İyi Kitap

Başarı; cesaret, azim ve elbette böceklerle gelir!

Darkus, yaşından çok büyük bir öngörü ve cesarete; Baxter’sa Spiderman’den çok daha fazla süper güçlere sahip. Bu ikiliye macerasever Virginia ve temkinli mucidimiz Bertolt da katılınca geriye harekete geçip kayıp baba Dr. Cuttle’ı eve döndürmek kalıyor.

Yazan: Emel Altay

Böcek Çocuk, Times’in yerinde deyişiyle; çocuk edebiyatında özgün bir ses. Darwin’den bir alıntıyla açılan kitap, biyoloji, böcek bilimi ve benzeri alanlara yönelik göndermelerde kesinlikle çekingen bir tavır sergilemiyor. “Nihayet çocukları ciddiye alan bir kitap” diyorsunuz okurken. Okurlarını olduğu kadar karakterlerini de ciddiye alan Böcek Çocuk’taki karakterlerimiz problem çözmede en az yetişkinler kadar ustalar, her türlü tehlikeli işin üstesinden geliyorlar. Tehlikeli derken rehin alınmak, turta gibi pişirilip yenmek ve vurulmak gibi ciddi tehlikelerden bahsediyoruz. Evet, başrolünde zeki ve duyarlı bir çocuğun olduğu sıkı bir macerayla karşı karşıyayız. Darkus Cuttle ne yazık ki talihsiz bir yavrucak. 8 yaşında annesiz kaldıktan sonra çok sevdiği babası da ansızın ortadan kayboluyor. Kitap bu kayıpla başlıyor ve babanın birdenbire nereye kaybolduğuna dair merak duygusunu başarıyla veriyor. Merakla birlikte daha Darkus’la ilk karşılaştığımız sayfalarda 13 yaşında bu delikanlıya kanımız kaynıyor. Eh, amcasının himayesine verilen Darkus’a, oda olarak dosya dolabından hallice bir yer, yatak olarak bir hamak düşüyor. Üstelik son derece dağınık ve çocuklarla iletişimi iyi olmayan arkeolog amcaya karşı öyle kalender tepkiler veriyor ki onu bağrımıza basmamamız mümkün değil. Babası bulunana kadar yerleştiği amcasının muhitindeki yeni okulunda ise işler yolunda gidiyor ve Darkus hemen ilk gün sonrasında kader ortaklığı yapacağı Virginia ve Bertolt ile tanışıyor. Yazarın Darkus’a seçtiği yol arkadaşları dört dörtlük doğrusu. Gerektiğinde -ki gerekiyor- canlarını tehlikeye atacak kadar seviyorlar Darkus’u. Annesinin vefatıyla içine kapanan naif kahramanımız yeni arkadaşlarıyla hayata dönüyor. Darkus için hayatının en kötü günleri başlayacakken çıkagelen güzel sürprizlere bir de Baxter eklenince, bize dudağımızın kenarında küçük bir gülümsemeyle, birbiri ardına gelen olayları takip etmek kalıyor. Hele kitabın kilit ismi Baxter, kınkanatlılar familyasından bir gergedanböceği olunca… İşleri çok karıştırmadan başa dönelim en iyisi. Kitap söylediğimiz gibi Darkus’un babası Doğa Tarihi Müzesi’nin Bilim Direktörü Bartholomew Cuttle’ın ofisinde aniden ortadan kaybolmasıyla açılıyor. Polisler bu garip vakayı çözecek hiçbir ipucu bulamıyorlar. Darkus, bir süre yetimhanede kaldıktan sonra amcasının yanına yerleşiyor. Bu sürede babasını çok özleyen Darkus ne yapıp edip onu kurtarmak istiyor ama çocuk haliyle elinden bir şey gelmiyor. İşte o anda küçük bir mucize gerçekleşiyor ve garip bir böcek, sanki bir insan bilincine sahipmiş gibi Darkus’un yanına geliyor. Darkus da böcekte özel bir şeyler olduğunu ilk anda hissederek onu yanından ayırmıyor. Sonrasında aralarında gelişen dostlukla kötülere karşı savaşan muhteşem bir ekip oluyorlar.

BÖCEKLERDEN OLUŞAN BİR ORDU!
Böcek Çocuk, bir macera romanından beklediğimiz her şeyi bize sunuyor. Kötü adamlar, onlardan çok daha kötü, insanlık adına çok çok tehlikeli bir kadın, kazılan gizli tüneller, köhne eşyalarla kurulan ve planlar yapılan kamp yeri, kurtarılmayı bekleyen çaresiz bir kurban. Ama dahası var; bu kez alışkın olmadığımız yardımcılarla karşı karşıyayız. Bir böcek ordusundan bahsediyoruz! Şişko kuyruklu kabarcık böcekleri, zırhlı şeytan böcekleri, bombardıman böcekleri, tahta yiyen odun böcekleri, ateşböcekleri, mücevher böcekleri… Binlerce böcekten oluşan bir ordu ve başında kumandan niyetine bir Golyat, yani böcek âleminin devi. Peki, bu böcekleri türdeşlerinden ayıran şey ne? Kötü niyetli bir bilim insanının hedefinden saptırdığı bir araştırma sonucu bu böcekler türlerinin en üstün canlıları haline gelmişler. Neyse ki böcekler, bu şeytani bilim insanından çok daha güzel bir kalbe sahipler.

BÖCEKLERE BAKIŞINIZ MUTLAKA DEĞİŞECEK
Darkus, Virginia ve Bertolt ile böcekleri Baxter, Newton ve Marvin, peşlerine bir böcek ordusunu katarak maceradan maceraya koşuyorlar. Yazar, merak ve adrenalini yüksekte tutmaya çalışırken edebi dilini de özenlice kullanmış. “Ağzının kenarlarından dudaklarını çekiştiren gülümsemeye teslim oldu” ya da “Bombeli gözleri böğürtlen gibi parlıyor, gülümsemeye çalışırcasına ağzını açıyordu” örneklerinde olduğu gibi romanın etkisi sadece hikâyenin ilginçliğine bırakılmamış. Kaldı ki gerçekten çok ilginç bir hikâyeyle karşı karşıyayız. M. G. Leonard, böceklerin var güçleriyle insanlara yardım ettiği bir dünyayı gayet ikna edici bir şekilde çizmiş. Böcek Çocuk, bir serinin ve yazarının ilk kitabı. Yazar, kitabın sonundaki teşekkür yazısında, “İlk kitabını yazmak, körebe oynamak gibi bir şey” diyerek heyecanını bize geçiriyor. Ayrıca sona eklenen küçük “Entomoloji Sözlüğü” gerçekten çok iyi bir fikir. Son sayfada duyurulduğu üzere serinin ikinci kitabı Böcek Kraliçe’nin çok yakında raflarda yerini alması bekleniyor. Kitabı okuyan genç arkadaşlarımız arasında böcekbilimine merak salanlar, ailelerine doğa tarihi müzesi gezisi için dil dökenler olacaktır diye umuyoruz.

Böcek Çocuk M. G. Leonard Resimleyen: Júlia Sardà Türkçeleştiren: Cenk Pamay Domingo Yayınları, 336 sayfa

Böcek Çocuk
M. G. Leonard
Resimleyen: Júlia Sardà
Türkçeleştiren: Cenk Pamay
Domingo Yayınları, 336 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz