İyi Kitap

Ahmet Büke’nin “Zeyno Kitapları” dizisi bana o mutlu çocukluğumu hatırlattı. Bir de Asa Lind’in Kumkurdu’nu…

Yazan: Sanem Erdem

Cinsiyet rollerine pek uymayan bir evde büyüdüm diyebilirim. Annem de babam da çalıştığı için, müthiş yemekler yapmasa da -üzgünüm baba- sabah okula giderken, akşam eve döndüğümüzde yani kısacası hemen bir şeyler yememiz gerektiğinde babam mutfağa geçer, ailemizi beslerdi. Annemi de süper güçlü bir kadın zannederdim, bir keresinde mutfak fayanslarından birini kırdığı için. Ben de hem arabalarla hem de bebeklerle oynayan bir çocuktum; ama en çok sevdiğim şey kendi uydurduğum deneyleri yapmak, bazen annemin bazen babamın kıyafetlerini giyip kahkahalarla gülmekti. Dış dünyada işler nasıl yürüyordu bilmiyorum; ama bana sen kız çocuğusun, sana uymaz denmedi hiç.
Ahmet Büke’nin “Zeyno Kitapları” dizisi bana o mutlu çocukluğumu hatırlattı. Bir de Asa Lind’in Kumkurdu’nu. Alışıldık cinsiyet rollerini tersyüz eden çekirdek aileyle, anne-babasının tuhaflıklarını kabullenmiş akıllı bıdık çocuk karakteriyle o efsane serinin verdiği harika duyguyu verdi bana.
Yorumlara daha sonra devam edip kitaplar hakkında biraz bilgi vermek gerekir şimdi. Dizinin ilk kitabı Eyvah, Babam Şiir Yazıyor’un ilk bölümünde anne Sevinç, baba Ahmet ve Zeyno’dan mürekkep bir çekirdek aileyle tanışıyoruz. Anne bir uzaybilimci, baba ise komik şiirler yazan bir belediye çalışanı. Anne uzaydayken evle baba ilgileniyor. Zeyno, annesi uzay görevine gittiğinde, “bir salkımın taneleri” olarak nitelendirdiği ailesinin ayrı düşmesinden biraz mutsuz olsa da eğlenceli babasıyla vakit geçirmekten hiç de şikâyetçi değil gibi. Kitabın sonraki bölümlerinde annenin uzay görevine başvurması, sınavlar için hazırlanması ve sonunda astronot olarak kabul edilmesi aktarılıyor. Anne uzaydayken Zeyno’nun babasıyla geçen günlerine, babasının belediye şikâyet masasındaki o çok can sıkıcı işini biraz da olsa şiirleriyle renklendirme girişimine şahit oluyoruz sonra.
İkinci kitap Annemle Uzayda, annenin acil durum pilotuyken sürpriz bir şekilde astronot olmasının hikâyesini anlatıyor. Belki de anneden ilham alan baba da işinden ayrılıyor ve kâğıt helva paketlerine koymak için şiirler yazmaya başlıyor. Ne zaman önemli bir duyuru yapacak olsa elinde sürpriz yumurtalarla eve gelen anne, astronotluktaki başarısı için ödüllendirildiğini anlatıyor ailesine. İstediği bir kişiyle uzayda kısa bir yolculuk yapma teklifini Zeyno heyecanla kabul ediyor ve eğitimlerden geçip uzayda muhteşem bir deneyim yaşıyor.
Yukarıda kaba hatlarıyla anlattığım iki kitabı çok sevmiş olsam da bazı sorunlar yok değil. Örneğin ilk kitapta annenin astronotluk sınavlarına çılgınlar gibi hazırlandığını okuyoruz; ama ikinci kitapta anne işinden ayrıldığını ve sınavları geçip astronot olduğunu, sürpriz yumurtalarla eve geldiğinde ilk defa bildiriyor ailesine. Bu durumda sınavlara gizli gizli mi hazırlanmış oluyor? Eğitimlere katılacağını da aynı gün duyuruyor, oysa ilk kitapta aile annenin eğitim sürecine şahit oluyor gibi bir anlam var. Algıları süper açık çocuklardan, bu husus için sorular yağacaktır bence.
İlk kitap ne kadar tatlı ve naifse ikinci kitapta bu hava birazcık didaktik bir kaygıyla bozuluyor sanki. Zeyno’nun annesiyle yaptığı uzay yolculuğunda korkularına teslim olmadan sakin kalarak görevini yapması altı çizilerek vurgulanıyor mesela. Anne karakteri bir öğretmen gibi davranıyor bu kitapta.
Ayrıca şu cümlede de bir sorun hissettim: “Annem pilotluğu bırakmış, ama çok daha zor bir işi becermiş, yüzlerce erkek adayı geride bırakarak uzaya uçmaya hak kazanmıştı.” Annenin yüzlerce erkek arasından astronot olarak seçilmesinin vurgulanması, her ne kadar iyi amaçla olsa da zorlama bir ekleme gibi geldi bana. Kitabın cinsiyet rollerinin bulunmadığı ortamında bu bilgi gerçek dünyanın adaletsiz gerçeklerini hatırlatarak havayı bozuyor sanki. Babaların evle ilgilenmesi olağan bir şey gibi gösterilmesinin yanında kadınların astronot olmasının normal, sıradan bir gerçek olarak sunulması da daha olumlu bir mesaj verirdi bence. Uzaya gitmesi için seçilen tek kadın Zeyno’nun annesiymiş gibi bir anlam çıkıyor bu şekilde ve bu durumda anne diğer kadınlardan daha mı üstün oluyor? Kadın veya erkek, gerekli özelliklere ve koşullara sahip her insan evladı astronot da olabilir, canı ne istiyorsa onu da yapabilir.
Babanın saçma ama komik şiirleri, ikinci kitaptaki uzay tasvirleri Ahmet Büke gibi iyi bir edebiyatçının kaleminden çıktığını belli ediyor. Ancak Çin Seddi’nin uzaydan bile görülebilmesinin bir efsaneden ibaret olduğunu not etmek isterim; alçaktan bile çıplak gözle görülemiyormuş NASA’nın açıklamasına göre.
Kapaklar ve iç sayfalar, Sedat Girgin’in karakteristik muhteşem çizimleriyle bezeli. Aile üyelerinin arasındaki sevgiyi, biraz eksantrik anne babayı ve onları idare eden Zeyno’yu, bir de zırt pırt ortaya çıkıp kaybolan kediyi çizerin yorumlama biçimini çok beğendim. Sedat Girgin’in kendine has tarzı ve kullandığı renkler Ahmet Büke’nin usta kalemiyle birleşince ortaya çok güzel bir iş çıkmış.
İyi edebiyatçıların elinden çıkan çocuk kitapları bir başka güzel oluyor. Ahmet Büke, Zeyno ve ailesinin yeni maceralarını kısa zamanda bizimle tekrar buluşturur umarım.

 

 

 

Eyvah, Babam Şiir Yazıyor
Ahmet Büke
Resimleyen: Sedat Girgin
Günışığı Kitaplığı, 36 sayfa

Annemle Uzayda
Ahmet Büke
Resimleyen: Sedat Girgin
Günışığı Kitaplığı, 44 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 yılında Bursa'da doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nden mezun olduktan sonra çeşitli yayınevleri için çeviriler yaptı. Bağımsız olarak çevirmenlik yapmaktadır.

Yorum yaz