İyi Kitap

Bu dünyada hâlâ masallara inanılabilir mi? Cevap hayırsa, geçmiş olsun, bir yerde küçük bir peri öldü. Artık mucize olamaz. Ama evetse, bu hikâye sizi perilerin varlığına inandırmışsa, yaşasın!

Yazan: Emel Altay

Ilian, “asla hüküm sürmeyecek olan” anlamına geliyor. Doğduğu gün krallığından sürgün edildi. Önce nehir kenarında döküntü bir eski saraya, sonra çok uzaklara, masallara ve perilere inanılmayan tek yere; dünyamıza… Dahası biz dünyalılar diğer gezegenlere ve zamanda yolculuğa da inanmıyoruz. Ama işte 1937 yılının baharında, gencecik bir delikanlı sağanak yağmurun altında hiçbir şey görmeyen gözleriyle öylece duruyor. Üstelik kalbinde derin bir çizikle, ilk aşk acısıyla… Ilian, 15 yaşının taze güzelliğini yüzlerce yıl yaşayacak olan peri kızı Olia’ya deliler gibi âşık, Olia da ona. Ama aralarına o kadar çok aşılmaz ve akıl almaz engel giriyor ki Esrarengiz Bavullar, pekâlâ bir Yunan tragedyası olabilirdi.
Kitap, genç okuyucularına anlattığı birden fazla mekân, zaman ve karakter ile takip edilmesi oldukça zevkli bir dünya sunuyor. Kendini hemen ele vermeyen yapısıyla başta yazarın attığı küçük yemleri yutabilirsiniz, tıpkı karakterlerden birinin kendi izleri olduğunu bilmeden yerdeki kan izlerini takip etmesi gibi… Ama sonra kahramanımız gibi biz de olmaktan mutluluk duyacağımız o periler diyarına çıkacağız. Yollarımız nerelerden geçmeyecek ki? Başka bir gezegendeki acımasızca yönetilen mutsuz bir ülke, ormanlar, göl kıyıları, Paris’teki şirin mi şirin bir
marşmelov dükkanı, trenler, kanallar, Venedik’in labirent dolu sokakları… Çok parçalı hikâyemizi bir leitmotif gibi işleyen temaysa 2. Dünya Savaşı. Savaşın yıkıcılığı, bu dünyaya ait olmayan bir prensin üzerinde daha büyük izler bırakıyor. Orijinal isminde (Le Livre De Perle) vurgusu yapıldığı üzere, kitap esasen Joshua Perle’nin esrarengiz hayatı üzerine kurulu. Peki, kim bu Joshua Perle? Ya yazının başında bahsettiğimiz Ilian? Olia? Hem Türkçe çeviriye isim olan şu esrarengiz bavullar da neyin nesi? Durum epey karışık. Siz iyisi mi tüm bu gizemlerin tadını sayfadan sayfaya geçerken yavaş yavaş sindirin, tıpkı Şekerci Perle’den aldığınız bademli marşme-
lovun ağzınızda yavaşça erimesi gibi…

PETER PAN’A SELAM OLSUN!
Hiç büyümeyen çocuk Peter Pan, peri masallarının en başarılı örneklerinden biri. Büyük bir Peter Pan hayranı olduğunu düşündüğüm Timothee De Fombelle, kitabın sonuna masaldan bir alıntı almış:
“Ne zaman biri ‘ben peri masallarına inanmam’ dese, bir yerlerde küçük bir peri düşüp ölür.”
Esrarengiz Bavullar da esasen bu fikir üzerine kurulmuş. Evlerine dönebilmek için hikâyelerine inanılmaya ihtiyaç duyan iki genç âşık; Ilian ve Olie. “Onlara kanıt gerek”. Hikâye belli bir sınırı aştıktan sonra bu cümlenin sıklıkla tekrarlandığını görüyoruz. Yazar, olayları anlatmada düz bir çizgide ilerleyen kurguyu tercih etmemiş. Bu nedenle kitabın açılış sayfalarında gördüğümüz peri kızının kim olduğunu ya da başından yaralanmış çocuğun ve onu kurtaran göl kenarındaki garip adamın kimler olduğunu hemen anlamayız. Geri dönüşler, mekânla birlikte başrolün de değiştiği, bazen iç içe geçen, bazense birbirine değmeyen hikâyeler, bizi bir macera romanının tüm hazlarını sunuyor. Esrarengiz Bavullar’a fantastik macera diyebiliriz belki. Örneğin başka bir gezegenin bahtsız krallığından dünyamızın Venedik’ine gelen okçular, Perle’yi avlamaya çalışırken mantıklı yanımız fantastik olanın, perilere inanan yanımızsa maceranın tadına varıyor. Hem, unutmayalım perilere inanmazsak bir yerde küçük bir peri ölür.

MASALLAR, İNSAN YAŞAMININ ALEGORİSİDİR
De Fombelle, belki de oyun yazarlığından gelen bir beceriklilikle yarattığı sahneleri gözümüzde canlı kılmayı çok iyi başarıyor. Yüzlerce bavulun karlı dağlarda kaydığı, nehirlerden geçtiği, deniz kıyısında beklediği fantastik fotoğraflar… Venedik’te yarı yarıya suya batmış görkemli bir evde zaman ötesinden gelen okçu ile bir peri kızının keten bir perde arkasındaki savaşı… Bu tuhaf ve etkileyici sahneler birbiri ardına zihnimize hücum ederken gerçeğin en sert halini, savaşı da yaşarız. Masallar ve gerçekler, iyi kalpli periler ve şeytanlar, her şey vardır dünyada. Her masal, insan yaşamının alegorisi gibidir. Kitapta bir yerde ustaca geçtiği gibi; “Çocukların koşması da koğuştakilerin ölmesi de aynı dünyada olup biten şeylerdi.”

HER ŞEY HAYALLE BAŞLAR, HAYAT ARKASINDAN GELİR
Ilian, küçük prens, uzaktaki krallığına dönebilecek mi? Biricik aşkı, peri güzeli Olia ile tekrar kavuşabilecekler mi? Bu sorular kitap boyunca peşimizi hiç bırakmıyor. Çünkü kitabın yazılış amacı bu. Okuyucu kendi kendine sorsun ve cevap versin istiyor: Hayaller bir gün gerçeklerin yerini alabilir mi? Yeterince inanırsak ve dünyaya masalımıza inanmaları için kanıtlar sunarsak, mutlaka! Hayat, küçük bir köpek gibi hayal gücümüzün ardından koşar.
Alexandre, “Hayal etmelisin onu” dedi.
“İstemiyorum.”
“Her şey orada başlar. Hayat arkasından gelir. Hayal gücünü takip eden küçük bir köpek gibi.”

Esrarengiz Bavullar Timothee De Fombelle Türkçeleştiren: Elif Gökteke Yapı Kredi Yayınları, 276 sayfa

Esrarengiz Bavullar
Timothee De Fombelle
Türkçeleştiren: Elif Gökteke
Yapı Kredi Yayınları, 276 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz