayede doktorlar radyumu gecikmeden kullanabiliyor. Marie Curie, 1. Dünya Savaşı’nda, yaralanmaların röntgen çekimiyle erken teşhisi için büyük bir toplumsal çabayla mobil X-ray filosu kuruyor ve böylece daha çok yaralının kurtarılabilmesi sağlanıyor. Curieler, böylece, bilimin hangi amaçlar doğrultusunda kullanılması gerektiğine yönelik bir insanlık dersi de vermiş oluyorlar. Da Vinci kitabında, Leonardo’nun doğumu (s. 6) ve “İsa’nın Son Akşam Yemeği” tablosunun çizimiyle ilgili (s. 40) iki tarih hatası yer alıyor. İzleyen basımda düzeltilir elbette.
Yazımızı, Marie Curie’den bir alıntıyla sonlandıralım: “Hayat hiç birimiz için kolay değil. Ama ne olabilir ki? Azim sahibi olmalı ve hepsinden önemlisi kendimize güvenmeliyiz. Bir şeye yeteneğimiz olduğuna ve buna ulaşmamız gerektiğine inanmalıyız.”

Marie Curie
Isabel Thomas
Resimleyen: Anke Weckmann
Türkçeleştiren: Levent Pişkin
Kırmızı Kedi Çocuk Yayınları, 64 sayfa

Leonardo Da Vinci
Isabel Thomas
Resimleyen: Katja Spitzer
Türkçeleştiren: Levent Pişkin
Kırmızı Kedi Çocuk Yayınları, 64 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1963 yılında doğdu. ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında özellikle öğretmen eğitimine yönelik Türkçe ve Edebiyat dersleri koordinatörlüğü yapıyor. 1998 yılında Öteki Yayınları’ndan yayımlanmış “Melankolik Masal” adlı bir şiir kitabı var; 1990 yılında Varlık Dergisi Şiir Başarı Ödülü’nü, 1995 yılında Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü, 1998 yılında Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü aldı. Pera adında bir kızı var, Ankara’da yaşıyor.

Yorum yaz