İyi Kitap

Beynin günde yetmiş bin düşünce geliştiriyor olması eminim sana da şaşırtıcı gelecektir. Demek ki hepimiz çok düşünceliyiz. Madem öyle, bu kadar kavga niye, diye sormadan edemiyor insan.

Yazan:Toprak Işık

Carlo Carzan ve Sonia Scalco’nun yazdıkları kitabın adı, Çalıştır Saksıyı. Keşke eseri resimleyen Ignazio Fulghesu’nun ve Türkçeleştiren Kemal Atakay’ın da isimleri kapakta olsaymış. Domingo Yayınevi tarafından ülkemiz okuruna sunulan kitap, saksının, yani beynin çalışmasını konu ediniyor.

İsteyen, parmağıyla kafasına sertçe birkaç kez vursun. Eli acıyacaktır. O tas, sağlam olmak zorunda çünkü paha biçilmez bir organımızı koruyor. Keşke kimsenin beyni, sorumluluklarını “eh işte” kıvamında yerine getirmekle kalmasa, herkesinki ışıltısıyla göz kamaştırsa. Dilemekle olmuyor, bunun için saksıyı çalıştırmak gerek. İşleyen demir ışıldıyor, çalıştırılan beyin gelişiyor.

Çalıştır Saksıyı, beynin geliştirilmesi ve etkin biçimde kullanılması konusunda yöntemler öneren, alıştırmalar yaptıran bir kitap. Alt başlığı da bunu ilan ediyor zaten: Beyni Geliştirmek İçin Oyunlar, Aktiviteler ve İpuçları…

Beynimiz ortalama 1400 grammış. Hayvanların çoğu bizden iri olduğu hâlde bizimkinden daha hafif bir beyne sahipmiş. Yunuslarınki ortalama 1700 gramken, koskoca devenin beyni ise sadece 680 grammış.

Gramaj bilgisinden sonra beynin coğrafi haritası sunuluyor: Ön lob, yan lob, arka lob, şakak lobu ve beyincik… Hiçbiri lob olsun, yer dolsun diye bulunmuyor kafatasının içinde. Motor kas becerilerinde bir sorun varsa ön lobda aksaklıklar olması olasıdır. Dil öğrenemeyenlerden misin? Bundan şakak lobu sorumlu. Görsel bilgileri algılayıp işlemek arka lobun yükümlülüğü. Duyu verileri ise yan lobdan soruluyor.

Beynin sol yarım küresi mantıksal ve rasyonel işlevleri yerine getiriyor; sağ yarım küre sezgisel ve yaratıcılık gerektiren becerileri yönlendiriyor. Sözel hafıza da solda; buna karşın çizim, müzik, şarkı, sanat ve dans sağda… İki yarım kürenin birbirinden ayrışmış sorumlulukları saymakla bitmiyor. Okur, kendi beyninde hangi yarım kürenin daha gelişkin olduğunu keşfetsin diye minik bir test de bulunuyor kitapta. Yarı küreleri birbirine bağlayan korpus kallozum adlı kütle, solaklar ile iki elini birden kullanabilenlerde diğer insanlardakine göre yüzde on bir daha büyük.

Hani o, kafamı gereksiz bilgilerle doldurmayayım kaygısı var ya… Gereksiz bilgilerden gereklilere yer kalmayacağı endişesine hiç gerek yok. Beynimizdeki hafıza dolmuyor; tam tersine kullandıkça gelişiyor.

Beyinde ağrı algılayıcılarının olmadığını biliyor muydun? Ee, o zaman ağrıları nasıl hissediyoruz? Kafatasının üst bölümündeki reseptörler sayesinde… Beynindeki enerjiyle bir ampulü yakabildiğinden de haberin yoktur belki. Bazı kokuların beyni rahatlattığını pek çok insan biliyordur. Lavanta kokusu da bunlardan biri. Beynin günde yetmiş bin düşünce geliştiriyor olması eminim sana da şaşırtıcı gelecektir. Demek ki hepimiz çok düşünceliyiz. Madem öyle, bu kadar kavga niye, diye sormadan edemiyor insan.

Nörobilimciler, hafızanın yaratıcı süreçler aracılığı ile harekete geçtiğini keşfetmişler. Bu yüzden, bilgi ve kavramları ezberlemek için sağ yarım kürenin becerilerini geliştirmek gerekiyormuş. “Topladığın bilgiler, ancak duygu alanı ile etkileşime girdiğinde, uzun süreli hafızanın bir parçasına dönüşür.” Bu gerçek paralelinde kurgulanmış güzel alıştırmalara rastlayacaksın.

Kitabın dilinde çok az hata var. Yok sayacak kadar az… Hata deyince, kitapta hata yapmanın olumlu yanlarından da bahsedilmiş. “Hata yapmayı neredeyse kaçınılmaz kılacak kadar zor problemlerle başa çıkma cesaretini göstermezsek bilgi ilerlemez. Gerçekten de en çok şeyi, en iddialı teorilerimiz sayesinde (hatalı olanlar da dâhil) öğreniriz.” Karl Poper’in bu sözü eşliğinde hata yapmanın nasıl şansa dönüştüğü anlatılmış. Olmaz öyle şey, diyen, okuyup pek de güzel öyle olduğunu görmeli.

İnsan bu güzel kitabı okurken, acaba üslup biraz fazla mı didaktik diye düşünebiliyor. Onu öyle yap, bunu böyle yap, şeklindeki tavsiyeler oldukça çok. Galiba okur bu kadarına katlanabilir. Sonuçta beynin iyiliği için söyleniyor bunlar.

Sadece kendi beyninle bütün dünyanın yükünü taşıyamazsın. Herkes saksıyı çalıştırmalı. O yüzden bu kitabı ne kadar çok kişi okusa o kadar iyi olur. Kitabın üslubu çocuklara ve gençlere yönelik; ancak içindeki bilgiler ile alıştırmalar büyüklere de hitap ediyor. Onlar da sıkılmadan okuyup yararlanabilirler.

 

 

 

Çalıştır Saksıyı
Carlo Carzan – Sonia Scalco
Resimleyen: Ignazio Fulghesu
Türkçeleştiren: Kemal Atakay
Domingo Yayınevi, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.