İyi Kitap

Hannah’nın sıradan ve sıkıcı bir hayatı vardı, ta ki Armitage Shank’in Akılalmaz Sirki, ailesinin yaşadığı şehre gelene kadar.

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Şöyle sıkıcı bir havayla örtülü sıkıcı bir günde, etraf sıkıcı insanlarla kaplıyken sıkıcı öteki ve sıkıcı beriki arasında seçim yapmak gerektiğinde, yani işte yine herhangi birimizin hayatındaki herhangi bir kesitteyken (tamam tamam, merak etmeyin, takipçileriniz bundan haberdar olmayacak) kim tozu dumana katarak gelen karavanları görüp heyecanlanmaz ki? Hele o rengârenk çadırlara kim karşı koyabilir? Cin Ali’nin Berber Fil’e koşması misali, cümbüşü gören soluğu sirkin kapısında alır. Karavanlar ve renk renk çadırlar sirkten başka neyin habercisi olabilir, değil mi? Tabii içeride sadece Deve Narkissos gibi istemediğini asla yapmayan, kimseye boyun eğmeyen hayvanlar varsa. Ne de olsa insan dediğin zulümden keyif almamalı. Pekâlâ, mesaj kaygısını bir kenara bırakalım ve Narkissos’un kim olduğuyla konuya başlayalım.

Hayır, bizim Narkissos, kendini beğenmişliğiyle Olimposlu tanrıları gıcık eden, arama motorlarına sayısız kez girilmiş şu meşhur “nergis çiçeğinin adı nereden gelir?” sorusuna konu olan zat-ı muhterem değil. Dedik ya o bir deve. Çoksatan yetişkin kitapları yazarı, genç-yetişkinler için yazdığı Duvar adlı kitabıyla Guardian Kurgu Ödülü ve Carnegie Medal ödülleri adayı William Sutcliffe’in insanı gülmekten kırıp geçiren tipik İngiliz mizah anlayışıyla bezediği Hırsızlar Sirki Kıyamet Piyangosu kitabındaki sirkin devesi. Kitabın kahramanlarından Billy’i, diğer kahramanımız Hannah’ya sırtında getiren deve.

Hannah’nın sıradan ve sıkıcı bir hayatı vardı, ta ki Armitage Shank’in Akılalmaz Sirki, ailesinin yaşadığı şehre gelene kadar. Hannah önce Billy’le tanıştı, ardından, ondan sirkin gerçekten de akıl almaz olduğunu öğrendi. Ancak bu iyi ve heyecan verici türden bir inanılmazlık değildi, ortada saf kötülük ve birbiri ardına dönen dolaplar vardı. Bir kere Armitage Shank, Billy’nin babasına ait olan sirki ele geçirmiş, bir de üstüne adamı kendi sirkinden atmıştı. Zavallı Billy bir gün babasına tekrar kavuşmanın hayalini kuruyordu. Sonra daha da fenası, gittikleri her şehirde öyle bir kumpas çeviriyorlardı ki kimse ne olduğunu anlamadan altınlar, pırlantalar, paralar, mücevherler toz olup gidiyordu. Hannah’yla Billy kafa kafaya verip bu oyunu bozmanın peşine düşeceklerdi, bir planlardı vardı, bakalım tutacak mıydı?

Dibine Kadar Dipnot

Hırsızlar Sirki serisinin ilk kitabı, beni özellikle dipnotlarıyla kendine hayran bıraktı. Yazarın mizah dolu dili bu kısımlarda şaha kalkmış gibi ki çocuk kitabında dipnot sevmeyen biri olarak ilk dipnotu okumaya, itiraf ediyorum, burun kıvırarak başladım. Sonuç: En aşağı üç kere atılan epey sesli bir kahkaha. Herkes bilir ki bir şeyi üç kere yapmak sağlamasını almak demektir ve tek başına bu dediğim de dipnotların komik olduğunun kanıtı. Merakları bir parça olsun gidermek, yok yahu aslında ağızlara bir parça bal çalmak için yazarın “kısa bir süre boyunca” kavramını açıklamak için yazdığı dipnotu alıntılamak istiyorum:

Kısa bir süre tam olarak yedi saniyedir. Bir süre on altı saniye. Uzun bir süre ise bir buçuk dakika. Zaman hakemlerinin uluslararası konferanslarından birinde bu konu üstünde karara varılmıştır. Yıllar-gibi, otuz yedi dakikadır, uzun-yıllar-gibi elli iki dakika ve sittin sene 2,3 yıl. Bir lahzanın kesin tanımı üstünde karara varmayı, uygunsuz bir laf dalaşı, bir sürahi buzlu su ve yumruklaşmadan dolayı, önümüzdeki yıla dek ertelemişlerdir.

Cevap Hırsızı Bir Yazar

Bunun dışında hikâyede hoşuma giden bir diğer özellikse yalnızca Billy ve Hannah üzerine yoğunlaşılmaması. Kitapta dikkat çeken ve (kötü olsalar da) sevilebilen birçok karakter mevcut. Hatta keşke daha çok yer alsalar dedirtecek kadar da iyi vücut bulmuşlar: Fransız olduğunu daha da vurgulamak için mümkün olsa adını sadece yumuşak g’lerle telaffuz edecek trapez sanatçısı Maurice ve onun Rus asistanı; Maurice’e inat adında fazlaca r olan ve bu r’lerin sayısı havadaki nem oranına göre değişiklik gösteren Irrrrrrena örneğin. Ya da kediler, spagetti ve tren bileti de dâhil olmak üzere hemen her şeyden korkan, insan güllesi lakaplı (esasında epey kaslı biri, ama yine de şaka gibi bir lakap) Jesse. Nereden çıktığı belli olmayan, gizemli köpek Barut. Ve tabii Hannah’nın hikâyede son derece kritik bir rol üstlenen büyükannesini de burada anmadan geçmememiz gerekir. Çünkü bu yaşlı kurdun aşırı önemli, fevkalade işe yarar, anlat anlat bitmez bir özelliği var: Akla gelebilecek her yerde ve her koşulda uyuyakalmak, kendi yatağı hariç.

Kitabın sonuna hızla yaklaştığınızda kendi kendinize “E ne oldu şimdi, hiçbir sorunun cevabını alamadık, hayret bir şey, böyle de kitap olur mu, yok artık, PES!” diye söylenebilirsiniz, ben söylendim oradan biliyorum. Alaycı yazarımız, son sayfada bütün o cevaplanmayan soruları ele alıyor, tabii sadece alt alta sıralayarak. Cevaplar mı? Onlar bir sonraki kitapta. Yani umarım. William Sutcliffe’e belli olmaz.

David Tazzyman kaleminden çıkan çizimler kitabın hem güldüren hem de bir sürü karakterle dolu kaotik yapısına çok uygun. Çevirisinde kulağa zorlama gelen hiçbir yer yok, kitabın akıcılığını etkileyen bir olumsuzluk söz konusu değil, bilakis seçilen her kelime, kurulmuş her cümle alınan keyfi artıran nitelikte. Metinde düzeltilmesi gereken ufak tefek yazım hataları dışında büyük bir sorun göze çarpmıyor. Sonuç olarak baştan sona eğlenerek okuduğum, beni epey güldüren bir kitap oldu. Serinin ikinci kitabının bir an önce çıkması gerekiyor, ne de olsa cevap bekleyen bir sürü soru var ortada.

Hırsızlar Sirki Kıyamet Piyangosu  William Sutcliffe Resimleyen: David Tazzyman Türkçeleştiren: Ceren Altunkanat İthaki Yayınları, 184 sayfa

Hırsızlar Sirki Kıyamet Piyangosu
William Sutcliffe
Resimleyen: David Tazzyman
Türkçeleştiren: Ceren Altunkanat
İthaki Yayınları, 184 sayfa

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz