İyi Kitap

İshak Reyna’nın derlemesine giren öyküler, polisiyenin tipik unsurlarına yer verirken türün öncülerini ve farklılıklarını da göz önünde bulunduruyor.

Yazan: Seval Şahin

İshak Reyna tarafından hazırlanan Polisiye Öyküler derlemesi, bir türü tanıtmak ve sevdirmek için hazırlanmış çok güzel bir kitap. Polisiye hakkında bir derleme söz konusu olduğunda -dünyada tüm edebî türler içinde, çok satanlar listesinde başta gelen bir tür göz önüne alındığında-, benzeri birçok örneğin olması gerektiğini düşünürken, ne yazık ki Türkçede böyle olmadığını biliyoruz. Bu sebeple Reyna’nın derlemesi, türe dair hazırlanacak başka derlemeler açısından önemli bir işlev de üstlenmekte.

Polisiye, bütün dünyada çok satan bir tür olduğu kadar, çeşitliliğiyle de ayrı bir öneme sahiptir. Her şeyin tek bir mekânda olup bittiği kapalı oda muammalarından gangsterlerin at koşturduğu heyecanlı kovalamacalara; gerçek suçların hikâyeleştirilmesinden olağanüstü olaylarla ve bilimkurguyla harmanlanan alt türlere kadar zengin bir çeşitliliği içinde barındırır. Tabii bunların hepsinde ortak nokta, bir suç işlenmesidir. Polisiye, suçun kurguya taşınmasını başat mesele edinirken bunu araştıracak bir kişiye, araştırma sürecine ve sonunda suçun çözüme kavuşturulmasına da ihtiyaç duyar. Bu sebeple bir kurguda tek başına suçun var olması onu polisiye yapmaya yetmez. Suçun araştırılması ve açığa kavuşturulmasıda önemlidir. Polisiye, İshak Reyna’nın derlemesinin başında da belirttiği gibi modern bir türdür: “İnsanın suçla ilişkisi insanlık tarihi kadar eski olsa da, öykü ve romanlardan sinema ve televizyon dizilerine, günümüzün en gözde türlerinden polisiyenin geçmişi aslında iki yüz yılı bile bulmaz. Bu yönüyle neredeyse bütünüyle modernleşmenin ve onun unsurlarından sanayileşmeyle şehirleşmenin bir ürünüdür denebilir polisiyeye…” (s7)

Bu yeni türün önemli özelliği ise “nedensellik”tir. Polisiyede her şey bir mantık silsilesi içinde olmalı, mutlaka her şeyin bir açıklaması bulunmalıdır. Bu açıklamada da neden-sonuç ilişkisi gereklidir. Tabii asıl soru, suçun neden işlendiğidir. Suçu araştıran kişi her zaman öncelikle bu konu üzerinde durmak zorundadır. Başka türlü, suçun aydınlatılması konusunda sıkıntı ortaya çıkar. Okur, metinden yeteri kadar tatmin olmuş sayılmaz. Bu sebeple neden ve sonuç arasındaki bağlantı kurulmalı, her şey bir tesadüf eseri olmamalıdır. Polisiyenin nedensellikle kurduğu bu bağ, türün aklı öncelemesini hatta kutsamasını sağlar. Suçu araştıran dedektif, polis veya her kimse, suçlunun ipuçlarını hep bu nedensellik ilişkisini aklında tutarak izlemeli, kanıtlardan yola çıkarak varsayımlarda bulunmalı ve sonunda her şeyi birleştirebilmelidir. Tüm bunlarda ona yardımcı olacak şey ise aklını kullanmasını kolaylaştıracak bir unsur olarak bilim ve bilimsel ilerlemedir. Yeni icatlar, suçluları bulmak konusundaki hünerleri kadar suçlu peşindeki kişiye yardımcı olacaktır. Bu sebeple akıl, bilim ve varsayım polisiyenin olmazsa olmazı olarak ortaya çıkar. Polisiyelerde suç araştırılırken bol miktarda ilaç isimleri, ülke iklimleri vb. gibi kurgu dışı anlatılara girilmesinin sebebi de budur. Her suç, kendine has bir araştırma yöntemi gerektirir ve bunun için suçluyu bulmaya çalışan kişi nedensellik bağını kurabilmek için hep yeni bir şeyler öğrenmek zorundadır. Bu öğrendiklerini de biz okurlarla paylaşır.

İshak Reyna’nın derlemesine giren öyküler, polisiyenin tipik unsurlarına yer verirken türün öncülerini ve farklılıklarını da göz önünde bulunduruyor. İlk öykü, türün dünyada başlangıcı kabul edilen Edgar Allan Poe’nun “Çalınan Mektup”u. Poe’nun yarattığı Dupin karakteri; bir suç, araştırma ve çözümü içinde barındıran ilk polisiye öykünün kahramanı. Öte yandan, Reyna’nın kitabın başında yer alan “Polisiye Öyküler ve Bir Polisiye Şiir” yazısında belirttiği gibi E.T.A. Hoffmann’ın “Matmazel Scuderi” (1819) adlı öyküsünün pekâlâ türün ilklerinden olduğunu ve dahası “ilk kadın dedektif öyküsü” olarak kabul edilebileceğini düşünüyorum.

Derlemede türün olmazsa olmaz efsanevi kahramanı Sherlock Holmes’ün “Son Muamma” adlı macerasına da yer verilmiş. Bu hikâye, Holmes’ün hem kendini hem de en büyük düşmanı Profesör Moriaty ile ilişkisini anlatması; Holmes’ün en az kendisi kadar zeki ve hünerli biriyle karşılaşması açısından ilginçtir.

Türün Fransa’daki öncülerinden Maurice Leblanc’tan ise “Kırmızı Eşarp” öyküsü derlemeye seçilmiştir. Leblanc’ın en az Holmes kadar meşhur, hatta bizzat yaratılmasına sebep olduğu meşhur kahramanı Arséne Lupin’in maceraları arasında yer alan bu öykü de -tipik bir Lupin öyküsü olarak- derlemede yerini almıştır. Lupin ve müfettiş Ganimard arasındaki dostluk-rekabet ilişkisi çoğu zaman bu öykülerde belirleyici bir iletişim tarzı olmuştur.

Derlemede yer alan, başkahramanının bir rahip olduğu, Chesterton’un “Mavi Taşlı Haç”ı da türün klasikleri arasında yer almaktadır.

Reyna’nın kitabın başında belirttiği, Şavkar Altınel’in “polisiye şiir’i ise telif hakları sebebiyle derlemeye alınamayan Agatha Christie’ye bir selam niteliğindeki “Agatha Christie’nin Son Romanı” şiiridir ve türün farklılığını göstermek açısından derlemeye ayrıca bir değer katmaktadır. Bu açıdan Max Aub’un “Örnek Suçlar-32” metni de dikkate değerdir. Polisiyenin upuzun anlatılarıyla alay edercesine bir sadelikle kurulmuş bu metin, biz okurları en az on katı uzunluktaki polisiyeler kadar düşünceye sevk eder.

Seçkide, Türkiye’de Oktay Rifat, Bilge Karasu, Sait Faik Abasıyanık, Tahsin Yücel gibi yazarlar tarafından eserleri çevrilen Georges Simenon’un “Salapuryada Asılı İki Kişi” öyküsüne yer verilmesi de türün belli başlı yazarlarını tanıtmak açısından önemlidir. Leonardo Sciascia ise türün “mafya” örneği olarak derlemede yerini alır.

Yerli polisiyelerden seçilen örneklerde ilk sırayı, İskender Fahrettin Sertelli’nin Behlül Dana takma adıyla yazdığı, Şeytan Hadiye’nin maceraları arasındaki
“Prensesin Tarağı” alır. Didem Ardalı Büyükarman tarafından Arap harflerinden Latin harflerine aktarılarak Şeytan Hadiye adıyla yayımlanan bu kitaptan, Hadiye’nin İngiltere’deki maceralarından biri seçilmiştir.

Çetin Altan’ın “Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri-14”, yazarın gazetedeki köşesinde yayımlandıktan sonra kitaplaşan öykülerinden biridir ve kahramanı, uzun yol gemi telsizciliğinden emekli amatör bir özel dedektiftir.

Çağdaş yerli polisiye yazarlarından Celil Oker, Nihan Taştekin, Cenk Çalışır, Algan Sezgintüredi, Çağatay Yaşmut ve Çağan Dikenelli’nin de birer polisiye öyküsü derlemede yer almıştır. Türkiye’de polisiye denilince ilk akla gelen isimlerden Ahmet Ümit ise seçkiye katılamamıştır. Buna rağmen Reyna’nın da belirttiği gibi “yaygın tanınırlığı sonucu okurun eserlerine kolayca ulaşabilmesi bu açığı büyük oranda gidermektedir de.”(s14)

Yerli polisiyenin olmazsa olması Peyami Safa’nın Server Bedi takma adıyla 1924-1961 yılları arasında yazdığı “Cingöz Recai” kitapları ise telif hakları sebebiyle derlemeye alınamamıştır. Onun yerine Reyna, polisiye edebiyat üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Erol Üyepazarcı’nın Cingöz Recai kitapları üzerine yazdığı bir yazıyı derlemeye koymuştur. Benzer şekilde türe katkıda bulunan Sevil Atasoy’un bir makalesi de derlemeye alınmıştır.

Polisiye Öyküler’in sonunda yer alan “Meraklısına Ek” başlıklı kısım türü daha yakından tanımak için bir kaynakça niteliğini taşımaktadır. Türe dair yerli ve çeviri eserlerden bir seçki yapılan bu bölümde, öncelikle polisiye türü için yapılan derlemelere yer verilmiş, ardından türe dair yayımlanmış son yirmi beş yılın öne çıkan kitaplarından oluşan bir seçki listelenmiştir.

İshak Reyna’nın Polisiye Öyküler derlemesi, bir türü tanımak açısından çok yararlı, okuru polisiye okumanın derinliklerinde dolaştıracak bir eser.

 

 

Polisiye Öyküler
Derleyen: İshak Reyna
Kelime Yayınları, 310 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz