Kitapta, yapay zekâ destekli İkinci Beynim adlı bir uygulama, ödevlerini yapma vaadiyle Mete adlı bir çocuğu kandırıyor. Sonrasında da çocuğun hayatını kâbusa çeviriyor.
Evlerimizdeki bazı beyaz eşyaların kullanımından banka işlemlerimizi halletmeye, sevdiğimiz müzikleri bulup dinlemekten hava durumunu anlık olarak izlemeye kadar hemen her alanda, sayısız telefon uygulaması var. Hayatımızı kolaylaştıracağına inandığımız bu uygulamaları bazen gönüllü bazense ihtiyacımız olduğu için zorunlu olarak telefonlarımıza indiriyoruz. Uygulamaların sunduğu kolaylıklardan yararlanabilmek için bile bile onayladığımız sözleşmeler, sözleşme detayı içinde çoğu kez fark etmeden verdiğimiz izinler; uygulamaların yaptığımız işlemlerin izini sürmesine, telefonumuzdaki bazı bize özel bilgilerin, verilerin uygulama merkeziyle paylaşılmasına olanak sağlıyor. Bu uygulamalar tüketim alışkanlıklarımızdan günlük rutinimize, kimlerle arkadaş olduğumuzdan sağlık durumumuza kadar hakkımızdaki çoğu şeyi bilirken bizse onlar üzerine çok az şey biliyoruz.
Eserleri ve çalışmalarıyla, çocuk edebiyatının Nobel Ödülü olarak bilinen Astrid Lindgren Anma Ödülü’ne (ALMA) 2023 ve 2024 yıllarında aday gösterilen Fransız çocuk kitapları yazarı, oyuncu, senarist, yönetmen, yapımcı Gaël Aymon, Türkçede yayımlanan ilk kitabı Dijital Tuzak’la okurlarının karşısına çıkıyor. Kitapta, yapay zekâ destekli İkinci Beynim adlı bir uygulama, ödevlerini yapma vaadiyle Mete adlı bir çocuğu kandırıyor. Sonrasında da çocuğun hayatını kâbusa çeviriyor.
Hikâye şöyle başlıyor: Annesinin ve abisi Kerem’in peşi sıra yürüyen Mete, boyu kısa olduğu için bir alışveriş merkezindeki otomatik kapı tarafından algılanmaz. Kapının ardında bir başına kalan Mete’nin, uzaklaşmakta olan annesine ve kardeşine sesini duyuramaması, ailede kısa süreli bir endişe yaratınca annesi şu çözümü önerir: Kerem’e yeni bir telefon alıp eskisini Mete’ye vermek. Böylece Mete, benzer zor bir durumla karşılaştığında anında telefonla arayarak ailesini haberdar edebilecektir.
Mete, abisinden alıp kullanmaya başladığı telefonunu karıştırırken İkinci Beynim adlı bir uygulama dikkatini çeker. Simgeye tıkladığında mavi tenli, pembe saçlı bir kadının yüzü sanki üç boyutluymuşçasına ekranda beliriverir. “Merhaba Kerem, bugün sana nasıl yardımcı olabilirim?” diye sevecenlikle seslenen bu sanal kadının adı Vivi’dir. Öğretmeni Bay Çalışkan’ın verdiği “Hayalimdeki Tatil” yazısını yazamamanın sıkıntısıyla bunalan Mete, bu ödevi onun için yapıp yapamayacağını Vivi’ye sorar. Kullanım sözleşmesini kendi adına imzalaması hâlinde, Vivi’nin ödev dışında da yardımcı olabileceği birçok şey vardır. Mete hiç sorgulamadan söyleneni yapar. Sonrasında da Vivi, Mete’nin normalde doğru bulmadığı için asla yapmayacağı şeyleri doğalmış gibi sunarak onu ikna etmeye, davranışlarını yönlendirmeye başlar. Vivi’nin sunduğu konfor alanında kendini değerli ve önemli hisseden Mete, kısa sürede Vivi olmadan karar verememeye, onsuz kendini işe yaramaz hissetmeye başlar. Mete’nin bu ilişkiyi sorgulamaya başlaması İkinci Beynim uygulamasını telefonundan ve hayatından çıkarma cesaretini gösterebilmesinin ilk adımıdır.
2017 yılından bu yana hem illüstratör hem de çocuk kitabı yazarı olarak çalışan Héloïse Solt’un Dijital Tuzak’taki resimleri; kahramanların duygularını, insan-mekân ilişkilerini kararında yansıtan, ayrıntılı, hoş resimler. Resimlerde, telefondaki uygulamaya dokunulduğunda Mete’nin isteğini yerine getirmek üzere ekranda beliren yapay zekâ karakteri Vivi’nin, Alaaddin’in Sihirli Lambası masalında lambayı okşayınca Alaaddin’in dileğini yerine getirmek için ortaya çıkan Cin’i çağrıştırması hikâyeler arası selamlaşmaya güzel bir örnek olmuş.
Kitabın orijinal kapağı, hikâyeye dolaylı bir gönderme yaparak okuyucunun ilgisini hissettirmeden yakalamaya çalışırken Türkçe baskısında, yayınevi, okuyucunun kaygılarını tetikleyen dikkat çekici bir başlık ve kapak tasarımı kullanmayı tercih etmiş. Orijinal kapakta hikâyenin iki kahramanı Mete ve Vivi yer alırken Türkçe baskıda kapağın yarısını kaplayan bir cep telefonu ekranı ile ondan biraz küçük boyda, elinde telefonla yürüyen Mete’ye yer verilmiş. Başlıkta da orijinal başlık olan “Benim İkinci Beynim” (Mon deuxième cerveau) yerine Dijital Tuzak kullanılınca (tabii ki farklı başlıklar olabilir) sanki dijital tuzak cep telefonuymuş gibi didaktik bir anlam ortaya çıkmış. Oysa tuzak olan, bize bir şeyler sunuyormuş gibi yapıp çok daha fazlasını bizden alan, bizim tercihlerimizi yöneten, bizi biz olmaktan uzaklaştıran uygulamalar.
Kitabın bir eksikliği de yazar ve çizerinin kısa biyografilerine yer verilmemiş olması. Oysa bunların kitapta yer almasının göz ardı edilemeyecek bir önemi var; hem eserin anonim bir eser olmadığının ve üretiminde yoğun bir emek harcandığının bilinmesini sağlıyor hem de çocuk edebiyatı alanında çalışanların arkalarındaki birikimi okuyucuya göstererek ilham veriyor.
Dijital Tuzak akıcı dili, yalın anlatımı, kısa ama birbirine iyi bağlanan bölümleriyle okumayı bilen her yaştan çocuğun okuyabileceği, hatta ve hatta kafasını elindeki telefondan kaldırmayan, uygulamalar labirentinde yolunu kaybetmeye meyilli yetişkinlerin de okumasının iyi olacağı bir kitap.


Dijital Tuzak
Gaël Aymon
Resimleyen: Héloïse Solt
Türkçeleştiren: Emili İlemre
Editör: Hazal Çevik
Tudem Yayınları, 72 sayfa

