İyi Kitap

Cıscıbır kalanlar, cırnaklı hayvanlar

Bu sözde sipsivri köşeli, koca bir göbeğin tam ortasındaki evin öyküsünü şöyle bir okuyup geçmeyin derim, resimlerinde gezintiye çıkın, her bir karakterin kendi hikâyesini gözünüzde canlandırın…

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Sırf isminde şehir, kapağında binalar var diye bu kitap hakkında yanlış fikirlere kapılmayın sakın. “Şehrin içinde ama karmaşasından uzakta” mavalıyla bir avuç suyun göl manzarası diye millete itelendiği; doğanın bin bir emekle yarattığı dokunun banka kredisi uğruna dümdüz edilip yerine beton üstüne beton atıldığı inşaat projelerinden bahsetmiyor. Hayır, bu kitap insanın aklına sebepsiz yere, “Şimdi nereden çıktı bu?” dedirtecek şekilde talan ve rant kelimelerini düşürmüyor. Neyse ki bu kitap, bizi bu saçmalıkların arasından çekip çıkaracak kadar eğlenceli lafları ve sevimli karakterleriyle şehrin göbeğindeki, köşe binadaki bir eve götürüyor. Hem de bir etiket fiyatına, şehrin karmaşasından uzağa! Her ne kadar evin bulunduğu yerde kocaman, şişkin bir göbek olmasa da ve bina köşeli ve sipsivri olmak şöyle dursun diğerleri gibi sıradan dursa da…
Mercan işte bu evde annesiyle birlikte yaşıyordu. Etrafa gelişigüzel atılmış örgüleri, giysileri, fırçaları ve başka birçok eşyayı evin doğal tümsekleri ve çukurları olarak gördükleri ve tam da bu yüzden çalan her zilde kapıyı açmakta çok geç kaldıkları; her yanı kitaplarla kaplı evlerini satmak zorunda kalmışlardı, çünkü annesinin işleri iyi gitmiyordu. Gerçi alıcı da bir türlü çıkmamıştı. Oysa ev tüm özelliklerinin yanı sıra içinde kedilerin yaşadığı, Mercan’ın bisikletle tur atmaya bayıldığı yusyuvarlak bir avluya açılıyordu. Ancak gelenler bunlarla ilgilenmek yerine, kedilerin kokusundan şikâyet edip gidiyorlardı. Tüm bunlar olurken, Mercan en yakın arkadaşı Elif’le de bozuşmuştu. Üstelik tam olarak ne olduğunu da anlamamıştı. Belli ki boz renkli, kırışık, cırnaklı, kirpiksiz ve dişsiz bir gece hayvanı arkadaşının midesinden boğazına doğru tırmanıyordu. Hâlbuki Mercan’ın tek yaptığı başına gelen ilginç olaylardan, evlerindeki tuhaflıklardan ve avludaki kedilerin lideri Kaptan Gülümser’den bahsetmekti. Buna bir de annesini yanlış anlaması ya da annesinin kendisini yanlış anlatması eklenince işler iyice çığırından çıktı. Mercan kendini ne yapacağını bilmez hâlde buldu. Şimdi içini kaplayan derin endişeyi ne buzdolabının üstündeki, bazen annesinin de kurallarına harfi harfine uymadığı anayasa -ya da vay-yasa- ne de yanağını avucunun içine yaslayarak takındığı düşünceli suratı dindiriyordu.
Hikâyenin kahramanı Mercan, yan karakteri annesi olsa da benim dikkatimi daha çok Elif çekti. Kısacık birkaç sahnede çıkan sesiyle aslında birçok şey anlatmaya çalışıyor Elif. Yalnız, ilgisiz ve sevgisiz kalan; sınırlara, yasaklara boğulup heyecansız bir hayatla başa çıkmak zorunda bırakılan bir çocuğun içinde ister istemez yükselecek öfkenin tezahürü, onunla birlikte vücut buluyor kitapta. Üstelik kendisi öyle hor görülen, sokağa atılan bir çocuk da değil. O sadece çoğumuz gibi herhangi bir büyük şehirde yaşayan bir çocuk. Ebeveynleri herhangi bir ofiste bütün bir günü harcayıp akşamları eve geldiklerinde çocuklarının gülümsemesini bile fark edemeyecek kadar yorgun olan bir küçük. Anlatılanlara Mercan’ın değil, Elif’in gözünden bakıldığında kendisine hak vermemek mümkün olmuyor, onun hayal gücünün katili bizzat kendi ailesi. Yaşadığı kaybın acısıysa tarifsiz.
Şehrin Göbeğini Bulamıyorum! yazarı Sema Aslan’ın ithafında da söylediği türden afralı tafralı, tumturaklı, tantanalı, cafcaflı, şaşaalı, afili, çalımlı laflardan oluşan sıcak bir hikâyeyi Seda Mit’in muhteşem resimlemesiyle okurun hayal gücüne bırakıyor. Yazara haksızlık etmek tabii ki istemem ancak itiraf etmem gerekir ki çizimlerle birlikte kullanılan desenler, renkler bu kadar kuvvetli ve etkileyici olmasaydı kitabı bu denli sever miydim emin değilim. Her bir sayfanın müthiş bir hayal gücünün ürünü olduğu aşikâr. Seda Mit’in imzasına aynı zamanda İlhami Algör kitaplarının kapaklarında da rastlamak mümkün, tabii başka birçok yerde daha.
Bu sözde sipsivri köşeli, koca bir göbeğin tam ortasındaki evin öyküsünü şöyle bir okuyup geçmeyin derim, resimlerinde gezintiye çıkın, her bir karakterin kendi hikâyesini gözünüzde canlandırın, Mercan’ın da, annesinin de, Elif’in de anlatmak istedikleri kâğıda dökülenden çok daha fazlası aslında.

 

 

 

Şehrin Göbeğini Bulamıyorum! Sema Aslan Resimleyen: Seda Mit İletişim Yayınları, 64

Şehrin Göbeğini Bulamıyorum!
Sema Aslan
Resimleyen: Seda Mit
İletişim Yayınları, 64

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz