İyi Kitap

Sekoya ağacını bilirsiniz; dünyanın en uzun ağacı. Boyu 100 metreyi aşan sekoya ağaçları vardır. Bir de bu ağaçlar, yeryüzünün en uzun yaşayan canlılarıdır. Yeşil saçlı orman bilgemiz, adını bu ağaçtan almış. Küçük kahramanımızın adını kazanması içinse önünde dört kapı var. Her birinden geçip ormanı okumayı öğrenince ağaçlar ona adını fısıldayacak.

Yazan: Emel Altay

Sekoyana’nın Kapıları, “Bir Orman Öyküsü” alt başlığıyla ormanda geçen bir masal anlatıyor bizlere. Aslında bir büyüme, kendinin ve dünyanın farkına varma öyküsü bu. Küçük kahramanımızın anne babası tarafından, ormanın ortasındaki bir kulübede tek başına yaşayan yaşlı bir kadına, belirsiz bir süre için emanet edilmesiyle başlıyor her şey. Süre belirsiz olmasa da önemi yok. Çünkü bu kulübede zamanı hatırlatıcı hiçbir eşya yok. Başlarda endişeli olan çocuk, odaya ve Sekoyana’nın garipliklerine alıştıkça rahatlıyor. Gariplikler neler mi? Küçük bir odadan oluşan kulübenin her duvarında birer tane olacak şekilde tam dört kapıya sahip olmasından mı bahsedelim yoksa Sekoyana’nın ağaç yapraklarını andıran yemyeşil saçlarından mı? Dışarıdan duyulan Pa-po-vii seslenişini ya da görüp görebileceğiniz en irikıyım kedinin gizemlerini çözmeyi size bırakıyoruz.

Her kapı bir maceraya açılıyor
Dört kapının sebebini merak eden çocuğa Sekoyana’nın cevabı, bu orman ziyaretinin kendini bulmak için bir iç yolculuk olduğunu kanıtlar nitelikte: “Kapını çalacak konuğun nereden geleceği belli olmaz. Hangi yönden gelirse gelsin açacak kapım var ona.” Sadece bu cümle değil, kulübenin tasviri de tüketim çılgınlığına kapılanlar için çeşitli dersler taşıyor. Kulübede mobilya namına neredeyse hiçbir şey yok. Yere serilen ve sabah toplanan iki şilte, uyku tulumu, küçük bir masa, giysiler içinde büyükçe bir sandık… Aşağı yukarı bu kadar Sekoyana’nın mal varlığı. Etrafta hiç kitap olmamasını küçük kahramanımız kadar bizler de yadırgıyoruz ama sabırlı okuyucu bunun da cevabını alacak. Sabah güneşle birlikte uyanıp odayı saran garip ama hoş kokulu bitki çayıyla edilen kahvaltıdan sonra ilk kapıdan çıkarak ormanı okumaya başlıyoruz. İlk gün çocuk için biraz yorucu geçse de kulaklarını ve kalbini ormanın seslerine açmaya başlıyor. Sekoyana, her sabah hangi kapıdan çıkmak istediğini çocuğa soruyor ancak bir şartı var. İlk çıkılan kapıyı değiştirmek için kapının üzerine o ana dek yaşadıklarından ilhamla bir resim çizmesi gerekiyor. Böyle böyle, kahramanımız öğrendiklerini ya da kafasında soru işareti yaratan olayları sembolleştirerek kapılara çiziyor ve dört kapıdan da dışarı çıktığı, bir diğer deyişle “içeri” girdiği büyülü günlerin sonunda dünyaya ve tüm canlılara karşı farkındalığı artmış bir bireye dönüşüyor.

Kaybolan bir dilden öğüt: Ahimsa…
Sekoyana’nın hikâyenin başından beri mırıldandığı bir şarkı var. Çocuğun da dikkatini çeken, arada sadece bir kelimesini, Ahimsa’yı ayırt edebildiği bu şarkının hangi dilde olduğunu ve neden bahsettiğini anlamıyor. Bizim gibi… Sekoyana sadece ormana değil, kaybolan dillere de tutkuyla bağlı. Ahimsa’nın anlamını buraya yazmayacağız, hikâye içinde açıklanıyor, hem de güzel bir sürprizi var bu kelimenin. Kitaptan yararlı bilgiler de ediniyoruz. Sekoyana “Dünya dillerinin yüzde altmışını, dünya nüfusunun sadece yüzde dördü konuşuyor” diye yazıyor örneğin günlüğüne. Günlük sayfalarından ormanda yaşamaya başlamasında kendisine ilham olan, Walden Gölü’nün yazarı Thoreau’yu da anıyor. Yeri gelmişken kitabın yazarı Şiirsel Taş’a, kitabın sonundaki seslenişi için teşekkür etmeliyiz. İlham kaynakları olan kitapları yazarak okuyucusuna başka güzel ormanların kapılarını açmış.
“Görmek isteyene zihnindekileri göster”
Çocuğun, ormanda geçirdikleri vakti kayıt altına alma hevesiyle, keşke bu anın fotoğrafını çekebilseydim yakınmasına “Çektin zaten, zihninde kayıtlı” diye cevap veren Sekoyana, bir direnişle daha karşılaşıyor: “Ama kafamın içindekileri kimseye gösteremem ki.” Orman bilgesinin burada verdiği cevap çok aydınlatıcı. “Gösterirsin” diyor Sekoyana sakin sakin. “Buraya geldiğinden beri ben sana hiç fotoğraf göstermedim, değil mi? Gösterdiklerimin hepsi yıllardır zihnimde biriktirdiğim kayıtlar. Görmek isteyene, zihnindekileri de gösterebilirsin.”

ÇEKÜL Bilgi Ağacı’na bir destek de sizden olsun
“ÇEKÜL Bilgi Ağacı Kitaplığı” etiketine sahip Sekoyana’nın Kapıları’nı satın aldığınızda sadece kendinize ve çocuklara iyilik yapmış olmuyorsunuz, ÇEKÜL Bilgi Ağacı’nın doğal ve kültürel miras eğitimlerine destek de vermiş oluyorsunuz. Şiirsel Taş’ın Doğan Egmont’tan çıkan kitabını Oğuz Demir resimlemiş. Demir’in özellikle bazı sayfaları bir ağaç gibi saran minimal resimleme tekniğini bu yeşil kitabı daha da yeşillendirmiş. Baştan sona keyifle okunan bu güzel orman hikâyesini önce kendiniz okuyun, sonra çevrenizdeki çocuklara ve yetişkinlere okutun. Son olarak, Şiirsel Taş’ın bize bu kitapla birlikte hediye ettiği güzel oyunu oynayalım. Unutmayın, sorular ve cevapların bir sonu yok. Tıpkı ormanlar gibi!
Ağacın çocukluğu?
-Ağaçcık
Ağacın halkaları?
-Zaman
Ağacın mutluluğu?
-Yağmur

 

 

 

Sekoyana’nın Kapıları Şiirsel Taş Resimleyen: Oğuz Demir Doğan Egmont, 184 sayfa

Sekoyana’nın Kapıları
Şiirsel Taş
Resimleyen: Oğuz Demir
Doğan Egmont, 184 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz