İyi Kitap

Çocuk ve Gençlik Kitapları Dergisi

Çocuklar İçin Klasiklerin Yeri ve Önemi

​​Mavisel Yener

“Kendi çağımızı anlamak/anlatmak için çağdaş metinler varken neden çocuklara klasikleri okutalım?” sorusu gelmişti bir anneden. Bu sorusunda haksız sayılmazdı. Çünkü bugün çocuklar (ve yetişkinler) algoritmalarla, ekranlarla, hızla ve sürekli değişen bir gündemle yaşıyor. Elbette bu dünyayı anlatan metinlere ihtiyaç var. Ama burada küçük bir yanılgı gizli: Çağı anlamak, yalnızca bugünü okumak değildir.

Çağdaş metinler bize ne yaşadığımızı anlatır. Klasik eserler ise neden hep benzer şeyleri yaşadığımızı…  Çağdaş çocuk kitapları; dijital dünyayı, sosyal medyayı, yalnızlaşmayı, hızlı tüketimi, zorbalıkları, performans baskısını çok iyi yakalar. Bunlar gereklidir. Çünkü çocuk, yaşadığı dünyada kendine benzeyen izler görmek ister. Ama bir noktada şu soru ortaya çıkar: “Bunlar neden oluyor?” İşte burada klasikler devreye girer. Çünkü klasikler, teknoloji öncesi yazılmış olabilir ama insan sonrası yazılmış değildir. Korku, güç, yalnızlık, aidiyet, adalet, merak… Bunlar yaşanan çağdan bağımsızdır.

Klasikler bugünün temel sorularını kurar

Çağdaş okumalar aynaya benzer. “Bak, sen busun,” der. Klasikler haritaya benzer. “Buraya nasıl geldik?” diye sorar. Sadece birine bakarsak yolda kalırız. İkisine birlikte bakınca yön duygusu oluşur. Klasikler sabırlıdır. Çocuklara,Beni hemen tüket!” demez. Onları yavaşlatır. Bu, günümüz dünyasında neredeyse devrimci bir tavırdır.

Bir çocuk, yalnızca çağdaş metinlerle büyürse yaşadığı sıkıntıların kendine özgü olduğunu sanabilir. Klasiklerle tanışan çocuk ise şunu fark eder: “Benim derdim eski bir insan derdi.” Bu, insanı hafifleten bir bilgidir. Klasikler geçmişte yazıldığı için değil, derine baktığı için kalıcıdır. Onlar bugünü anlatmaz ama bugünün temel sorularını kurar.

Bir de işin mizahi tarafı var. Klasikler sanıldığı kadar ciddi değildir. Yetişkinler onları öyle okumayı seçtiği için ciddi görünürler. Oysa birçok klasik, çocuk gözüyle bakıldığında son derece eğlencelidir. Kafasına göre dolaşan kahramanlar, tuhaf yetişkinler, abartılı korkular, anlamsız kurallar… Çocuklar bunları fark eder ve güler. Yetişkinlerin,Burada derin bir metafor var,” dediği yerde çocuk, “Bu adam neden böyle saçma davranıyor?” diye sorar. Ve haklıdır.

‘Klasik’ etiketi yeterli mi?

Elbette klasiklerin çocuklara uygun şekilde sunulması gerekir. Klasik demek, ağır dil demek değildir. Klasik demek, eski kelimelerle çocukları sınamak hiç değildir. Asıl klasik olan şey, insan hâlleridir: merak, korku, cesaret, yalnızlık, dostluk… Bunlar hiç eskimez. Bir çocuğun karanlıktan korkmasıyla, yüz yıl önce yazılmış bir karakterin korkusu arasında gizli bir akrabalık vardır. Çocuk bunu hisseder. Çünkü duyguların takvimi yoktur. Klasik masallarla ilgili en sık dile getirilen itirazlardan biri de şiddet meselesidir. Haksız da sayılmaz. Evet, klasik masallarda karanlık ormanlar vardır, cezalar vardır, kaybolan çocuklar, sert karşılaşmalar vardır. Ama asıl soru şudur: Bu sahneler nasıl, ne zaman ve kiminle okunuyor? Her çocuk aynı hikâyeyi aynı şekilde karşılamaz. Kimi çocuk için sembolik olan bir sahne, bir başkası için fazlasıyla gerçek olabilir. Bu yüzden “klasik” etiketi, her metni her çocuk için peşinen uygun kılmaz. Her klasik her yaşta, her çocuk için okunmaz.

Klasikler aynı zamanda çocuklara şunu fısıldar: “Yalnız değilsin.” Başka çocuklar da korktu, hata yaptı, yolunu kaybetti. Bu fısıltı çok değerlidir. Özellikle, “mükemmel olmalıyım” baskısının arttığı bir dünyada, kusurlu kahramanlar çocuklar için nefes alma alanıdır. Her şeyi doğru yapan karakterlerden çok, yanlış yapıp yeniden deneyenler akılda kalır.

Peki sadece klasikleri okursak ne olur? Bu da eksik kalır. Çünkü çocuk, yaşadığı dünyayı doğrudan görmek ister. Kendi zamanına ait kelimeler, mekânlar, problemler onun için önemlidir. Çağdaş edebiyat bu yüzden vazgeçilmezdir.

Çocuk edebiyatında güçlü bir okuma kültürü; çağdaş metinlerle bugünü yakalayan, klasiklerle derinleşen, ikisi arasında bağlantı kurabilen bir okur yetiştirir. Kendi çağımızı anlamak için çağdaş okumalar gerekir. Ama kendi insanlığımızı anlamak için klasiklere ihtiyaç vardır. Ve insanlığını anlamadan çağını anlamak, sadece gündemi takip etmektir. Edebiyat ise bundan biraz daha fazlasını ister.

Klasikler çocuğun yoluna bırakılmış küçük işaret taşlarıdır. Kimi taşın üstüne basar, kimi yanından geçer, kimi yıllar sonra geri dönüp bakar. Önemli olan, o taşların orada duruyor olmasıdır. Çocuklar klasiklerle hemen dost olmak zorunda değildir. Ama bir gün yolları kesiştiğinde, klasikler onları tanıyacaktır. Çünkü klasikler çocukları hiç unutmaz. Belki de bu yüzden, hâlâ buradadırlar.

Show More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.