İyi Kitap

Dinle! Ağaçlar büyüyor

“Sadece dinlemeyi bilmek gerekiyor. Sessiz olunursa insan çok daha fazla şey duyabiliyor.”

Yazan: Alev Karakartal

Luise, 7 yaşında. İlkokul birinci sınıfa gidiyor. Annesi, babası, 5 yaşındaki küçük erkek kardeşi Simon ve ergen ağabeyi Ben ile birlikte yaşıyor. Güzel resim yapabiliyor, yıldırım hızıyla koşabiliyor; gülmeyi, okumayı, oyunlar ve hikâyeler uydurmayı seviyor. Kendi başına banyo yapmak, evin yakınındaki marketten alışveriş yapmak, en iyi arkadaşı Gloria’ya bisikletle gitmek için yeteri kadar büyümüşken hayran olduğu hiphop dansını öğrenmek, akşamları istediği kadar televizyon izlemek, geç yatabilmek için çok küçük olan; her çocuğun geçmek zorunda kaldığı “yeterince ile henüz” arasındaki ince çizginin üzerinde durmadan yer değiştiren; yetişkinlerin dünyasında dirsekleriyle iterek bir yer edinmeye çalışan çocuklardan bir çocuk. Başta ebeveynleri olmak üzere başkalarına göre en büyük zaafı, “kendisi”: Luise adeta mırıltıyla, “çok sessiz” konuşuyor. Bu yüzden herkes ona “Sessiz Luise” diyor. Dünyanın türlü çeşit gürültüsü, en çok da diğer insanların hiçbir şeyi duymalarına olanak vermeyen, kendilerinden başka herkesinkini bastıran üst perdeden konuşmalarının arasında kimselerin onu duymaması, bu küçük kızın ve adını verdiği kitabın “sorunsalını” oluşturuyor.

“Doğru, Luise biraz sessiz konuşuyor. O nedenle ona herkes Sessiz Luise diyor. Luise sessiz konuşmasının neden her zaman problem olduğunu soruyor kendi kendine.

Bak! Örneğin rüzgâr açık pencereden içeriye estiğinde perde de son derece sessiz hışırdıyor ama kimse rüzgârın büyük ve güçlü olduğundan kuşku duymuyor.

Sadece dinlemeyi bilmek gerekiyor. Sessiz olunursa insan çok daha fazla şey duyabiliyor.”

Sessiz Luise, Alman yazar Renus Berbig’in çocuklar için yazdığı birkaç kitabının sonuncusu. Münih’te iletişim bilimleri, sosyoloji ve sosyal psikoloji okuduktan sonra direksiyonu yazarlığa kıran Berbig’in özgeçmişinden, kitaptan çok çocuklara yönelik radyo oyunları yazmak üzere mesai harcamayı tercih ettiğini anlıyoruz. Düzenli olarak Bavyera Radyosu için çocuk oyunları ve seriler yazan yazar, “Kral O” adlı oyunuyla Avrupa Radyo Kurumlarının Uluslararası Çocuk Radyo Oyunu
Ödülü’ne de layık görülmüş.

Berbig, Sessiz Luise için enteresan bir “tasarımı” tercih etmiş. Her bölümün başında, annesi veya babasının çeşitli vesilelerle ona artık büyüdüğünü hatırlattığını görüyoruz misal. Tekrar tekrar, aynı kelimelerle. Luise’in yeterince büyük olmamasından ne denli mustarip olduğunu gördükçe, giderek tuhaflaşan bir vurgu hâlini alıyor bu hatırlatma. Tıpkı ergen ağabeyin aksine, kardeşi Simon’un 5 yaşının düzenli ve sürekli olarak belirtilmesi gibi. Ve elbette, Luise’in kitabın konusunu oluşturan “problemi”: “Çok sessiz konuştuğu için herkes Luise’e Sessiz Luise diyor,” cümlesini onlarca kez, kitabın her bir kaç sayfasında bir tekrarlamak, tekrarın gücüne yapılan bir gönderme ve/veya müzik eserlerinde olduğu gibi nakaratla yaratmak istenen ritmle ilgili değilse, “yazarın ilginç bir kurgu anlayışı olmalı” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bütün bunların yerine, Luise’in küçük yaşına rağmen hayatla ilişkisi üzerine biraz daha derinleşmeyi tercih etmesi hâlinde ortaya çıkabilecek olan metni düşündüğünüzdeyse yazıklanıyorsunuz:

“İnsan ilginç bir şey gördüğünde iyice incelemeli. Bunun için de zamana ihtiyaç var, diye düşünüyor Luise,” cümlesinin peşine düşmek gibi mesela. Ya da şu diyaloğun:

“Yapacak bir şey yok, sen daha küçüksün,” diyor Ben. “Bilmediğin çok şey var. Büyüklerin çocukları dinlememeleri çok normal. Her zaman böyledir.”
“Ama bu çok aptalca” diye söyleniyor Luise.
“Ben bir sürü şey biliyorum, koku alabiliyorum ve duyabiliyorum.” “Ee, ne var bunda?” Ben omuzlarını silkiyor. “Herkes duyabilir, herkes koku alabilir.” “Peki o zaman niye kimse otobanların kötü koktuğunu ve çok gürültülü olduğunu fark etmiyor” diye soruyor.
“Aslında fark ediyorlar,” yanıtını veriyor Ben, “ama önemsemiyorlar.”

Kısa, şimdiki zamanda kurulan cümlelerde Berbig’in uzman olduğu radyo metni yazarlığının etkisini rahatlıkla görebildiğiniz metinde, arada bir belirip kaybolan “zaman kaymaları”nın, yazarın tercihinden mi çeviriyle ilgili bir sorundan mı kaynaklandığını ise anlayamıyorsunuz.

Kitabı tanınmış, ödüllü Alman illüstratör Anke Kuhl resimlemiş. Sessiz Luise, iki sanatçının ilk çalışması değil. Daha önce de Berbig’in noel kitabı için birlikte çalışmışlar. Renkli ve sevimli çizimler, çocukların hoşuna gidecektir.

Hep Kitap’tan çıkan Sessiz Luise, ülkemizde pek bilinmeyen bir yazarı tanımak, dünyasına ve diline aşina olmak isteyenler için bir seçim olabilir. Belki utangaç ve sessiz bir kaç kız ve oğlan çocuğunun, dünyanın yüzüne karşı haykırmanın değil onu dinlemenin kıymetini erkenden anlamalarına vesile olursa, yazarın bilemediğimiz ama öyle olduğunu sandığımız muradı da hâsıl olur, yazın dünyasının “gürültüsü” arasında alçak sesli bir not olarak yerini bulur.

 

 

 

Sessiz Luise
Renus Berbig
Resimleyen: Anke Kuhl
Türkçeleştiren: Süheyla Kaya
Hep Kitap, 156 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz