İyi Kitap

Kedi olmak isteyen çocuğun maceraları

“Neye karar verirseniz verin, bunu hiç zaman kaybetmeden yapın, çünkü insanların hayallerinin gerçekleşmesi için, zaman, niyet ve kararlılık en önemli elementlerdir.”

Yazan: Özlem Toprak

Kedilerin insanla ilişkisi sadece hayatın değil, edebiyatın da ilham veren konularından biri. Sonuçta biri diğerine benzemeyen, dahası her biri kendi içinde ayrı birer dünya olan varlıklardan söz ediyoruz. Hayvanların en çok anlaştığı insanlarsa kuşkusuz çocuklar. Oyunbazlıkları ve doğallıkları içinde onların birbirine duyduğu güvenin yeri çok başka. Muhtemelen çoğumuz kedili evlerde büyüdük ya da uzaktan da olsa sevdik onları. Peki ya kahramanı kedi olmak isteyen bir çocuk olan bir kitap varsa elimizde?… Tatlı bir macera başlıyor demektir.
Başta Kumral Ada Mavi Tuna, İki Yeşil Susamuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri olmak üzere pek çok iz bırakan romana; gezi, otobiyografi ve deneme kitabına imza atan Buket Uzuner, bu kez “yedi yaş ve üzeri tüm çocuklara” yazdığı Ah Bir Kedi Olsam! ile çocuk edebiyatına giriş yaptı. Kitabın yedi yaşındaki kahramanı Can’ın eve bir kedi alabilme mücadelesini merkeze alan roman; çocukluk-yetişkinlik, doğa sevgisi, hayvan hakları gibi pek çok farklı konuyu da gündeme getiriyor. Otobiyografik öğeler de içeren romanda Buket Uzuner’in moleküler biyoloji ve çevre bilimi eğitimine de gönderme yapan bir mikrobiyolog anneyle tanışıyoruz. Kendisi de hayvan dostu olmasına karşın, kediden bulaşacak mikroptan endişe eden ve küçük oğlunu henüz başka bir canlının sorumluluğunu üstlenecek olgunlukta görmeyen anneye ve sürekli bilgisayar başında oturan, evde ailesiyle doğru dürüst iletişim kurmayan bir babaya karşı Can bir gün isyanla “Peki, öyleyse ben de kendi çocukluğumu yoldan geçen bir büyüğe verip, onun büyüklüğüyle değiştiririm,” diye haykırır. Bu çarpıcı itirazının ödülü minik kedi yavrusu Fındık olacaktır.
Kedilerin büyülü dünyası
Can’ın hayalleri bununla da bitmez. Sabahları daha gün ağarmamışken okula gitmek için yataktan kalkan, gürültülü bir servise binen, sınıfta saatler geçiren, sıkıcı ödevlerle boğuşan, sevmediği yemekleri yararlı diye yemek zorunda kalan Can, sadece içinden geleni yaparak yaşayan minik dostu Fındık’a özenir ve kedi olmak ister. Üstelik bu isteğinde yalnız da değildir; anne ve oğlun isteği gerçeğe dönüşüp de kedi olarak uyandıklarındaysa asıl macera başlar.
Oğuz Demir’in renkli, sıcacık çizimleri ve Everest Yayınlarının renkli sayfa çerçeveli, özenli baskısıyla güzelleşen kitapta; kedi dedektifi Barbaros, veteriner Mehmet abi, dede ve anneanne gibi pek çok farklı karakterle de tanışıyoruz. Ancak anne, anneanne ve veteriner Mehmet pet shoptan cins hayvan almanın yanlışlığı, sirklerin ve yunus parklarının hayvanlara eziyet ettiği için kapatılması gerektiği gibi konularda öğretici ve mesaj verme kaygısı ağır basan bir tonda konuşmalar yaptıkça, maceranın keyfi gölgeleniyor. Aynı şekilde çok ilginç olmakla birlikte kedilere dair mitolojiden ve gerçek dünyadan bilgilerin verildiği kısımlar da uzayınca akışı engelliyor.
Öte yandan gerek kedi dedektifi Barbaros gerekse hayalle gerçeğe eşit olarak inanan anneanne çok keyifli karakterler. Yine Can’ın kimi yerlerde içerik olarak ve geniş zaman çekimli fiillerle dolu cümle yapısıyla bir yetişkin edasıyla konuşması doğallığı zedeliyor. Çünkü Can biz okurlar için en çok o çocuk zekâsıyla yaptığı kıyaslamalar ve çıkarımlarla sevimli. Deyimleri kelime anlamıyla yorumlamaya kalkınca şaşıran, yetişkinlerin sürekli çelişkilerini yakalayan Can, çocuk gözünün en tatlı temsilcilerinden biri. Tıpkı şu örnekte olduğu gibi: “Peki, yalnızca mikroskopla görülebilen mikropları bile gören annem, o kadar büyük olan devlerle ejderhaları nasıl göremiyor, işte bunu hiç anlayamıyorum!”
Kitapları çok geniş kitlelere ulaşan, ödüller kazanan ve sekiz dile çevrilmiş olan Buket Uzuner, zengin hayat birikimini edebiyatına yansıtan yazarlardan biri. Bu çocuk kitabında mikrobiyolog anne örneğine harmanladığı üniversite eğitiminin yanı sıra, sosyal medya üzerinden de yakından takip edilen hayvan hakları aktivistliğini de belirgin biçimde görmek mümkün. Edebiyata farklı kuşaklara ulaşan romanlar kazandıran 1955 Ankara doğumlu Buket Uzuner; Kuzey Sahra Afrikası, Kuzey Amerika, Kanada ve Avrupa’da uzun tren seyahatleri yapmış tutkulu bir gezgin. Değişik kültürlere değin birikimini Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları, Şehir Romantiğinin Günlüğü ve New York Seyir Defteri kitaplarında toplayan Uzuner, farklı kültürlere merakını ve sinema, turizm, reklam, çevirmenlik, eğitmenlik gibi değişik alanlardaki meslek deneyimlerini edebiyatının tamamına da özenle yediriyor. Gümüş Yaz, Gümüş Kız adında bir biyografi kitabı da bulunan verimli yazar, çeviriler aracılığıyla İtalya, Yunanistan, İsrail, İngiltere, G. Kore, Romanya, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri gibi çok farklı ülkelerde okurlarla buluşmuş durumda.
Ah Bir Kedi Olsam!, bir çocuğun gözünden görülen yetişkin dünyasının fotoğrafını sunuyor hepimize. Bu açıdan kitabın insana kendisini sorgulatan, büyürken nelerden ne için taviz verdiğini kurcalatan bir yanı da var. En önemli vurgulardan biri de kedi dedektifi Barbaros’un dediği şu cümlede saklı: “Neye karar verirseniz verin, bunu hiç zaman kaybetmeden yapın, çünkü insanların hayallerinin gerçekleşmesi için, zaman, niyet ve kararlılık en önemli elementlerdir.” Can niyetin ne demek olduğunu öğrenirken, biz okurlar da kendi hayallerimizi hatırlıyor ve yola öyle devam ediyoruz.

 

 

 

Ah Bir Kedi Olsam!
Buket Uzuner
Resimleyen: Oğuz Demir
Everest Yayınları, 152 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz