İyi Kitap

Zengin batı cephesinde yeni bir şey yok!

Medyanın taraflılığı kameramanın, muhabirin, haber yazarının, televizyon spikerinin dünya görüşlerinden mi kaynaklıdır? O medya kuruluşlarının patronları yok mudur? O patronlar, belli bir toplumsal sınıfın temsilcisi değil midir?

Yazan: Toprak Işık

İnsanlar Neden Savaşır? Niki Walker, kalemini bu sorunun yanıtını vermek için koşturmuş. Yapı Kredi Yayınları tarafından ülkemiz okuruna sunulan kitabın çevirmeni Şahika Tokel… Hedef kitle ilk gençlik…
Kitapta anlatım bozuklukları ve kulak tırmalayan cümleler ne yazık ki epeyce fazla. İki örnek:
“Ama çatışmalar ve savaşlar çıktığında BM savaşı durdurmak ve şiddetsiz bir çözüm yolu bulmak için ülkeleri ortak bir diyalog kurmaya davet etmeye çalışır.”
“Bu aslında, savaşı kazananın neler olduğunu anlatma fırsatına sahip olduğunu söylemenin bir yoludur.”
Ortalama bir okur yukarıdaki cümlelerin sorunlarını kolayca fark edecektir. Dil konusunda yeterli özenin gösterilmemiş olduğu çok açık.
Kitap, savaşın öncesinde çatışmaları ele alarak başlıyor. Toprak, iktidar hırsı, eşitsizlik, yetersiz kaynaklar ve güvenlik arayışı ilk akla gelen çatışma nedenleri arasında… Küresel çatışmaların çoğu, aynı anda bunlardan birkaçına birden dayanıyor. Din, cinsiyet ya da etnik kimliğin baskı nedeni olabildiğini hepimiz biliyoruz. Bir insanın teninin renginden dolayı eziyet görmesine sadece filmlerde rastlanmıyor.
Toprak… Şiirlerde, marşlarda vatan, memleket, yurt… Aynı zamanda zenginlik kaynağı. Hâlâ dünyanın sayısız köşesinde toprak anlaşmazlıkları yüzünden kan dökülüyor. Bu saptamaların altına Niki Walker’la birlikte herkes imza atar.
Savaşın doğurduğu kısır döngüyü anlatan güzel bir de akış diyagramı var kitapta. Süreç, silahlara ve askerlere harcanan parayla başlıyor. Böylece daha fazla kaynak ihtiyacı doğuyor ve bu kaynakları elde etmek için savaşmak gerekiyor. Savaşın galibi, gasp ettiği kaynakları satıp misliyle silah alarak savaşı sürdürüyor. Bu diyagrama bakan dikkatli okur, yazara sormadan edemez: İyi de silah tüccarları nerede? Onlar da dâhil edilseydi, döngünün kısırlığı kalkardı ortadan. Üstelik yazar, Başkan Reagan’ın, İran-Irak savaşında hem desteklediği Irak’a hem de düşman ilan ettiği İran’a silah sattığını hatırlayacak yaşta.
Somali, Kenya, Etiyopya ve Ruanda’daki savaşlardan bahsedilmiş; Afganistan’ın içinde kavrulduğu ateş çemberine geniş yer verilmiş. Taliban’ın geçmişi ve bugünü anlatılmış ama Taliban ve benzeri vahşi oluşumların Batı ile ilişkisine hiç değinilmemiş. Daha da önemlisi, milyonlarca insanı vakitsiz toprağın altına gönderen iki dünya savaşı hiç hatırlanmamış bile.
Emperyalizm bir kez olsun cümle içinde kullanılmamış. Pazara ulaşmak, ürettiği malları satmak için kan dökmekten çekinmeyen kapitalist ülkeleri anma zorunluluğu hissetmeyen yazar, şöyle hoş bir saptamada bulunmuş: “(…) dünyadaki pek çok ülke, petrolü satmak için çıkaran bir avuç ulustan alır. Ülkeler bu petrole erişimlerinin tehdit altında olduğunu hissedince çatışma çıkar.”
Ne kadar naif bir yaklaşım. Petrole ihtiyaç duyan pek çok ülke var. Bir de bu petrolü sırf satmak için çıkaran bir avuç ülke… İhtiyaç duyan ülkeler, ihtiyaçlarına erişimlerinin tehdit altında olduğunu hissedince çatışmak zorunda kalıyorlar. Vietnam’ın petrole ihtiyacı var mı? Kimin yok ki. Ama yirminci yüzyılda büyük devletleri sıraya dizip tokatlayan, ABD’yi Hollywood’a kadar kovalayan bu hırçın ülke, muazzam savaş becerisini, petrol zengini bir coğrafyaya çökmek için kullanmayı akıl edememiş nedense.
ABD, nerede petrol varsa silahını kapıp oraya demokrasi götürmek için koşuyor. Oysa kendine yetecek kadar petrolü var ve buna rağmen başkalarına ait petrol kuyularına hücum etmeden duramıyor.
Eleştirel düşünce kapsamında gençlere bir önerisi var yazarın: Okuduğunuz haberlere, doğruluğunu sorgulamadan inanmayın, diyor. Çünkü haberciler de insanmış ve yaptıkları işe, ister istemez kendi kişisel yorumlarını katarlarmış. El insaf! Medyanın taraflılığı kameramanın, muhabirin, haber yazarının, televizyon spikerinin kişisel dünya görüşlerinden mi kaynaklıdır? O medya kuruluşlarının patronları yok mudur? O patronlar, belli bir toplumsal sınıfın temsilcisi değil midir? Meselenin bu tarafına dikkat çekmek Bayan Walker’ın aklına gelmemiş.
Günümüz savaşlarının birincil nedeni emperyalistlerin doyuramadıkları kâr hırsıdır. Kendi kötülükleri ile yüzleşmek bakımından zengin Batı cephesinde yeni bir şey yok. Ve savaş mağdurlarının artık bu masallara karınları tok. Çünkü buralar hep kan, hep gözyaşı…

 

 

 

İnsanlar Neden Savaşır?
Çatışma, Savaş ve Barış
Niki Walker
Türkçeleştiren: Şahika Tokel
Yapı Kredi Yayınları, 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz