İyi Kitap

Şans kapıyı çalar mı?

Aytül Akal, yine eğlenceli bir dille türlü hurafeler, burçlar, totemler, uğur ve şans üzerine gülümseten hikâyeler sunuyor çocuklara.

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Küçük yaşlardan beri ne çok hurafe duymuşuzdur büyüklerimizden, arkadaşlarımızdan ya da komşu teyzelerden. Kiminin uğur, kimininse kötü şans getireceğine inanılan nice hurafeye tanıklık etmişizdir. Öyle ki şöyle geriye doğru uzanıp çocukluğuma baktığımda, geceleyin aynaya bakarken ne çok korktuğum geliyor aklıma. Zira anneannem gece aynaya bakılmaz derdi. Hatta gece yapılmaması gereken başkaca şeyler de vardı. Hemen birkaç örnek sayayım size; gece tırnak kesilmezdi ya da saç taranmazdı, pencereden bir şey silkelenmezdi, ayna kırmak uğursuzluk getirirdi yahut birinin elinden bıçak-makas gibi kesici aletler alınmazdı, çünkü dargınlığa neden olabilirdi. Yolunda giden birtakım işlerimizden bahsediyorsak, bir yandan kulak mememizi çekiştirip bir yandan da çık çık çık diye sesler çıkararak şeytan kulağına kurşun deyip, üç kere tahtaya vurmamız gerekirdi. Ve daha niceleri… Sonra kahve ve bakla falları vardı. Annelerimiz, büyüyünce ne olacağımızı önceden görmek için bu fallara bel bağlarlardı. Büyüyüp, evlilik çağına geldiğimize kanaat getirdiklerinde ise kısmetimiz yine bu fallarda aranırdı. Bir de iskambil kartları ve burçlar vardı elbet. Yahut da totemler… Ne heyecan, ne eğlenceydi. Hep bir mucize bekler, şans umardık. Oysa falcı olmaya gerek yoktu; insan, şansını kendisi yaratırdı. Bunu zamanla öğrenecektik…

Büyüyüp kocaman olduğumuzda bile bu hurafelerden bazıları hâlâ tedavüldedir, öyle kolaylıkla hayatımızdan çıkarıp atamayız. Dolayısıyla günümüz çocukları da annelerinden, anneannelerinden, konu komşudan kuşaktan kuşağa aktarılan bu hurafeleri, fal bilgilerini devralacaklardır mutlaka. Ama hiç şüphesiz körü körüne hurafelere inanmayacak, fallara bel bağlamayacak, soracak, sorgulayacaklardır. Aytül Akal’ın Tak Tak Tak Şans Geldi! ismiyle yayımlanan, yüz elli üçüncü kitabı, işte bu sorgulamanın yolunu açabilecek öykülerle örülmüş bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Akal, bu kitapta yine eğlenceli bir dille türlü hurafeler, burçlar, totemler, uğur ve şans üzerine gülümseten hikâyeler sunuyor çocuklara.

Çin burcundan, saç falına…

Teknoloji ve sosyal medya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Neredeyse yediden yetmişe herkes bilgisayar kullanabiliyor ve mutlaka bir sosyal medya hesabına sahip. Dolayısıyla günümüz çocuk kitaplarının sayfalarında da bilgisayar, cep telefonu, tablet gibi teknolojik aletler kullanan masal kahramanları boy gösteriyor. Akal’ın çocuk kahramanları ve yaşını başını almış nineleri de teknolojiyle içli dışlı elbette. Kitabın “Çin Burcu” başlıklı ilk öyküsü, annesine doğum günü hediyesi seçmek için internetteki bir alışveriş sitesini kurcalarken günlük burç fallarının peşine düşen iki kardeşin başına ne işler açıldığını eğlenceli bir şekilde resmediyor. “Saç Falı” başlıklı öyküde de sosyal medyayla arası iyi bir babaanne çıkıyor karşımıza. İyi bir araştırmacı ve biraz da oyuncu olan babaanne, fal meraklısı torununa ve arkadaşlarına küçük bir oyun oynayarak büyük bir ders veriyor. Babaanne, sosyal medyada paylaşılan kişisel bilgiler, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde ne gibi sorunlar yaşacağını apaçık gösteriyor çocuklara. “Kutsal Totem” isimli öyküde ise babasına totem yapacağım diye kedi yavrusu gibi ağacın tepesinde kalakalan kız çocuğunun hikâyesine tanıklık ediyoruz. “Oyun Makinesi” başlığını taşıyan öykü de oldukça dikkat çekici. Kayak tatiline giden bir çocuğun, kollu oyun makineleri tarafından -hani şu filmlerde gördüğümüz kumar makineleri var ya, işte onlardan- nasıl soyulduğunu, arkadaşlarına ve ailesine neden yalan söylemek zorunda kaldığını şaşırarak izliyoruz. “Dilek Küpü” isimli öyküde ise sel felaketine uğrayan bir okula yardım toplamak için başvurulan ilginç bir yönteme tanıklık ediyoruz. Arkadaşından gelen iletiyle sel felaketinden haberdar olan küçük kız, kırtasiye malzemesi, kitap ve giysi almak için yardım toplanacağını bildiren bir afiş hazırlayıp okulun duvarlarına asıyor. Ama ne ki kimseden ses çıkmıyor. Kiminin de bahaneleri var: Biri “Gözümle görmediğim yere para vermem” derken, diğeri “Cebine atmayacağını ne bileyim?” diyor. Ama ablasının önerisiyle hazırladıkları “dilek küpü” sayesinde epey para toplamayı başarıyorlar. Zira “para atıp dileğinin gerçekleşeceğine inananlar olduğu sürece, kuyular da havuzlar da küpler de dolar”. Ve kitabın son öyküsü “Şans Tavşanı”nda ise uğursuzluk ve şans getiren hayvan ve sayı örnekleriyle karşılaşıyoruz. Üstelik bunlardan bazılarının ülkeden ülkeye, kültürden kültüre değişiklik gösterdiğini, farklı anlamlara geldiğini öğreniyoruz. Bu hikâyede taşınmak üzere olan bir aile var karşımızda. Ancak dışarıda öten baykuşun sesi işiten babaanne, bunun uğursuzluk alameti olduğunu söyleyip taşınma işini erteletiyor. Evin küçük çocuğu internete girip biraz araştırma yaptığında görüyor ki çok eski çağlardan bu yana uğursuz damgasını yiyen baykuş, yılan, akrep, kene ve zehirli böcekleri yediği için korkulacak değil, aksine insanlar için yararlı bir hayvanmış. Babaanne daha nelere inanıyor, bir bilseniz…

Çağdaş çocuk edebiyatının üretken kalemi Akal, didaktik olmaktan fersah fersah uzak duran bir yazar. Asla parmak sallamadan ve mutlaka mizahın gücünden faydalanarak çocuk ruhuna sesleniyor. Hâl böyle olunca da çocuklarda bir ışık bırakmayı her daim başarıyor. Tak Tak Tak Şans Geldi! çocukları hem burçlar, fallar, şans oyunları, totemler ve hurafeler üzerine düşünmeye sevk edecek hem de onların sevimli suratlarına gülücükler konduracak bir kitap. Şans kapıyı çalar mı diye merak ediyorsanız Akal’ın eğlenceli öykülerine kulak verin. Ama cevabı bilmek için falcı olmaya gerek yok, öyle değil mi?

Tak Tak Tak Şans Geldi! Aytül Akal Resimleyen: Cihan Dağ Redhouse Kidz Yayınları, 116 sayfa

Tak Tak Tak Şans Geldi!
Aytül Akal
Resimleyen: Cihan Dağ
Redhouse Kidz Yayınları, 116 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar, sivilsayfalar.org gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayınlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz