İyi Kitap

Büyüyünce mutlu olmak mı? O DA NE?

Özlem Toprak

“Ben çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Okula gitmeye başladığım zaman, sınavda bana ‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun?’ diye sordular. Ben de onlara ‘Mutlu olmak istiyorum’ diye cevap verdim. Onlar bana, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara, hayatı anlamadıklarını söyledim.”                               John Lennon

Yazıma birçoğunuz tarafından bilinen bir alıntıyla başlamak istedim, zira anlatmaya çalışacağım kitabı elime aldığım anda, Lennon’ın bu sözü geldi aklıma.

Çocukken ne çok soruya maruz kalınır değil mi? “Anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun?”, “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” soruları en popüler olanlarıdır. Özellikle ikinci soru çok sancılıdır. Daha kendini tanımadan, yeteneklerini keşfetmeden nasıl cevaplanabilir ki bu soru? Zaten kendini tanımana, seçimler yapmana ne kadar müsaade ediliyor o da ayrı bir tartışma konusu. Hele ki ülkemizde, büyüklerin beklentilerine göre şekillenir meslek seçimleri. Hatta ısrarları, zorlamaları, sınırlamaları ve elbet seni düşünürmüşçesine verdikleri kararlara göre. Doktor, mühendis, avukat, öğretmen gibi kazancı garanti görülen meslekler, ebeveynlerin öncelikleridir. Meslek eşittir iyi kazanç getiren iş demektir, yani maddi kaygılar meslek seçiminde en etkili olandır. Öyle sanat dalıymış falan istenmez, aç kalınacak işlerdir onlar. Niyetin sanata yönelmek olsa bile gelen cevap bellidir: “Sen hele bir mesleğini eline al, hobi olarak yine yaparsın.” Çocuğun istekleri, yeteneği ve mutluluğu hep göz ardı edilir. Çok mu acımasızım? Herkes için böyle olmasa da inanın, söylediklerim geniş bir kitle için geçerli.

PEKİ, YA ÇOCUKLAR?

Çocuk da anne-babalarının yönlendirmelerine, abi-ablaların seçimlerine, eş dost arasında sevilen insanların, izledikleri oyun ya da filmlerdeki karakterlerin ya da o günün popüler mesleklerine göre söyler ne olmak istediğini. Çünkü zaten kendini tanımıyor, becerilerinin farkında değil, kısaca ne istediğini bilmiyordur ki!

İşte durum böyleyken, mühendis bir yazar olan Toprak Işık’ın Acaba Ne Olsam? dizisi aydınlatıcı, bilgilendirici, keşfettirici nitelikleriyle adeta bir el feneri gibi. İnanıyorum ki genç zihinlerde çok farklı ışıklar yakacak.

Başvuru kitapları kulvarındaki bu diziyle farklı bir tür deneyen yazar, meslekleri eğlenceli bir kurgu ve dinamik bir anlatımla çocuklara tanıtmayı hedefliyor. Mühendis, Doktor, Hukukçu, Bilim İnsanı ve Yazar’la beş kitaba ulaşan dizinin ilk dört kitabı, bir fakülteden mezun olduktan sonra edinilen meslekler. Yazarlık bu anlamda koca bir istisna. Yazarlığın okulu yok ki! Ya da şöyle demek daha doğru, yazarlığın okulu hayatın ta kendisi aslında. Işık, son kitabıyla kimi zaman stresten hasta olan, hatta intiharın eşiğine gelebilen sınav mağduru bütün gençlere bir hayat gerçeğini gösteriyor. Bu kitabın en kıymetli yanlarından biri bu galiba.

YAZARLIK DENEN ÖMÜRLÜK SERÜVEN

Acaba Ne Olsam? Yazar kitabı esprili bölüm adlarıyla adım adım yazarlıkla ilgili doyurucu bilgiler veriyor. “Yazarlık dedikleri nedir ki?” başlıklı ilk bölümde çok basit, yalın bir dille yazarlığın tanımını yapıyor, devamında tarihte yolculuğa çıkarıp yazının bulunuşuna kadar götürüyor okuru. Kitabın en keyifli bölümlerinden biri olan “Doruklardaki Ustalar”da Shakespeare’den Çehov’a, Aziz Nesin’den Marquez’e kadar edebiyatın köşe taşlarından olan on yazarın hayatı ve kitaplarını tanıtıyor. Bu bölümde yazarların yaşadığı dönemler, ülkeler ve yaşam koşulları, yazdıkları kitaplar, yazarlık dışındaki işleri gibi birçok faydalı bilgi var. Çocuklar, Doğan Gençsoy’un karikatür tadındaki çizimleriyle belki de kitabı okuyuncaya kadar hiç bilmedikleri bu yazarların hayatlarıyla birlikte yüzlerini de tanıyıp, aşina olacaklar.

Yazı türleri, yazarak hangi alanlarda çalışılabilir gibi pek çok konuyu ustalıkla 85 sayfaya sığdırıyor yazar. Yormadan, dozunda açıklamalarla ve mizah öğeleriyle süsleyerek olumlu ve olumsuz her yönünden bahsediyor yazarlığın. Özellikle takdir ettiğim bölüm ise bir meslekte uzman olurken yan dalları bilmenin o mesleğe olan katkılarını anlattığı “Yazarlığın Dostları” bölümü. Psikolojiden sanata kadar birçok yan dalla ilgilenmenin, o alanları da takip etmenin bir yazar için ne kadar önemli ve geliştirici olduğunu vurgularken, sadece yazarlıkla ilgili değil hayatla ilgili de ders verir gibi.

Meslek, bir insanın tüm ömrünü etkileyen, çoğu kere üniversite sınav sonucuna göre belirlenen ve ilelebet sürdürülen bir hayat seçimi. Ne ağır bir seçim gibi tınladı değil mi? Ama evet, özellikle ülkemizdeki eğitim sistemi ve içine sürüklenilen o sonsuz yarış bu sonucu doğuruyor. Öyle ki girilen fakülte, seçilen bölüm, çok az insan dışında, alınyazısı gibi ömrüne bedelleniyor. İster mutlu ol, ister olma…

İki yıl öncesine kadar mühendisliği ve yazarlığı bir arada sürdüren, sonrasında sadece yazarlığı sürdürmek istediğine karar verip hayatında radikal bir seçim yapan yazar, Acaba Ne Olsam? dizisinin son kitabıyla adeta “Hayat değişir, sen değişirsin, mesleğin nasıl aynı kalabilir ki?” der gibi. Bu anlamda gençlere üniversite sınavının eşiklerden sadece bir eşik olduğunu ve seçimlerin hayat okulu içerisinde daha çok değişeceğini müjdeliyor. Bundan güzel özgürlük olur mu?

 

 

Acaba Ne Olsam? Yazar Toprak Işık Resimleyen: Doğan Gençsoy Tudem Yayınları, 88 sayfa

Acaba Ne Olsam? Yazar
Toprak Işık
Resimleyen: Doğan Gençsoy
Tudem Yayınları, 88 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz