İyi Kitap

“Ya ya ya, şa şa şa Ataryemez çok yaşa.”

Yazan: Doğan Gündüz

Ataryemez, Erenköy tren istasyonu arkasındaki yoksul mahalle çocuklarının kurduğu bir futbol takımıdır. Yeri kireçle çizilmiş sahaları, kalelerinde direkleri, sırtlarında formaları, ayaklarında futbol ayakkabıları olmasa da oynadıkları bütün maçları kazanırlar. Onlarda olmayan her şeye sahip yazlıkçı çocukların takımı Papatyaspor’un kötü oyunlarını görünce övünseler de gıcır gıcır kramponlarına imrenmekten kendilerini alamazlar.
Ataryemez, Papatyaspor ile yaptığı ilk maçı 8-0 kazanır. Bu galibiyette en büyük pay eski lastik ayakkabılarla oynayan Kaptan Ahmet’indir. Papatyaspor’un kaptanı Ercan birkaç gün sonra Suadiye’li çocuklarla yapacağı maçı kazabilmek için Ahmet’e kendi takımlarına transfer olmasını teklif eder: Transfer ücreti olarak bir çift ayakkabı, forma, don, çorap, on lira da transfer parası vereceklerdir. Ahmet’in aklını çelen futbol ayakkabıları olur, teklifi hiç düşünmeden kabul eder. Ancak bu davranışı takım arkadaşlarıyla arasını açar.
Transfer Ahmet (1969), Fikret Arıt’ın (d.1918- ö.1989) yazdığı çocuk romanlarının üçüncüsüdür. Bundan önce Garip (1966), Garip’ten önce de Küçük Fedailer (1962) yayımlanmıştır. Yazarın 1961’de çıkan Hep Bu Topraklar İçin romanı ise Küçük Fedailer adlı çocuk romanının habercisidir.
Hep Bu Topraklar İçin, Marmara takımadalarından Kapıdağ ile Tekirdağ arasında kalan adalar topluluğunda yaşayan Rum ve Türk komşuların Kurtuluş Savaşı sırasında birbirlerine düşman hâle gelişlerini anlatır. Burada yazar resmi tarihin yörüngesinden çıkmadan romanını kurgular. Anlatım didaktik hatta propagandisttir. Yazar hikâyesine gerçeklik duygusu verebilmek için, anlatısında önemli tarihleri ve ada sakinlerinin demografik dağılımlarını bir roman değil de tarih yazısı yazıyormuşçasına bizzat aktarır.
Yazarın ilk çocuk romanı olan Küçük Fedailer ise kurgu, anlatım, tema olarak Hep Bu Topraklar İçin’in çocuk versiyonu gibidir. Ama bu kez düşmanla iş birliği yapan Rumların yerini Ermeniler alır. Konunun geçtiği yer de Marmara takımadaları değil Antep’tir. Dönem yine Kurtuluş Savaşı yıllarıdır. Yazar kitabın önsözünde ve romanın içinde yine yer yer romanına temel aldığı tarihi bilgileri araya girerek verir.
Romanın kahramanları on bir ve on üç yaşlarındaki Mehmet ile İsmail, şehirlerini kuşatan Fransızlara karşı savaşır. Komutanları onlardan “Antep’te durumun çok kötü” olduğunu bildiren bir mektubu yardım çağırmak için kolordu komutanına götürmelerini ister. Bu zorlu görevde Fransız kuşatmasını aşmaları gerekir. “Kanım millete helal olsun” diyerek “millet uğruna” yola çıkan iki arkadaş kısa sürede yakalanır. Serbest bırakılmalarının ardından Fransız askerlerinin yaylım ateşi altında kalırlar. Kurşun yağmurunda İsmail ölür, bacağından yaralanan Mehmet ise Amerikan hastanesinde açar gözünü. Tedavisi sırasında yabancı doktor Mehmet’e ne kadar sevecen yaklaşırsa Ermeni hastabakıcılar da o kadar kötü davranır. Mehmet Fransızlarla iş birliği içindeki Ermenilere öfkelidir. Kangren olan bacağı kesilmesine rağmen aklı bir an önce cepheye dönmekte, İsmail’in öcünü almaktadır.
Mehmet iyileşince bir Fransız çavuşuyla değişim yapılarak Türk kesimine geçer. Çarpışmak için yeniden mavzerini kuşanıp koltuk değnekleriyle sipere ilerler. Yolu üzerindeki bir arsada savaş oyunu oynayan ve ellerindeki taşları silahla ateş eder gibi Ermeni mahallesine doğru fırlatan çocuklar vardır. Bu sahne ile roman biter.
Yazarın ikinci çocuk romanı Garip, on iki yaşındaki Ateş’in yaralı, yavru bir sokak köpeğini, Garip’i, sahiplenme, ailesine kabul ettirebilme hikâyesidir. Olay herkesin birbirini tanıdığı, çocukların sokakta oynadığı, evlerin avlularında meyve ağaçlarının, bir köşesinde de kümeslerin olduğu Üsküdar Selimiye’deki bir mahallede geçer. Evin en yaşlısı babaanne, Ateş’in tüm ısrarlarına rağmen köpeği sahiplenmek istemez. Garip, bir gece tavukları çalmak için kümese giren hırsızları kovalayınca önce babaannenin güvenini, kısa bir süre sonra da bahçe içine kurulan bir kulübede yaşama hakkını kazanır.
Garip romanında hayvan hastanesi, hayvan bakımı ve kuduz konularındaki bilgiler didaktik bir şekilde aktarılır. Yine de çocuklar arası diyalogların sahiciliği, hikâyenin geçtiği yerlerin gerçek mekanlar olması, Ateş’in yavru bir köpeği korumak, kurtarmak için sarf ettiği çabanın içtenliği kitabı, yazarın ilk çocuk romanına göre daha iyi bir noktaya taşır.
1972’de Milliyet Çocuk Kitapları Dizisi’nden, Garip ve yedi ilave öyküyle bir arada yeniden yayımlanan Transfer Ahmet dostluğun, arkadaşlığın, dayanışmanın, paylaşımın güzelliğinin vurgulandığı, iyi kotarılmış çocuk romanı örneklerinden biridir. Romanın en büyük kusuru doğru, dürüst, güvenilir davranışların bir erkek meziyeti olarak ifade edilmesidir.
Kitabın dili sade, anlatımı akıcı, hikâyesi güçlüdür. Bu güç de yazarın Küçük Fedailer ya da Hep Bu Topraklar İçin romanlarındaki yaklaşımının aksine hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çocukların yüreklerine seslenebilmesinden kaynaklanmaktadır.

Hep Bu Topraklar İçin • Fikret Arıt • Baha Matbaası, İstanbul, 1961 • 107 sayfa

Küçük Fedailer • Fikret Arıt • Türkiye Yayınları, 1962 • 77 sayfa

Garip • Fikret Arıt • Baha Matbaası, İstanbul, 1966 • 62 sayfa

Transfer Ahmet • Fikret Arıt • Yalçın Ofset, İstanbul, 1969 • 84 sayfa

Transfer Ahmet • Fikret Arıt • Milliyet Çocuk Kitapları Dizisi 42, İstanbul, 1972 • 286 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Doğan Gündüz 1966’da İstanbul’da doğdu. Kitapları: Kaçan Uykuların Peşinden (Can Çocuk, 2013), Sahi Benim Annem Hangisi? (Can Çocuk, 2014), Kayıp Çocuklar Bahçesi (YKY, 2015), Unutma Oyunu (YKY, 2015), Alaturkadan Alafrangaya Zaman Osmanlı’da Mekanik Saatler (Ege Yayınları, 2015), Acayip Bir Hediye (Can Çocuk, 2015), En Sevdiğim Oyuncak (YKY, 2016), Fare Adlı Kedi (Can Çocuk, 2016), Bisküvi Kutusundaki Martı (Can Çocuk, 2016), Denize Mektuplar Atan Çocuk (YKY, 2018), Ailenin En Yaramazı (Can Çocuk, 2018)

Yorum yaz