İyi Kitap

Gerçekler ve hayaller… Sınır nerede?

Kitap, bir yandan gerçek dünyanın sıkıcılığına karşın kurgu dünyasının hayatımızı nasıl zenginleştirip renklendirdiğini gösterirken bir yandan da hayallerimizin peşinden gitmenin önce tedirginliğini, ardından keyfini, daha sonra zorluğunu tatlı tatlı anlatıyor…

Yazan: Tülin Kozikoğlu

Uzunca bir süre “Çocuklarımızı sınırlamayalım, bunaltmayalım ki özgürce üretsinler, yaratsınlar” cümlelerini dillerine doladı ebeveynler. Oysa yaratıcılığın sınırlarla körelmediği, tam tersine beslendiği gerçeğinin çeşitli araştırmalarla ispatlanması uzun sürmedi.
Güney Koreli yazar-çizer Suzy Lee, Dalga-Ayna-Gölge üçlemesini nasıl yarattığını anlatırken tam da bundan bahsediyor. “Yazar-çizer” olarak anıldığına bakmayın. Suzy Lee esasen bir çizer. Dolayısıyla yaptığı illüstrasyonların kitap sayfalarına yerleştirildiğinde tam ortadan geçen bir “çizgi”yle “bozulmaları” onu yıllar yılı fena halde rahatsız etmiş. Bahsettiği çizgi, kitapların dikiş çizgisi. “Siz okurlar, o çizgi yokmuş gibi davranıyorsunuz. Oysa ben ilk önce onu görüyordum çünkü çizdiğim illüstrasyonu mahvediyordu!” diyor Suzy Lee. Düşünüyor, taşınıyor ve “Madem yok edemiyorum, o zaman bari bu cizgiyi kullanayım” diyor ve ünlü üçlemesi ortaya çıkıyor. “Bu üç kitapta da dikiş çizgisini öykünün kurgusunda yer alan bir ‘duvar/sınır çizgisi’ olarak kullandım. Yıllardır resimlerimi çizerken beni rahatsız eden, özgürlüğümü kısıtlayan dikiş çizgisi bir anda üç sıradışı öykü yaratmama sebep oldu. Sınırların yaratıcılığı beslemesine daha iyi bir örnek olabilir mi?” diyor Suzy Lee.
Bu üçlemenin en beğenilen ve bol ödüllü kitabı Dalga sonunda Türkçeleşti. “Türkçeleşti” kelimesi sizi yanıltmasın. Aslında bu kitapta çevrilen tek şey kitabın ismi. Çünkü Dalga, bir sessiz kitap. Bu kitap için “sessiz kitapların şahı” desek diğer sessiz kitaplara haksızlık etmiş olmayız herhalde. Çünkü Suzy Lee bize gerçek dünyayla kurgu dünyasının arasında gidip gelen ruhların öyküsünü kurgu dünyasının temel taşı olan kelimeleri kullanmadan anlatmayı başarıyor.
Kitap ilk bakışta, sıradan bir kurguya sahip olduğu izlenimini veriyor. Küçük bir kızın plajda geçirdiği bir günü anlatıyor gibi duruyor. Oysa küçük kızın denizdeki dalgayla olan ilişkisi üzerinden oldukça derinlikli bir meseleyi, “gerçekler-hayaller” ikilemini irdeliyor. Küçük kızın plaja geldiğinde suyun kenarında durup uzaklardan gelen dalgaya hafiften bir ilgi duyması ile başlayan, ondan az biraz ürkmesi ve daha sonra “Senden hiç de korkmuyorum!” dercesine ona doğru kükremesiyle devam eden sayfaların ardından resimlemede bir tuhaflık sezmeye başlıyoruz. Sağ sayfadan gelen dalganın bir damlası bile sol sayfaya sıçramıyor. “Acaba bir tasarım hatası mı?” diye şüphelenirken bir sonraki sayfada basbayağı bir “hata”yla karşılaştığımızı düşünüyoruz. Sol sayfadaki minik kız, sağ sayfadaki dalgaya doğru elini uzatıyor, ama sol sayfada gördüğümüz kolun dikiş çizgisinden sonra sağ sayfaya geçen kısmında görmeyi beklediğimiz minik el eksik. Bu sayfadan dolayı yayınevini arayarak, “Bendeki baskı hatalı. Lütfen bana yenisini yollar mısınız?” diyen çok okur olmuş! Oysa hata falan yok elbet. Bir sonraki sayfaya geçince dikiş çizgisinin iki ayrı dünya arasındaki duvarı temsil ettiğini anlayıveriyoruz. Dikiş çizgisinin sol tarafı (yani kızın olduğu taraf) gerçek dünya, sağ tarafı (yani dalganın olduğu taraf) ise hayal dünyası.
Kitap bize sayfalar boyunca bir yandan gerçek dünyanın monoton ve sıkıcılığına karşın, kurgu dünyasının hayatımızı nasıl zenginleştirip renklendirdiğini gösterirken bir yandan da hayallerimizin peşinden gitmenin önce tedirginliğini, ardından keyfini, daha sonra zorluğunu tatlı tatlı anlatıyor. Evet, gerçekten de nasıl zor bir adımdır, hayallerimizin peşinden gitmeye karar verme anı. Fakat o cesareti gösterdiğimiz anda nasıl da keyifli bir yolculuğa dönüşür, bizi neşeyle coşturur, kendimizden geçirir. Fakat bazen öyle anlar olur ki hayallerimiz boyumuzu aşar ve bir anda vazgeçmemize sebep olacak kadar zor görünür devam etmek. Geri dönmek, kaçıp kurtulmak isteriz işte böyle anlarda. Ve fakat bir kez hayallerinin peşinden gitme cesaretini gösterdik ve o yola girdiysek, artık kaçış yoktur. Peşimizi bırakmaz bu dürtü bizim. Nereye kaçarsak kaçalım, gelir bizi bulur ve belki perperişan eder. Ama ne olursa olsun, illa ki bize bir hazine bırakır… Tıpkı küçük kızı yerle bir eden dalganın ona çeşit çeşit deniz kabukları bırakması gibi. Ve tabii hayallerinin peşinden gitme cesaretini göstermiş kişi için artık gerçek dünya da hayal dünyası gibi renklenmiştir… Tıpkı öykünün başlarında sadece siyah beyaz olan sol sayfaların öykünün sonlarında sağ sayfalardan gelen mavilikle renklenmesi gibi.

Dalga Suzy Lee Çeviren: Dila Altındiş Balcı MEAV Yayınları (Bir Kitap Yolla) 40 sayf

Dalga
Suzy Lee
Çeviren: Dila Altındiş Balcı
MEAV Yayınları (Bir Kitap Yolla)
40 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz