İyi Kitap

Gizli geçidin anahtarı

Dinarzâd ile Şehriyar’ın arasına oturup da masal dinlemek…

Yazan: Doğan Gündüz

Üzerinde “Halk Kütüphanesi” yazan kapıdan ilk kez içeri girdiğinde duvardan duvara kitaplar ve kalabalık bir sessizlikle karşılaştı. Daha önce hiç bu kadar çok kitabı bir arada görmemişti. Ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemediğinden kapının önünde bir süre dikildi. Sonra biraz ileride, diğerlerinden ayrı bir masada oturan kütüphaneciyi fark etti. Cesaretini topladı ve oraya gitti. Bakışlarını yere indirip “Ben kitap istiyorum,” dedi. Kütüphaneci anlayışla gülümsedi, “Ne kitabı istersin? Hikâye, roman, şiir, masal, çizgi roman, bilim kitabı?” Bu soruyu beklemiyordu, duraksadı. Kütüphanecinin saydıkları arasında sadece masalın ne olduğundan emindi. Onu da köyde bazı akşamlar yaşlıların anlattığı ve diğer çocuklarla beraber merakla dinlediği masallardan biliyordu. “Masal kitabı,” dedi çekinerek.
Usulca yerinden kalkıp “Gel bakalım,” diyen kütüphanecinin peşinden gitti. Kitap okuyanların arasından geçip çocuk kitaplarının olduğu bölüme geldiler. “İşte masallar burada, istediğini seçebilirsin.” Kütüphaneci izin verdiği halde kitaplara dokunamadı. Başını yana eğip sırtlarındaki yazılara göz attı. Üstünde masal yazdığı için Binbir Gece Masalları kitabını diğerlerinin arasından çekip çıkarttı.
Boş bir sandalyeye oturup okumaya başladı: Kendisine itaat etmediği için karısının boynunu vurduran Şehriyar isimli bir padişah varmış. Bu öyle zalim bir padişahmış ki öfkesi dinmediğinden her gün bir başka kızla evlenmeye, ertesi sabah da onların boynunu vurdurmaya devam etmiş. Vezirin zeki kızı Şehrâzât bu katliama son vermek için kendi isteğiyle padişahla evlenmiş. Ertesi sabah, önceden anlaştığı gibi kendisinden masal dinlemek isteyen kız kardeşi Dinarzâd’a masal anlatmaya başlamış. O kadar hoş anlatıyormuş ki anlatılanlara kulak kesilen Şehriyar da masalın sihrine kapılmış.
Kitabın sayfalarını çevirdikçe, sanki Dinarzâd ile zalim padişah Şehriyar’ın arasına kendisi de oturmuş gibi masalları dinlemeye başladı. Gemici Sinbat’la tanıştı. Onunla birlikte, küçük bir ada olduğunu sanarak büyük bir balinanın üzerine çıktı. Bir sonraki masalda Zümrüdüanka kuşunu gördü. Onun pençeleri arasında göklere yükselip elmaslarla kaplı derin bir vadiye indi. Başka bir macerada insan yiyen korkunç çirkin, vücutları kızıl kıllarla kaplı cüce adamların eline düştü. Oradan kaçıp alnının ortasında, kordan tek gözü olan, filkulaklı, pençe tırnaklı, dudağı göğsüne kadar inen zebellanın kendisini yemesinden güç bela kurtuldu. Seyahatleri ve maceraları seven Sinbat’la yeni yolculuklara çıktı. Yamyamların eline düştüler, kapatıldıkları mezardan birlikte kurtuldular. Seylan hükümdarının verdiği mektubu ve hediyeleri türlü badireler atlatarak Harun-al Raşid’e götürdüler.
Sinbad’tan ayrılınca haramilerin hazinelerini sakladıkları mağaraya “Açıl susam açıl!” diyerek Ali Baba ile birlikte gizlice girdi. Halayık Mercan ile zekice planlar yapıp haramilerin hakkından geldi.
Sonra komşusuna emanet ettiği altınları geri alabilmesi için Bağdatlı Tüccar Ali Hoca’ya eşlik edip Harun-al Raşid’in huzuruna çıktı.
Ardından Alâaddin ile birlikte yerin altındaki mahzene indi. Oradaki meyve ağaçlarından inciler, elmaslar, yakutlar zümrütler, firuzeler, safirler topladı. Eve getirdiği “harikalı lamba”yı annesi silerken içinden bir cin fırlamıştı ki “İstersen bu kitabı alabilirsin,” diyen bir ses duydu. Bir an lambanın cininin konuştuğunu sandı. Karşısında kütüphaneciyi görünce rahatladı. Yine de duyduğuna inanamadı. “Yani bu kitap parasız benim mi olacak?” diye sordu. “Hayır, ben seni kütüphaneye üye yapacağım, böylece okumak istediğin kitapları yanında götürebileceksin. Okudukça da getirip yenisi alacaksın.”
Hemen üye oldu. Kitabın kalan bölümlerini daha o gece gaz lambasının ışığında okuyup bitirdi. Ertesi gün kitabını değiştirmek için yeniden kütüphaneye gitti. Başka bir kitap aldı. Onu da bir solukta okudu. Bir kaç gün sonra başka bir kitap almak için yine gitti. Günler böyle tekrarlanarak geçti.
Yeni kitaplar okudukça Binbir Gece Masalları’nın kendi benliğine, hayal dünyasına giden gizli geçitin anahtarı olduğunu fark etti. Yıllar geçse de bu anahtarı kendisine sevgiyle teslim eden kütüphaneciyi hiç ama hiç unutmadı.

inbir Gece Masalları Türkçeleştiren: Halit Fahri Ozansoy Doğan Kardeş Yayınları İstanbul, İkinci Baskı, 1962 193 sayfa

Binbir Gece Masalları
Türkçeleştiren: Halit Fahri Ozansoy
Doğan Kardeş Yayınları İstanbul, İkinci Baskı, 1962 193 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Doğan Gündüz 1966’da İstanbul’da doğdu. Kitapları: Kaçan Uykuların Peşinden (Can Çocuk, 2013), Sahi Benim Annem Hangisi? (Can Çocuk, 2014), Kayıp Çocuklar Bahçesi (YKY, 2015), Unutma Oyunu (YKY, 2015), Alaturkadan Alafrangaya Zaman Osmanlı’da Mekanik Saatler (Ege Yayınları, 2015), Acayip Bir Hediye (Can Çocuk, 2015), En Sevdiğim Oyuncak (YKY, 2016), Fare Adlı Kedi (Can Çocuk, 2016), Bisküvi Kutusundaki Martı (Can Çocuk, 2016), Denize Mektuplar Atan Çocuk (YKY, 2018), Ailenin En Yaramazı (Can Çocuk, 2018)

Yorum yaz