İyi Kitap

Ait olduğu kültürün özelliklerinden yola çıkarak evrensel bir öykü kuran Uma Krishnaswami, çocukların gücüne, özgünlüğüne, yaratıcılığına selam durarak onlara hem köklerini hem kanatlarını anımsatmanın önemini vurgulamış.

Yazan: Karin Karakaşlı

Tecrübeyle sabit; hiçbir çocuk “Kitap okumak yararlıdır” düsturuyla okumaya başlamaz. Öncelikle okumaktan zevk alması, kitap aracılığıyla başka dünyalara ışınlanıp özgürleştiğini görmesi, yaşaması gerekir. Hele bir de hikâyenin, romanın konusu doğrudan kitapsa, etki gücü ikiye katlanır. Uma Krishnaswami’nin Hep Kitap’tan çıkan Kitapçı Dede ve Ben eseri, adından da anlaşılacağı üzere tam da böyle bir kitap.
Kitapçı Dede ve Ben’de Hindistan’ın Yeni Delhi şehrinde yaşayan dokuz yaşındaki Yasmin’le tanışıyoruz. Doğrudan küçük kızın dilinden aktarılan hikâye, en yakın arkadaşı Reeni’niyle birlikte yaşadıkları Umut Apartmanı’nın yanında bir sokak kütüphanesi kuran emekli öğretmen Kitapçı Dede üzerinden gelişiyor. Tam bir kitap kurdu olan Yasmin, ödünç alıp geri verdiği kitaplar üzerinden hem müthiş bir okuma hazinesi elde etmiştir hem de Kitapçı Dede ile arasında özel bir bağ vardır. Çünkü “doğru kişiye, doğru zamanda, doğru kitap” sloganıyla hareket eden Kitapçı Dede hiçbir zaman rastgele kitap seçmez.

Kitaptan alınan İlham
Derken bir gün mahalleden birinin Kitapçı Dede’nin sokak kütüphanesini izni yok diye belediyeye şikâyet ettiği anlaşılır. Belediye Başkanı varlığından bile haberdar olmadığı bu sokak kütüphanesinin kaldırılmasını ister. Kitap hazinesinden ve Kitapçı Dede’den vazgeçmek istemeyen Yasmin kendini bir anda heyecanlı bir maceranın ortasında bulur. Tam da yerel seçimler yaklaşmaktadır ve Yasmin oy kullanamayan bir çocuk olsa da bu haksızlığa karşı mücadele etmeye hazırdır. Bu noktada en büyük dayanağı yine Kitapçı Dede’nin verdiği son kitap olacaktır.
Bu kitapta, bir avcının ağına takılan güvercin kralı ve kuş sürüsünün kurtulmak için aynı anda kanat çırpmaları ve vardıkları yerde bir köstebekten ağı kemirmesini istemeleri anlatılır. Yasmin bu incecik kitaptaki hikâyeden neden bu kadar etkilendiğini önceleri anlamaz. “Bazen mükemmel kitabın, bir anlam ifade etmesi için kafanın içinde bir süre dolanması gerekir,” diyen Kitapçı Dede’nin sözünü dinleyerek günlük hayatının her ânında bu hikâyeyle yaşamaya başlar. Ta ki hoşuna gitmeyen bir şeyleri değiştirmek için insanları ortak hareket etmeye ikna edecek bir gücü olduğunu algılayana kadar…

Yerel ve evrensel bİr öykü
İlk basımı Hindistan’da yapılan, Scholastic Asya Kitap ve Crossword Ödülleri’ne değer görülmüş Kitapçı Dede ve Ben, Yasmin’in; arkadaşları, ailesi ve mahalleli ile ilişkilerindeki samimiyet üzerinden okuru alıp götüren dinamik, sıcacık bir kitap. Uma Krishnaswami, doğum yeri olan Yeni Delhi’yi, yemekleri, âdetleri ve günlük hayat ayrıntıları üzerinden cömertçe betimlemiş. Dolayısıyla özgün baskısı Julianna Swaney tarafından resmedilen, Türkçe baskı içinse Tunç Atalay’ın çizimleriyle okurla buluşan kitapta çizimlerin biraz daha bu kültüre ait unsurlar içermesini bekledim. Keza Özlem Sarı’nın akıcı bir dille İngilizce aslından yaptığı çeviride de kimi yerde Yasmin’in yaşından çok büyük “her daim, aleyhine kullanmak, gizem” gibi ifadeler kullanması ya da sürekli “annecik, babacık” demesi biraz yadırgatıcı geldi. Her ne kadar karşımızda bir kitap kurdu olsa da onun dokuz yaş sıcaklığını koruduğu bölümler çok daha etkili. Sözcüklerle derdi olan Yasmin’in büyüklerin kimi deyişlerini sorgulaması ise okuru gülümsetiyor. Tıpkı şu örnekte olduğu gibi:
“İşini kaybetmenin ne anlama geldiğini biliyorum ve bu hiç de iyi değil. Ama böyle ifade etmek ne tuhaf. Sanki işini olması gereken yere değil de başka bir yere bırakmış gibi. Bir sabah kalkmış da nereye bırakmış olduğunu hatırlayamıyormuş gibi.”
1956 Yeni Delhi doğumlu Uma Krishnaswami, resimli kitaplardan romanlara, yirmiden fazla çocuk kitabı yazmış deneyimli ve ödüllü bir yazar. Üniversitede Siyaset Bilimi eğitimi alan, sosyal hizmet alanında yüksek lisans yapan yazarın, bu ilgi alanlarının izlerine Kitapçı Dede ve Ben romanında rastlamak da mümkün. Yasmin’in hikâyesi bireysel inisiyatifin, dayanışmanın, birebir insan ilişkisinin önemine işaret ederken, belediye seçimleri arka planıyla da siyaset dünyasına eleştiriler getiriyor.
Halen Vermont Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde çocuk ve genç yetişkinler için yazarlık dersi veren, eşi ve oğluyla New Mexico, Aztec’te yaşayan Krishnaswami, geleneksel Hindistan öykülerini derleyen kitapları, edebiyat dışı çalışmaları ve tercih ettiği hayatla yerel kültürlerin önemine vurgu yapıyor.
Ait olduğu kültürün özelliklerinden yola çıkarak evrensel bir öykü kuran Uma Krishnaswami, çocukların gücüne, özgünlüğüne, yaratıcılığına selam durarak onlara hem köklerini hem kanatlarını anımsatmanın önemini vurgulamış. Çocuk, genç, yetişkin hepimize bireysel gücümüzü ve bu gücün ne büyük dönüşümlere ilham kaynağı olacağını anımsatan kitap, bunun için önyargılardan bağımsız, doğrudan deneyime dayanan bir eğitimin gerekliliğini da hatırlatıyor. Ne de olsa en büyük dersler hayatın içinde öğrenilir; sözün sağlaması eylemle yapılır. En büyük hareketler hep tek bir insanın haksızlığa razı gelmeyerek, çevresini örgütlemesi üzerinden ilerler.
Yasmin ve arkadaşları Reeni ile Anil kadar Kitapçı Dede, ütücü kadın, komşu Chinna Abdul Sahip gibi yetişkin karakterlerle de içimizde yer ediyor. Kitapçı Dede ve Ben’i sadece çocuklara okutmak değil, bizzat okumak için de çok sebep var. Kendimizi hatırlamak bu sebeplerin en başta geleni…

 

 

 

Kitapçı Dede ve Ben Uma Krishnaswami Resimleyen: Tunç Atalay Türkçeleştiren: Özlem Sarı Hep Kitap, 144 sayfa

Kitapçı Dede ve Ben
Uma Krishnaswami
Resimleyen: Tunç Atalay
Türkçeleştiren: Özlem Sarı
Hep Kitap, 144 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz