İyi Kitap

Prensler ve prensesler hiçbir zaman gelmediler…

Frida Kahlo, kadınların sadece ev hanımı olabildiği bir dönemde, toplumun kendisine çizdiği yoldan gitmiyor. Hem de önüne pek çok engel çıkmışken…

Yazan: Şeyda İşler

Çocukluk anılarımız; şatolarında, güzel kıyafetler giyip başlarına kötü bir şey geldiğinde kurtarılmayı bekleyen prenses hikâyeleriyle dolu. Genellikle iyilerin güzel, kötülerin çirkin tasvir edildiği bu tür kitapların sonunu tahmin etmek pek zor değil. Prenses kendini kurtaran kişiyle evlenir ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Dış görünüşe vurgu yapan ve evlenerek mutluluğu yakalayan kız portresi çizen bu hikâyeler çocukların, özellikle de bu türün hedef kitlesi olan kızların kafasında nasıl bir dünya tahayyülü yaratıyor? Prensesler neden düştükleri durumdan kendilerini kurtaramıyorlar ya da onlara yardım eden kişi bir kız arkadaşları olamıyor?  Bu tür sorulara kafa yoran Arjantinli yazar Nadia Fink ve çizer Pitu Saá çocuklar için Anti-prenses isimli bir kitap serisi yaratmışlar.

Prenses kitaplarında karşımıza çıkan yüzeysel ve pasif ana karakterlerin aksine, anti-prenses serisinde yer alan kadınlar “bir şeyler yapmak için harekete geçmiş, dünyayı başka türlü anlamaya çalışmış, engelleri aşmış ve zamanın çok ötesinde eserler bırakmış” etten kemikten kişiler. Serinin ilk kitabında karşımıza, hayatıyla bu tanımın hakkını layıkıyla veren Frida Kahlo çıkıyor.

İnanılmaz bir yaşam hikâyesi var Kahlo’nun. Dünyaya 1907’de geldiği halde, o kendini Meksika’da köylülerin yaptığı devrimin başladığı 1910 yılında doğmuş kabul ediyor. Kadınların sadece ev hanımı olabildiği bir dönemde, toplumun kendisine çizdiği yoldan gitmiyor. Hem de önüne pek çok engel çıkmışken. Altı yaşında geçirdiği bir hastalıktan ötürü bir bacağı diğerinden küçük kalıyor. Sonraki yıllarda korkunç bir otobüs kazasını mucizevi bir şekilde atlatıyor fakat uzun bir süre yatağa bağlı kalıyor. Yatağa bağlı kalmak onun sınırlarını zorlamasını ve kendini ifade edecek yaratıcı bir yöntem bulmasını sağlıyor. Bu yöntem de bildiğimiz gibi resimler. Tavana asılı duran aynaya bakarak kendini çizen Kahlo, resim sanatına yepyeni bir soluk kazandırıyor.

Anti-prenses serisinin ilk kitabında, bunların yanı sıra Kahlo’nun ezber bozan aşk hayatını da okuma şansı buluyoruz. Kitapta onun Diego Rivera’yla yaşadığı büyük aşka, çok eşliliğe ve Kahlo’nun biseksüelliğine de değiniliyor. Frida alışıldık prenses masallarındaki gibi bir erkekle evlenip sonsuza kadar mutlu yaşamıyor, dolayısıyla onun hikâyesi okuyucunun aşkı ve ilişkileri de sorgulamasına olanak sağlıyor.

Elimizdeki kitabın dikkat çeken bir başka özelliği de kapakta “Kızlar ve oğlanlar için” yazması. Ne yazık ki günümüzde, oyuncaklar da renkler de kitaplar da cinsiyetlere ayrılmaya çalışıyor. Frida Kahlo hem içeriğiyle hem de kapağındaki tanımlamayla cinsiyetçi kutuplaşmalara direniyor.

Kitabı Türkçeye kazandırdığı için NotaBene Yayınları’na teşekkürü borç biliyorum. Fakat keşke içeriğe gösterilen özen çeviriye de gösterilseydi, diye de düşünmeden edemiyorum. Kitabın Türkçesi biraz tekliyor. Daha da kötüsü son sayfada bir başlık İspanyolca kalmış.

 Frida Kahlo Nadia Fink Resimleyen: Pitu Saá Türkçeleştiren: Nergis Turan NotaBene Yayınları, 28 sayfa


Frida Kahlo
Nadia Fink
Resimleyen: Pitu Saá
Türkçeleştiren: Nergis Turan
NotaBene Yayınları, 28 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz