İyi Kitap

Okuyarak alışılır klasiklere

Kahramanımız hızlı okuma kursuna gitmiş, Savaş ve Barış’ı 20 dakikada okumuş. “Nasıl buldun?” diye sorana yanıtı: “Olay Rusya’da geçiyor,” olmuş. Odysseia yerine, bu tip bir derlemeyi okumak sanırım aynı etkiyi yaratabilir.

Yazan: Nuray Gönülşen

Homeros’un büyük destanı İlyada, Troya savaşını; Odysseia ise Kral Odysseus’un, bu savaşın ardından 10 yıl daha süren bir yolculuk sonrası ülkesi İthake’ye dönüş macerasını aktarır. Destanda “çileli” Odysseus’un başına gelen belaları, yaşadığı gelgitleri, bunlarla baş etmek için bulduğu yöntemleri ve nihayetinde yaşadığı dönüşümü görürüz. Anlatılan bir yolculuk hikâyesidir, esasen denizde geçer. Odağına tanrıları değil insanı alır, mitolojik tanrıların yanı sıra fantastik canavarlarla da karşılaşılır. Zamansal sıçramalar ve geriye dönüşler içerir, bazı bölümler 1. tekil kişi ağzından yazılmıştır. Bu yönlerden Odysseia’ya insanlığın ilk romanı bile denebilir. Bir çile çekme, günahlarından arınma, yeniden doğma, eve dönme öyküsüdür. Bir olgunlaşma öyküsü, bir dönüşüm hikâyesidir. İlk başta karısını, çocuğunu bırakıp Troya savaşında yer almak istemeyen bir kişinin, savaşın kazanılmasında gösterdiği büyük yararlılığın ardından, bu kez bir türlü geriye dönemediğini görürüz. Savaştan dönmek kolay değildir. Döndüğünüzde de aynı kişi olmazsınız.
Troya savaşının MÖ 12. yüzyılda yaşandığı, destanlarınsa MÖ 8. yüzyılda İzmirli ozan Homeros tarafından söylendiği biliniyor. Bu durumda 3000 yıl öncesinin dünyası, antik yaşamı, soyluları, kadınları, köleleri, bitkileri, hayvanları, inançları, değerleri, korkuları, zevkleri bir bütün olarak toplumsal yapısı karşımıza manzum şekilde anlatılmış, kafiyeli bir epik destan olarak çıkıyor. Bugün okurken kendi yaşamımıza yansıtma yaparak düşünebileceğimiz, insan yaşamı hakkında bir metafordan; bir ozana atfedilse de söylene söylene, aktarıla aktarıla ilk kimin söylediği belirsizleşmiş bir kolektif şiir-roman-anlatıdan bahsediyoruz. Büyük bir toplumsal emek ürününden, Türkçeye Azra Erhat ve A. Kadir tarafından hakkıyla kazandırılmış bir uzun şiirden bahsediyoruz. Latince adıyla Ulysses olmuş; başka destanlara, masallara, onlardan Shakespeare’e James Joyce’a, edebiyattan sinemaya akarak günümüze ulaşmış dev bir nehir-şiirden bahsediyoruz.
Evrensel İlk Gençlik Kitaplığından çıkmış olan Odysseus’un Yolculuğu adlı kitap, klasikleri gençlere sevdirme gibi iyi niyetli bir çabanın ürünü. Kitapta, bu koca şiir-metin, 100 sayfalık bir olay özetine dönüştürülmüş. 24 bölümün 24’ü de korunmuş korunmasına ama heyhat ruhu gitmiş. Şiirin, o uyaklı dizelerinin yerini kuru bir anlatım ve düzenli cümleler almış, metin “düzeltilmiş”. Esas metindeki harika tamlamalar, betimlemeler kaybolmuş, oysa sırf bunlar için okunabilir destan. İnsanın deniz tanrısı Poseidon şahsında doğayla, denizle, fırtınalarla savaşımı yok. Odysseus’un yolculuğunda yaşadığı gelgitler, insani zaafları, kadınlar karşısındaki ikircimli tutumları, kibri uçmuş. İnsanın zekâsı ve sebatıyla kötü bir kaderi, öfkeli tanrıları bile yenebileceği ana mesajı bulanıklaşmış.
İki benzetmeyle anlatalım:
* Odysseus, Poseidon’un oğlu Tepegöz’ü kör ettikten sonra Tepegöz, Odysseus’a ismini sorar. Odysseus da kelime oyunu yaparak “hiç kimse“ ya da “herhangi biri“ anlamına gelen “odyse“ cevabını verir. “İlk gençler” için uygun görülen bu kitabın da aslında Odysseia değil “odyse”, yani “herhangi bir” kitap olduğunu bilelim.
* Woody Allen’ın sık yaptığı bir espridir. Kahramanımız hızlı okuma kursuna gitmiş, bu sayede Savaş ve Barış’ı 20 dakikada okumuş. “Nasıl buldun?” diye sorana yanıt verir: “Olay Rusya’da geçiyor.” Odysseia’yı okumak yerine bu tip bir metinle yetinmek, sanırım aynı etkiyi yaratabilir.
Şu “klasiklerin yetişkinlere özgü olduğu, gençlere ağır geleceği” düşüncesi basit bir kuşaksal kibrin sonucu değilse, nereden geliyor merak etmemek elde değil (dahası o yetişkinler de klasikleri okumuyor). Böyle böyle insanlar artık kitapları değil, özetlerini okumaya başladı. Oysa klasikler durduk yere “klasik” mertebesini elde etmediler; zamanı yenerek günümüzde okunur olmalarının nedeni ele aldıkları insana dair meselelerin her çağda, her toplumda geçerli evrenselliğiyse, en az onun kadar önemlisi bu meseleleri zamanın yıpratıcılığını, unutturuculuğunu alt edecek kadar başarılı bir biçemle, bir üslupla işlemiş olmaları. Bu yüzden özgün emek harcanarak üretilen resimli kitaplar, çocuklar için basit anlatımlar vb. hariç, genç insanların klasikleri doğrudan okumaları her zaman daha iyisi. Zira yalnız, okuyarak alışılır klasiklere.

Odysseus’un Yolculuğu Homeros Derleyen: Rıza Özlütaş Evrensel İlk Gençlik Kitaplığı 104 sayfa

Odysseus’un Yolculuğu
Homeros
Derleyen: Rıza Özlütaş
Evrensel İlk Gençlik Kitaplığı
104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Ölüm ve yaşam arasındaki çizginin yaşam tarafında tesadüf eseri kalıp hayatı yeniden göğüslemekle karşı karşıya kalan fanilerden Nuray Gönülşen, yaşamının bu ikinci şansında yarım kalanı anlamlı şekilde tamamlama çabasını sürdürüyor. 1974 yılında İzmir'de doğan Nuray Gönülşen alternatif muhalif medyada yedi yıl çalıştıktan sonra İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri bölümünden mezun oldu, halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalında yüksek lisans yapıyor. Yazı, haber, söyleşi ve izlenimleri çeşitli mecralarda yayınlanan Nuray Gönülşen İstanbul'da yaşıyor ve çocuklar için yazmaktan memnun.

Yorum yaz