İyi Kitap

Roverandom ve güler yüzlü tevazu

Mehmet Erkurt 30 Mart 2018 Çocuk Kitaplığı, Editörün Seçtikleri, Mehmet Erkurt, Sayı 103 - Nisan 2018 Roverandom ve güler yüzlü tevazu için yorumlar kapalı

Tolkien’in, beş yaşındaki oğlu Michael için kaleme aldığı Roverandom, bir büyücü tarafından, kendisine edepsizlik ettiği gerekçesiyle küçük, cansız bir oyuncağa çevrilen, canlandıktan sonra da gerçek boyutlarına dönmeye çalışan Rover adlı köpeğin dünya ötesi yolculuğunu anlatıyor.

Yazan: Mehmet Erkurt

Çağdaş klasikler üzerine bir yazı kaleme almanın, o kalemi tutana ciddi bir ağırlık yüklediği aşikâr. Okuma deneyimini ve anlatıyla kurulan ilişkiyi aşan bir ağırlık. Roverandom’u İthaki Yayınlarından çıkan yeni baskısıyla hatırladıktan sonra, belki de ekran başında biçare oturuşlarımın bir nedeni de budur: J.R.R. Tolkien’le, onun gülümseyen gözlerinden her anlamda uzak bir noktada buluşmak.
Tarihte iz bırakmış bir yazarın adı, o izin derinliğinde yürüyen okurları sayesinde her güne daha canlı doğar. Karşınızda yalnızca bir değer değil, o değerin muhteşemliğini söze döken kalabalık bir hayran kitlesi vardır. Bu, sizi belki beklenenin de üstünde düşünmeye, sözünüzü tekrar tekrar gözden geçirmeye iter ki bu işin olumlu tarafıdır. Olumsuz tarafı ise “Sen kimsin ki…”yle başlayacak, aslında cevap dahi talep etmeyen öfkeli soru cümlelerini öngörmenizdir. Oysa Tolkien’in sesi, böylesi bir öfkenin öyle uzağındadır ki…

Tolkien ve çocuk edebiyatı
Tolkien’in anıt eseri “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesine giriş niteliğindeki Hobbit’i çocuklar için yazdığını biliriz. Öyle ki 1937 tarihli Hobbit çocuk edebiyatının en prestijli ödüllerinden Carnegie Medal’a aday gösterilmiş, New York Herald Tribune tarafından çocuk türünde en iyi kurmaca eser olarak nitelenmiştir. Nasıl Hobbit bir macera romanı (ve yeni bir evrenin anahtarı) ise Tolkien’in 1925’te kaleme aldığı, Hobbit’in ardından yayınevine sunduğu ve ölümünden sonra, 1998’de yayımlanan Roverandom da, Tolkien’in çocuklar için anlattığı bir novella, hatta masal olarak okunabilir. Ancak Tolkien’in çocuk yazını bu iki eserle sınırlı değil: Tom Bombadil’in Maceraları (1962), Noel Baba’dan Mektuplar (1976), henüz Türkçeye çevrilmemiş olan Farmer Giles of Ham (1949), Smith of Wootton Major (1967) ve Mr. Bliss (1982) de eserleri arasında.
Tolkien gibi kendi kürsüsüne sahip bir filoloji profesörünün, yarattığı kâinatla ve o kâinatın halklarıyla, dilleriyle ses getirmiş (hatta döneminde, meslektaşlarının büyük tepkilerine maruz kalmış), toplumsal hareketlerde ve akımlarda ilham kaynağı olmuş bir yazarın herhangi bir eseri çocuklar âlemiyle sınırlı kalamazdı. Üzerine kitaplarca araştırma yapılmış bir isim, her kitabıyla yetişkin sohbetlerin konusunu oluşturur. Tolkien’in herhangi bir eserini “çocuk edebiyatı” bağlamında ele almanın zorluklarından biri de bu.

Koca dünyanın “küçük” bireyleri
Tolkien’in, beş yaşındaki oğlu Michael için kaleme aldığı Roverandom, bir büyücü tarafından, kendisine edepsizlik ettiği gerekçesiyle küçük, cansız bir oyuncağa çevrilen, canlandıktan sonra da gerçek boyutlarına dönmeye çalışan Rover adlı köpeğin dünya ötesi yolculuğunu anlatıyor. Editörlerden Christina Scull’un önsözünü okuyup da Tolkien’in bu hayal gücü zengin masalı niçin yazdığını öğrendiğimizde, karşımızdaki dehanın özünde nasıl bir “insan” olduğunu hatırlıyoruz. Tolkien’ın evreninde, hatta yüreğinde koca dünyanın “küçük” bireylerinin yeri o kadar büyük ki. Bazen bir hobbit, bazen Rover gibi hem küçük hem de küçültülmüş bir köpek, bazen de beş yaşlarında bir çocuk. Kendi çocuğu olsun ya da olmasın…
Zavallı Rover, onu oyuncağa çeviren Büyücü Artaxerxes’in öfkesinden kurtulduğunu düşünürken, kitabın unutulmaz karakterlerinden Ay’daki Adam ona diyor ki: “Hayır, seni bekliyor, köpeciğim. Seni unutmadı. Şu anda, gerçek ya da oyuncak, oraya gidersen sana yeni bir büyü yapar. … [P]Samathos’un işine karışmasına çok kızdı.”
Erk sahipleri kendi aralarında didişiyor. Bu arada, “küçük” halkı, yani insanı yok saymakla kalmıyor, onları bu kavganın nesnesi hâline getirebiliyorlar. Kendi çıkar ve hesaplarını, arada kimin yandığını umursamadan sürdüren siyasiler gibi. Tolkien’in büyük sistemleri, zorluklarını ve eziciliklerini gören, yine de kararlılıkla ve tevazuyla gülümseyen babacan bakışı, tıpkı Hobbit’te ve “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinde olduğu gibi, Roverandom’da da kendini en saf hâliyle gösteriyor. İki büyük savaşı da deneyimlemiş bir hümanistin, insanı ahvalini her yaşa anlatma şekli bu.

Yeni mitoloji ve referanslar
Roverandom’da dünyamız ve Elf Diyarı bir arada konumlanıyor, Orta Dünya’nın bize aslında ender kimselerin görebileceği kadar yakın olduğu anlatılıyor. Mitolojileri, tanrıları, genesis’leriyle farklı iki âlem, sanki aynı mekânın farklı çağlarıymış gibi bir araya geliyor. Orta Dünya tanrılarının bir alt kademesini teşkil eden Büyücüler, her iki âleme de büyüleri ve saygınlıkları kadar zaafları, vasatlıkları ve konformist dertleriyle yayılmış hâlde. Bu kez masal bizim dünyamızda geçtiği için, Tolkien mitolojiyi de zaman içinde konumluyor, hatta onunla eğleniyor.
Roverandom’u böyle özenli bir tasarımla ve yayıncının kitaba verdiği önemi yansıtan bir editör önsözüyle okumak yetişkin okur için büyük bir keyif. Elbette kitaptaki önsözün ya da Tolkien’in referanslarının çocukla ne kadar buluşabileceği henüz birer soru işareti. Tolkien kavramı olmayan bir çocuk için Roverandom nedir, kurgu ve öykü ne denli tatmin edicidir, belki de öyküye dair en has eleştiri bunun cevabında yatıyor.

 

 

Roverandom
J.R.R. Tolkien
Türkçeleştiren: Niran Elçi
İthaki Yayınları, 184 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1983’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ardından, Günışığı Kitaplığı’nda, basınla ilişkiler, sosyal medya ve tanıtım içerikleri üzerine yoğunlaştıktan sonra, yayınevinin gençlik kitapları markası ON8’in editörlüğünü üstlendi. Fransızca’dan roman çevirileri yaptı. Bugün, yayıncılığa Can Çocuk’ta editör olarak devam ediyor ve Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde yıllardır geciktirdiği yüksek lisans tezini yazıyor. Çevirmenliği sürdürürken, sivil toplum çalışmalarından da kopmamaya çalışıyor. Kitaplar üzerine yazsa da, en çok okumayı tercih ediyor.