İnsan olmak, öğrenilebilir bir şey midir? Çocuk okurun ilgisini, derinlikten yoksun kaka, sümük, gaz komiklikleriyle canlı tutmaya çalışan romanın arka planında aslında bu derin felsefi soru işleniyor.
Bilimsel bir deney için ortaokul öğrencisi kılığında dünyaya salınmış, gelişmiş bir yapay zekâya, hassas sensörlere ve kusursuz bir veri işleme sistemine sahip 5 robottan biri olduğunuzu düşünün. Göreviniz kendinizi insan olarak kabul ettirmek! Kimse robot olduğunuzu anlamaz ve farklı ülkelerde aynı deneye katılan diğer denek robotları elerseniz, muazzam bir para ödülü sizin olacak. Sizin derken, aslında bu para üzerine şimdiden hesap yapan yaratıcılarınızın. Androidler üzerinde çalışmak çok maliyetli olduğundan projenin devamı, yani bir bakıma sizin de geleceğiniz ödülü kazanmanıza bağlı. Peki bu durumda, sözde üniversitenin en parlak beyinlerinden oluşan araştırma ekibinin, daha ilk dakikada işi berbat edip size “Roberta” ismini koymalarına izin verir miydiniz? Dotty, adından da anlaşılacağı üzere, bu karara karşı çıkıyor. Sonuçta bir akademik yıl boyunca, gideceği okulda, insan çocuklarını içlerinden biri olduğuna inandırmak zorunda. Ve en sıradan zekâlı okurun bile hak vereceği gibi, robotu çağrıştıran bir isimle bu işe kalkışmak pek de akıllıca olmaz. Hele de, robotları ortaya çıkaranların yüklü bir parayla ödüllendirileceğini duyan çocukların en ufak ayrıntıya dikkat kesileceği düşünülürse.
Paranın insanların önem verdiği şeylerin başında geldiği, Dotty’ye yüklenmiş sayısız veriden sadece biri. Ne var ki Dotty’ye okul üzerinden açılan gerçek dünyanın, laboratuvar koşullarından çok daha karmaşık olduğu kısa sürede ortaya çıkıyor. Sensörleri sayesinde öfkeyi, sevinci, stresi saniyede algılayabiliyor, teknoloji harikası özellikleri sayesinde insan davranışlarını bire bir kopyalayabiliyor. Yaratıcılarına kalsa, kusursuz gibi görünen algoritmalar sayesinde her duruma en uygun düşen tutumları da alabilmeli aslında. Oysa kusursuzluk Tanrı’ya mahsus. Dotty ise empatiden ve olguları bağlamı içinde değerlendirme yetisinden (şimdilik) yoksun bir robot. Bu yüzden yerden kaldırmak zorunda olduğu köpek kakasını öğretmenin posta kutusuna atıyor, misafir olduğu ailenin sofrasında kibarlık etmek için yüksek sesle geğiriyor ve yalan söylemekten kaçınmak için arkadaşını ispiyonluyor.
Peki insan olmak, öğrenilebilir bir şey midir? Çocuk okurun ilgisini, derinlikten yoksun kaka, sümük, gaz komiklikleriyle canlı tutmaya çalışan romanın arka planında aslında bu derin felsefi soru işleniyor. Dijital çağın önümüze koyduğu birçok soruya değinen eser, bir yandan da günümüz insanının çelişkili gerçekliğiyle ilgili bazı ahlaki dokundurmalar içeriyor.
Değinmelerle ve dokundurmalarla sınırlı tutulan bu düşünsel çerçeve kuşkusuz yazarların kimlikleriyle bağlantılı. Bu kitabı neden ve nasıl yazdıklarını merak edenler, kitabın sonunda yer alan Dotty’yle yaptıkları röportajı da okuyabilir.


Aramızda Robot Var
David Edmonds, Bertie Fraser
Türkçeleştiren: Güneş Çıgay
Editör: Keriman Güldiken
Doğan Çocuk, 280 sayfa

