İyi Kitap

Paul ve babasının ilişkisi, bir baba-oğul hikâyesinden çok, çoğunlukla iki sıkı dostun yaşadıklarını hissettiriyor bize…

Yazan: Nihan Bora

Çocukluk, insan ömrünün en güzel dönemi olsa gerek. Kişiliğin, hayal gücünün ve en çok da insan olabilmenin temelleri çocuklukta atılıyor. Aileyle kurulan bağ, küçük yaşta ne kadar sağlam olursa çocuğun geleceği de bir o kadar parlak oluyor.
Oyun oynamak, sanatla ilgilenmesini sağlamak, hayatı birlikte paylaşmak, doğruyu yanlışı göstermek, sorumluluk vermek… Her ailenin çocuğu için yapabileceği mühim görevlerden. Şimdilerde ailelerin bunları ne kadar gerçekleştirdiği tartışılır. Zira bu teknolojik çağ, beraberinde birçok olumsuzluğu da getiriyor. Cep telefonu, bilgisayar, tablet ve benzeri aygıtların cazibesinin, erken dönem çocuk üzerindeki etkileri gibi…
Teknolojik mevzuları bir yana bırakalım. Çocukluğun anne-babayla olan ilişkisine dönelim. Çocuk, anne-babayla konuşabildiği ve paylaşabildiği ölçüde birey olmayı başarıyor. Elimizdeki kitap, Her Gün Yeni Bir Macera, ebeveyn-çocuk ama çoğunlukla baba-çocuk ilişkisine dair iyi işlenmiş öykülerden oluşuyor.
Susanne Weber’in kaleme aldığı ve Susanne Göhlich’in resimlediği kitap, Paul ve babasının gündelik yaşamından anekdotlar aktarıyor bize. Paul, babasıyla müzeye gidiyor, ev işi yapıyor, yemeğe yardım ediyor ve birçok çocuktan çok daha olgun davranışlar sergiliyor. Bunun en büyük sebebi de babasının ona o özgürlük alanı tanıması.
Kitabın dikkat çeken noktalarından biri, anne figürünün çok arka planda kalması. İlk birkaç öyküde anneden hiç bahsedilmiyor, ilerleyen öykülerde ise çok minimal anlarda anne devreye giriyor. Birçok çocuk kitabında ağırlıklı olarak yer bulan anne-çocuk ilişkisinin aksine bu kitapta baba-oğul ilişkisinin ön planda olması, yerleşik algıyı kırmaya yardımcı oluyor.
Ne yemek yapılacağını baba düşünüyor, bir etkinliğin planını baba yapıyor ve Paul; insanlara, hayvanlara, yani kısaca hayata dair tüm öğrenimlerini babadan alıyor. Hiçbir konuda Paul’ü kısıtlamıyor babası, bizzat deneyip yanılmasına olanak sağlıyor. Bu yetiştirme biçimi de kısa sürede Paul’ün hayatında kendini gösteriyor. Örneğin, izledikleri bir sirk gösterisinde babası, “Korkma, kaplanlar bakıcıları ne derse onu yaparlar, sözlerini hep dinlerler. Keşke sen de bundan kendine bir pay çıkarsan,” dediğinde Paul önce anlamıyor ama günün sonunda aynı cümleyi bir başka durumda babasına söylüyor.
Tüm öyküler boyunca illa bir hayat dersi çıkarma derdinin olmaması da öyküleri özgün kılıyor. Zira diğer türlüsü, yani bir mesaj iletme çabası, bu tür kitapları sıkıcı hâle getiriyor. Paul’ün her isteğine -ki malum çocukların istekleri bitmez, bir de “neden” soruları- babası hiç bıkmadan usanmadan cevaplar veriyor. Üstelik geçiştirme cevaplar da değil; mutlaka konunun içeriğine uygun olarak ya gerçekleri söylüyor ya da yaşı itibariyle biraz süsleyip durumu hayal gücünü geliştirebilecek cümlelerle ifade ediyor.
Paul ve babasının ilişkisi, bir baba-oğul hikâyesinden çok, çoğunlukla iki sıkı dostun yaşadıklarını hissettiriyor bize. Paul’ün okulundan, babasının işinden vakit kalan her boşlukta yeni şeyler keşfediyor ve birlikte çok eğleniyorlar. Bir bakıyorsunuz spagetti yeme yarışması yapıyorlar, sirkte değişik hayvanları izliyorlar ya da Buda üzerine sohbet ediyorlar. Günlerden bir gün, “Keşke ikiz kardeşim olsaydı,” diyor Paul. Bunun imkansız olduğunu ama bir kardeşi olsaydı nelerin daha iyi olacağını ya da olmayacağını anlatıyor babası. Sonra da Paul fark ediyor ki babasıyla ilişkisi zaten bir kardeş, bir arkadaş gibi. O yüzden de hayatının böyle iyi olduğuna karar veriyor.
Her Gün Yeni Bir Macera’yı okurken sıklıkla tebessüm ettiğimi fark ettim. Uzun zamandır böyle bir baba-oğul ilişkisine, kitaptan da olsa tanıklık etmediğimi anladım. Ailelerin çocuklarıyla onları ciddiye alıp sohbet ettikleri, yeni maceralar yaşadıkları zamanların çok geçmişte kaldığını hissettim. Dolayısıyla bu kitap iyi birer çocuk yetiştirmek, onlarla derin ve gerçek bir ilişki kurmak isteyen tüm ailelerin, özellikle babaların okuması gereken bir eser olmuş.

 

 

Her Gün Yeni Bir Macera Susanne Weber Resimleyen: Susanne Göhlich Türkçeleştiren: Ümit Mutlu Tudem Yayınları, 88 sayfa

Her Gün Yeni Bir Macera
Susanne Weber
Resimleyen: Susanne Göhlich
Türkçeleştiren: Ümit Mutlu
Tudem Yayınları, 88 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi ilk mezunlarından. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Gazetecilik üzerine tamamladı. 2001’de Milliyet gazetesindeki stajının ardından birçok gazete ve dergide çalıştı, yazdı. 2011’de NTV’deki yeni medya editörlüğü deneyimi sonrası internet sitelerinde kıdemli editör, yazı işleri müdürü, haber müdürü; reklam ajanslarında içerik direktörü olarak çalıştı. Şu an serbest olarak haber ve röportaj yapmaya, içerik üretmeye, yayınevlerine editörlük, redaksiyon yapmaya devam ediyor. Bir yandan içerik üretimi, yeni medya, medya okuryazarlığı ve haber yazımı üzerine eğitim veriyor.

Yorum yaz