İyi Kitap

Bazen bırakmak, hayatımızda adeta bir hırs mabedine dönüşmüş, kontrol seviyesini çoktan aşmış tutkularımızın önünde yenik düşmek değildir. Aslen kazanmaktır…

Yazan: Hazal Çamur

Hani bazı çocuk kitapları vardır, yetişkinlere yönelik onca eserin sayısız kez işlediği konuyu bir çırpıda, az sayfayla özetler. En meşhurlarından biri Küçük Kara Balık’tır mesela. Üzerine uzun uzun konuşulan onca konu minik, resimli bir kitabın içerisinde en duru haliyle okuruna sunulur. İşte bu tuhaf isimli kitap, o eserlerden biri. Çok sıradan gibi görünen bir hikâyeyle bize anlatmak istediğini en sade şekilde aktarıp yalın ama eksiksiz diliyle her şeyi ortaya döküyor.
Her ailenin hayatının bir döneminde, maddi ya da manevi açıdan zor durumda kaldıkları bir an mutlaka olmuştur. Böyle anlar, bazen tüm ailenin bazen içlerinden bir kısmının hayatında yeni bir sayfa açacak olaylara gebedir. Anlatıcımız Randolph’un dönüm noktasıysa babasının çalıştığı yerde, haksız yere hırsızlıkla suçlanması ve işsiz kalması olacak. Babası uğradığı haksızlığa karşı, çalıştığı AVM zincirini karşısına alıp tek başına ayakta durmaya çalışırken ailesi de bu yeni düzende maddi manevi kendilerini idame ettirmeye uğraşacak.
Beni yanlış anlamayın, bu yürek parçalayan bir dram değil. Hatta burada önemli olan, tek başına Randolph’un babasının verdiği mücadele bile değil. O bahsettiğim “dönüm noktası”na giden yolun en başı bu. Çünkü ne zaman ki baba işsiz kalacak, o zaman evin kullanılmayan çatı katı kiraya verilecek ve Randolph’un olduğu kadar bizim için de bir şeyleri değiştirecek olan Bay Karp, kiracı olarak hikâyede yerini alacak.
Bir koleksiyoner olan Bay Karp çok ilginç bir şey biriktiriyor. Ne olduğunu ben size söylemeyeyim, ama başta oldukça tuhaf duran Şapkada Eriyen Bay Karp adının kitaba ne kadar yakıştığı ve Bay Karp’ın koleksiyonunun ne olduğuna dair cevap tam da bu isimde yatıyor. Ne diyorduk? Bay Karp bir koleksiyoner. Gündüzleri bir başka AVM’nin müşteri hizmetlerinde çalışırken, aynı zamanda bölgenin, o alandaki en büyük 2. koleksiyoncusu. Ama kendisi 1. olmaya çok yakın. Üstelik o unvana sahip olmak için göze alacağı birçok şey var.
Randolph ise amatör ama titiz çalışan, genç bir koleksiyoncu. Gazoz kapakları, kalemler ve sözcükler biriktiren bir birey o. Bu ikilinin mesafeli başlayan ilişkileri geliştikçe biz de bir şeylere olan bağlılığın, tutkunun ve bir o kadar da maymun iştahlılığının dünyasında adeta kendimize ayna tutulduğunu fark ediyoruz.
Size bir şey diyeyim mi? İçerik olarak değil, fakat verdiği mesaj itibarıyla bu kitap benim için bir Fight Club. Yeni şeyler edinmenin, edinilen her yeni şeyle büyüyen sahiplenici duyguların, başkalarıyla nesneler üzerinden girilen rekabetin ve eşyalara değil de eşyaların bize sahip oluşunun müthiş bir örneği. Fight Club’ın mobilyalarla ilgili, kataloglarla ilgili o ilk yarısını bir düşünün. Sizce de bir benzerlik yok mu? Bay Karp karakteri Randolph’a ve biz okura öyle bir ders veriyor ki hızı kontrol edilmez boyutlara ulaşmış tüketim çarkındaki yerimizi bize en sade haliyle sunuyor. Fight Club’ın o insanın yüzüne inen tokat etkisi hiç yok. Ama burada berraklığın o dingin, etkisi yavaş yavaş çıkan sarsıcılığı mevcut.
Randolph’un babası kitap boyunca tatlı bir telaşmışçasına anlatılan, ama üzerine düşününce oldukça sancılı olan mahkeme hazırlıklarını sürdüredursun, Bay Karp’ın birincilik için eline geçen fırsatla birlikte bize vereceği ikinci bir mesaj daha var. Randolph’un babası büyük sömürücülerin önünde hakkını arayan, onurunu koruyan bir bireyken, Bay Karp da AVM sisteminin bir başka çalışanı olarak bize dikte edilen bir başka şeyi yerle bir ediyor. Nedir o? Hiç bitmeyen, “Yapabilirsin! İstersen olur! Sen özelsin!” söz öbeklerinin insanlara yüklediği aşırı hırstan bahsediyorum. Çünkü bazen bırakmak, hayatımızda adeta bir hırs mabedine dönüşmüş, kontrol seviyesini çoktan aşmış tutkularımızın önünde yenik düşmek değildir. Aslen kazanmaktır. Çünkü geriye dönüp bakabilmek, özellikle de bırakabilmek güçlü olanların yapabileceği bir şeydir sadece.
Tüketim toplumu bizi sözde motive edici, kendimizi özel hissettirici laflarıyla oyalarken dünyada hâlâ gözlerini açabilen insanlar mevcut. Randolph ve Bay Karp, bu Zen yolculuğunda, biz okurlara adeta ön sıradan bilet almışlar. İçinde bulunduğumuz düzenin, çok yakından tanıdığımız insanlarıyla bizler de bu yolculuğa çıkmakta zorluk çekmeyeceğiz. Yazar Cary Fagan’ın dolaysız dili ve etkili anlatımı, dünya çapında kendini kanıtlamış çizerimiz Selçuk Demirel’in çizimleriyle birleşince ortaya bu minik, ama harika kitap çıkmış.

Sapkada Eriyen Bay Karp Cary Fagan Resimleyen: Selçuk Demirel Türkçeleştiren: Damla Kellecioğlu Tudem Yayınları, 96 sayfa

Sapkada Eriyen Bay Karp
Cary Fagan
Resimleyen: Selçuk Demirel
Türkçeleştiren: Damla Kellecioğlu
Tudem Yayınları, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1989 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği okudu. 2009 yılında Kayıp Rıhtım ailesine katıldı ve o zamandan bu yana Kayıp Rıhtım'ın Genel Yayın Editörü olarak yer alıyor. Burada kurgu edebiyatı üzerine incelemeler yazıyor, projeler üretiyor, amatör çeviriler yapıyor ve diğer yazarlara editörlük ediyor. 5 yıldır "Kahramanın Yol Türküsü" adlı online radyo programını sürdürüyor. Aynı zamanda, Oyungezer Dergi ve İyi Kitap ailesinin bir parçası. Çeşitli gazetelerin kitap eklerinde de yazıları yayımlanıyor. Bunların yanı sıra, 2012 yılından beri bilgisayar mühendisi olarak çalışmayı sürdürüyor.

Yorum yaz